
12 Eylül Bitmedi: Üniformasını Çıkardı
Editör Masası
12 Eylül Bitmedi: Üniformasını Çıkardı
12 Eylül 1980, yalnızca yönetime el koyan generallerden ibaret değildi. Bir ülkenin siyasal iradesini kırma, emeği etkisizleştirme ve toplumu itaat üzerinden yeniden kurma programıydı. Generaller gitti; kurdukları düzenin refleksleri kaldı.
Darbe, parlamentoyu ve siyasi partileri kapattı; sendikal faaliyetleri durdurdu, grevleri yasakladı. Yüz binlerce insan gözaltına alındı, işkence sistematikleşti, 50 kişi idam edildi. Ardından hazırlanan 1982 Anayasası, özgürlüğü devletin izin verdiği sınırlara hapseden bir siyasal mimari kurdu. Bu anayasa defalarca değiştirildi ama devlet ile yurttaş arasındaki otoriter ilişki bütünüyle tasfiye edilmedi.
12 Eylül’ün kalıcı başarısı, yalnızca muhalifleri cezaevine doldurması değildi. Örgütlü toplumu dağıttı; emeği siyasal bir güç olmaktan çıkardı. Darbenin sağladığı baskı ortamında 24 Ocak kararlarının piyasa programı uygulandı; ücretler geriletildi, sendikalar zayıflatıldı, güvencesizlik yeni ekonomik düzenin zemini hâline getirildi. Uluslararası sendikal kaynaklar da 1980 darbesinin sendikal gelişimi uzun yıllar kesintiye uğrattığını kaydediyor.
Üniversitelerin üzerine 1981’de kurulan YÖK yerleştirildi. Bilginin özerkliği, merkezî denetimin ve idarî sadakatin arkasına itildi. Kurum hâlâ ayakta; kanunu hâlâ yürürlükte. Bu nedenle 12 Eylül’e yalnızca geçmişte kalmış bir askerî rejim gibi bakmak, darbenin en büyük siyasal başarısını görünmez kılar.
Bugün tanklar kışlada olabilir. Fakat iktidarın eleştiriyi tehdit, örgütlenmeyi tehlike, itirazı suç olarak görmesi darbe hukukunun yaşayan tarafıdır. Dün askerî mahkemelerin yaptığı işi bugün siyasallaştırılmış yargı; dün sansür kurullarının yaptığını bugün erişim engelleri, soruşturmalar ve ekonomik baskı sürdürüyor. Değişen araçlardır; korunmak istenen iktidar ilişkisidir.
12 Eylül’le hesaplaşmak, yılda bir kez Kenan Evren’i lanetlemek değildir. Darbenin anayasada, üniversitede, çalışma hayatında ve devlet dilinde bıraktığı düzenekleri sökmektir. Bunu yapmadan söylenen her “demokrasi” sözü eksik, her darbe karşıtlığı seçmeci kalır.
Postal çıktı diye düzen sivilleşmez.
İtaat sürüyorsa darbe de sürüyordur.


