Dünya - Dış Politika

5 Bin Dolarlık Çek Değil, Seçmenin İradesine Yazılmış Bir Senet

Barış Meriç İtiraz Payı için yazdı..

Dış Haberler Servisi profil fotoğrafıDış Haberler ServisiDış Haberler Servisi
12 Eylül 20263 dk okuma

Donald Trump’ın her Amerikan vatandaşına 5 bin dolar ödeme vaadi, ekonomik bir programdan çok seçim meydanında sergilenen pahalı bir siyasi illüzyona benziyor. Haberde aktarıldığı şekliyle, yönetimin üst düzey isimlerinin bile hazırlıksız yakalandığı bu çıkış; üzerinde çalışılmış bir sosyal politika değil, yaklaşan ara seçimlerin baskısıyla ortaya atılmış popülist bir hamledir.

Bir ülkenin bütçesi miting kürsüsünden dağıtılacak seçim hediyesi değildir. Maliyeti 1 trilyon doları aşabilecek bir teklifin finansmanı, uygulama yöntemi ve hukuki zemini açıklanmadan alkışa sunulması, ekonomik sorumsuzluğun ötesinde siyasal ciddiyet krizidir. Beyaz Saray’ın sonradan yayımladığı bilgi notunda bile paranın nereden bulunacağının ortaya konulamaması, ortada hazırlanmış bir devlet politikası değil, sonradan içi doldurulmaya çalışılan bir slogan bulunduğunu göstermektedir.

Trump’ın tarifelerden elde edilecek geliri kaynak göstermesi de hesabı değiştirmiyor. Eğer bağımsız kuruluşların belirttiği gibi tarife gelirleri maliyetin ancak küçük bir bölümünü karşılayabilecekse, kalan devasa fatura ya yeni borçla, ya daha ağır vergilerle ya da kamu hizmetlerinde kesintiyle yurttaşların önüne gelecektir. Başka bir ifadeyle Trump, seçmene kendi cebinden para vermeyi değil, seçmenin gelecekte ödeyeceği parayı bugün siyasi gösteriye dönüştürmeyi vaat etmektedir.

Üstelik tarifeler gökten para yağdıran sihirli bir mekanizma değildir. İthal ürünlerin maliyetini artıran politikaların faturası çoğu zaman şirketler aracılığıyla tüketiciye yansır. Böyle bir tabloda halka önce daha pahalı bir hayat dayatıp ardından 5 bin dolarlık çek uzatmak, yangını körükleyip mağdurlara bir kova su satmaya benzer.

Asıl tehlike ekonomik hesap hatasından da büyüktür. Demokrasilerde seçmenin desteği kamu kaynaklarıyla satın alınabilecek bir meta değildir. Seçim öncesinde, ayrıntıları açıklanmamış devasa nakit ödemeleri vaat etmek; sosyal devlet anlayışıyla değil, iktidarı korumak için devlet hazinesini propaganda aracına dönüştürme eğilimiyle açıklanabilir. Yardım politikası ihtiyaç, adalet ve sürdürülebilirlik üzerine kurulur. Siyasi rüşvet görüntüsü veren popülizm ise zamanlamaya, alkışa ve sandık hesabına dayanır.

Cumhuriyetçi Parti yıllardır bütçe disiplini, sınırlı devlet ve mali sorumluluk söylemini savunuyor. Şimdi aynı çevrelerin, sırf liderleri söyledi diye trilyon dolarlık bir seçim çekine sessiz kalması, ilkelerin yerini kişiye bağlılığın aldığını gösterecektir. Trump’ın vaadi yalnızca federal bütçeyi değil, kendi partisinin ideolojik tutarlılığını da sınamaktadır.

Hayat pahalılığından bunalan insanların sıkıntısı gerçektir. Ancak bu sıkıntıyı kalıcı ücret politikalarıyla, erişilebilir sağlık hizmetleriyle, konut maliyetlerini düşürecek önlemlerle ve güvenilir bir enflasyon programıyla çözmek yerine tek seferlik çeklere indirgemek, halkın derdini çözmek değil sömürmektir. Yurttaşın ekonomik çaresizliğini seçim kampanyasının hammaddesine çevirmek, güçlü liderlik değil; toplumsal kırılganlık üzerinden iktidar pazarlığı yapmaktır.

Amerikan halkının ihtiyacı üzerinde rakam yazan bir propaganda kâğıdı değil, hesabı verilmiş bir ekonomi politikasıdır. Finansmanı belirsiz, Kongre süreci tartışmalı ve enflasyon riski taşıyan bu vaat, cömertlik değil sorumsuzluktur. Trump’ın 5 bin dolarlık çeki seçmenin cebine girmeden önce bile ağır bir siyasi bedel yaratmıştır: Devlet yönetiminin ciddiyetini, bütçe ahlakını ve seçmen iradesine duyulması gereken saygıyı aşındırmıştır.

Bu nedenle mesele “Halka para verilsin mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl soru şudur: Bir başkan, iktidarını korumak uğruna gelecek kuşakların parasını seçim meydanında dağıtma vaadinde bulunabilir mi?

Demokratik ve mali açıdan verilecek cevap açıktır: Devlet hazinesi hiçbir siyasetçinin seçim kasası değildir.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Dünya - Dış Politika
Somdeep Sen16 Ekim 20265 dk okuma

İsrail neden kokulu suyu seviyor?

Dünya - Dış Politika
Dış Haberler Servisi23 Eylül 20262 dk okuma

11 Eylül’den Önce Uyarılar Vardı: Peki Saldırılar Neden Önlenemedi?

Dünya - Dış Politika
Dış Haberler Servisi18 Eylül 20263 dk okuma

İsrail’in İşkence Düzeni