Edebiyat

Bodrum’a Sürgün

"Denize açılan teknelerde onun izini bulmak hâlâ mümkün."

Kültür Sanat Servisi profil fotoğrafıKültür Sanat ServisiKültür Sanat Servisi
15 Ekim 20263 dk okuma

Bazı sürgünler insanı yurdundan uzaklaştırır; bazılarıysa ona yeni bir yurt verir. Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın Bodrum’la ilişkisi de böyle başladı. 1925’te, asker kaçaklarının yargılanmadan idam edilmesini konu alan bir yazısı nedeniyle Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından üç yıl kalebentliğe mahkûm edildi. Cezasını çekmek üzere gönderildiği Bodrum, o yıllarda yoksul ve ulaşılması güç bir kıyı kasabasıydı. Cevat Şakir’in orada bulduğu ise yalnızca bir sürgün yeri değil, hayatının geri kalanını biçimlendirecek bir dünyaydı.

Robert Kolej’de okumuş, Oxford’da tarih öğrenimi görmüş; resimden gazeteciliğe uzanan geniş bir alanda çalışmıştı. Bodrum’a geldiğinde kasabanın yoksulluğunun ardındaki zenginliği gördü: denizi, balıkçıları, sünger avcılarını ve antik Halikarnassos’un izlerini… “Halikarnas Balıkçısı” adını da bu eski kentten aldı. Sürgünün ardından bir süre İstanbul’da bulunsa da Bodrum’a geri döndü ve yaklaşık yirmi yıl burada yaşadı. Bu nedenle onun Bodrum’la ilişkisi, geçici bir hayranlıktan çok daha derindi.

Cevat Şakir yalnızca Bodrum’u yazmadı; kasabanın günlük hayatına da karıştı. Başka bölgelerden getirttiği tohum ve fidanları çevresine dikti, bitki yetiştirdi, kıyıları dolaştı ve antik kalıntıları araştırdı. Bodrum’un yeşillenmesine katkısı zamanla onun hakkında anlatılan hikâyelerin önemli bir parçası oldu. Bu yüzden onu kasabanın ilk rehberlerinden ve gönüllü bahçıvanlarından biri saymak yanlış olmaz; ancak “Bodrum’un ilk peyzaj mimarı” gibi kesin unvanlar tarihsel bir gerçekten çok yakıştırmadır.

Aganta Burina Burinata, Mavi Sürgün ve Deniz Gurbetçileri gibi eserlerinde deniz, yalnızca olayların geçtiği bir yer değildir. Balıkçıların, gemicilerin ve sünger avcılarının geçim kapısı; aynı zamanda tehlike, yalnızlık ve özgürlüktür. Cevat Şakir, deniz insanlarının dilini ve yaşama biçimini edebiyata taşıyarak Türkçedeki deniz anlatısının başlıca temsilcilerinden biri oldu. Onun metinlerinde Ege, uzaktan seyredilen bir manzara değil, içinde yaşanan bir hayattır.

Bodrum’dan açılan bu bakış, daha sonra “Mavi Yolculuk” adıyla anılacak gezilere de yön verdi. Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve dönemin başka aydınlarıyla yapılan tekne yolculukları, Ege kıyılarını denizden tanımanın yanı sıra Anadolu’nun tarihini yeniden düşünme çabasıydı. Cevat Şakir, Antik Yunan diye anılan kültürün Anadolu’yla bağını öne çıkardı; Homeros, Herodotos ve İyonya düşünürlerini bu coğrafyanın mirası içinde değerlendirdi. Bu yaklaşım, “Mavi Anadoluculuk” adı verilen düşünce çevresinin temelini oluşturdu. Mavi Yolculuk da zamanla edebî ve kültürel bir arayıştan önemli bir turizm geleneğine dönüştü. Bu hareketin öncüleri arasında Cevat Şakir, Azra Erhat ve Sabahattin Eyüboğlu’nun bulunduğu akademik çalışmalarda da belirtilir.

Cevat Şakir Kabaağaçlı, 13 Ekim 1973’te İzmir’de öldü ve isteği üzerine Bodrum’a gömüldü. Ardında deniz kokan kitaplar, Anadolu’nun geçmişine dair tartışmalar ve adıyla özdeşleştiği bir kent bıraktı. Bodrum bugün onun tanıdığı kasabadan çok farklı. Yine de kıyıya inen dar sokaklarda, begonvillerin gölgesinde ve denize açılan teknelerde onun izini bulmak hâlâ mümkün.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Edebiyat
Derya İz11 Ekim 20264 dk okuma

Gürültünün Ortasında Sezai Karakoç’u Anlamak

Edebiyat
Serhat Demiroğlu11 Ekim 20262 dk okuma

Atatürk Heykeline Yemek Yediren Fransız Yargıç

Edebiyat
Hamza Aras28 Eylül 20264 dk okuma

Henüz O Sabahın İçindeyiz; Prag’da bir köşe başı