
11 Eylül’den Önce Uyarılar Vardı: Peki Saldırılar Neden Önlenemedi?
Neden kimse yaklaşan felaketi durduramadı?
11 Eylül 2001, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nin değil, dünya tarihinin de seyrini değiştiren günlerden biri oldu. New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne ve Pentagon’a düzenlenen saldırılar, binlerce insanın yaşamını yitirmesine yol açarken uluslararası güvenlik politikalarında da yeni bir dönemin başlangıcını oluşturdu.
Yıllar sonra kamuoyuyla paylaşılan CIA belgeleri ise saldırılardan önce ABD yönetimine El Kaide ve Usame bin Ladin kaynaklı tehditler konusunda çeşitli uyarılar yapıldığını yeniden gündeme taşıdı.
Belgelerde yer alan en dikkat çekici ayrıntılardan biri, saldırılardan yıllar önce Bin Ladin’in ABD topraklarını hedef alma niyetine ilişkin istihbaratın bulunması. Daha da önemlisi, 6 Ağustos 2001 tarihinde dönemin ABD Başkanı George W. Bush’a sunulan günlük istihbarat brifinginin başlığıydı: “Bin Ladin ABD’de saldırı yapmaya kararlı.”
Ancak bu uyarılardan yaklaşık bir ay sonra dünya, televizyon ekranlarından tarihin en sarsıcı saldırılarından birine tanıklık etti.
11 Eylül sabahı kaçırılan American Airlines'ın 11 sefer sayılı uçağı saat 08.46’da Dünya Ticaret Merkezi’nin Kuzey Kulesi’ne çarptı. İlk çarpışmanın ardından kameralar New York’a çevrilmiş, Kuzey Kulesi’nden yükselen dumanlar canlı yayınlarla dünyaya aktarılmaya başlanmıştı.
Sadece 17 dakika sonra, saat 09.03’te United Airlines'ın 175 sefer sayılı uçağı bu kez Güney Kulesi’ne çarptı. İkinci çarpışmanın canlı yayında gerçekleşmesiyle yaşananların bir kaza olmadığı artık açıktı.
Kaçırılan üçüncü uçak Pentagon’a çarparken, dördüncü uçak Pensilvanya’da bir araziye düştü.
Saldırılarda 19 saldırgan dışında toplam 2 bin 977 kişi hayatını kaybetti. Binlerce aile yakınlarını kaybetti; New York’un silueti değişti ve saldırıların ardından alınan siyasi ve askerî kararlar dünyanın sonraki yıllarını derinden etkiledi.
Bugün geriye dönüp bakıldığında tartışmanın merkezinde yalnızca “İstihbarat var mıydı?” sorusu bulunmuyor. Asıl mesele, farklı zamanlarda elde edilen tehdit bilgilerinin ne ölçüde bir araya getirilebildiği, nasıl değerlendirildiği ve neden saldırıları engelleyecek somut önlemlere dönüştürülemediği.
Çünkü tarihin en büyük güvenlik felaketlerinden biri, bazen tehlikeyi önceden bilmenin tek başına yeterli olmadığını da gösterdi.
11 Eylül’ün üzerinden yıllar geçti, fakat geride kalan soru hâlâ önemini koruyor: Uyarılar vardıysa, neden kimse yaklaşan felaketi durduramadı?


