
Borsada Fonlar Değil, Denetim Çöktü
.
Yedi portföy şirketine bağlı yaklaşık 130 fonun tasfiyesi, birkaç fonun nakit sıkıntısı diye açıklanamaz. Burada asıl sorun denetimdir.
Kasım 2025’te manipülasyon iddiaları biliniyordu. Buna rağmen neden on ay beklendi? Risk küçümsendi mi, kurumlar görevini mi yapmadı, yoksa müdahale mi engellendi?
SPK; fonların aldığı hisseleri, yoğunlaşmaları, kredili işlemleri ve olağan dışı fiyat hareketlerini izleyebiliyor. Bu nedenle “fark edilmedi” denilemez. İlk şüpheli işlem ne zaman görüldü? Neden savcılığa daha önce başvurulmadı?
Sadece işlemleri yapanlar değil; fon yöneticileri, değerleme raporlarını onaylayanlar ve denetim görevini yapmayan kamu görevlileri de araştırılmalıdır. Tartışmalı şirketlerin yüksek değerlerle halka arzına izin veren eski SPK yönetimleri de inceleme dışında bırakılamaz.
Tasfiye kapsamındaki yapılarla bağlantılı kişilere banka izni verildiği iddiaları da açıklanmalıdır. İzinleri kim, hangi belgelere dayanarak verdi? Gerekirse dönemin BDDK yönetimi hakkında inceleme başlatılmalıdır.
MASAK ne yaptı? İlgili hesaplara ve mal varlıklarına bloke konuldu mu? Yurt dışına para çıkarılması önlendi mi? Soruşturulan kişiler şirketlerini ve bankalarını yönetmeye devam ediyorsa soruşturmanın güvenliği nasıl sağlanacak?
Emlak Katılım’ın Katılımevim ve Birevim için yürüttüğü görüşmelerde şirketlerin değeri, borçları ve kamuya geçecek yük açıklanmalıdır. Zarar halka yüklenmemeli, devir eski sahiplerin sorumluluğunu ortadan kaldırmamalıdır.
Kamu kurumları borsadan hisse aldıysa hangi hisselere ne kadar para yatırıldığı ve sonuçta ne kadar kâr ya da zarar oluştuğu da açıklanmalıdır.
İtirazımız şudur: Sorun ne zaman öğrenildi, neden beklendi, izinleri kim verdi, denetimi kim yapmadı ve zararı kim ödeyecek?
Bu sorular cevaplanmadan alınan kararlar krizi durdurmaz; yalnızca erteler.


