Dosya - Araştırma

Cia’nın Laos’taki Gizli Savaşı Ve Emperyalist Yıkımın Kirli Mirası

"Washington’ın "özgürlük ve demokrasi" söylemlerinin arkasındaki kanlı gerçeği görmek isteyenler için Laos, unutulmaması gereken bir utanç vesikasıdır."

Dış Haberler Servisi profil fotoğrafıDış Haberler ServisiDış Haberler Servisi
8 Ekim 202610 dk okuma

Arka Plan

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında, İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenen iki kutuplu dünya düzeni, çevre ülkelerde vekalet savaşları şeklinde tezahür etmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Güneydoğu Asya stratejisi, büyük ölçüde Başkan Dwight D. Eisenhower tarafından formüle edilen Domino Teorisi etrafında şekillenmiştir. Bu teoriye göre, bölgedeki tek bir ülkenin komünist blok kontrolüne geçmesi, komşu devletlerin de sırayla düşmesine yol açacaktı.

Laos, coğrafi konumu itibarıyla bu teorinin merkez üssü haline gelmiştir. Batıda Tayland, doğuda Vietnam ve kuzeyde Çin ile sınırı olan bu kara ülkesi, jeopolitik bir tampon bölge niteliğindeydi. Kuzey Vietnam’ın, Güney Vietnam’daki gerilla faaliyetlerini desteklemek amacıyla inşa ettiği ve Laos topraklarından geçen Ho Chi Minh Patikası, Abd askeri istihbaratı için birincil ulusal güvenlik tehdidi olarak tanımlanmıştır. Yaklaşık bin kilometrelik bu lojistik hattın kesilmesi, Vietnam Savaşı'nın kaderini belirleyecek bir askeri zorunluluk olarak görülmüştür.

1954 Cenevre Konferansı, Laos’un bağımsız ve tarafsız bir krallık olmasını öngörmesine rağmen, bu statü Soğuk Savaş'ın sert gerçekliği karşısında korunamamıştır. Sol eğilimli Pathet Lao hareketinin demokratik süreçler yoluyla koalisyon hükümetlerine dahil olma potansiyeli, Washington'da büyük bir alarm durumuna yol açmış ve CIA'nın uluslararası hukuku çöpe alan kanlı operasyonlar serisini tetiklemiştir.


CIA'nın Örtülü Operasyonları: Siyasi Mühendislik Ve Gizli Ordu

1957 ile 1965 yılları arasında Laos iç siyaseti, CIA'nın doğrudan müdahaleleriyle tam bir istikrarsızlık sarmalına sürüklenmiştir. Siyaset bilimi literatüründe "siyasi mühendislik" ve "rejim değişikliği" olarak ambalajlanan bu süreç, aslında bağımsız bir halkın iradesine yönelik açık bir tecavüzdü. Pathet Lao'nun veya tarafsız parlamento üyelerinin ağırlık kazanacağı öngörülen seçimlerde CIA; yaygın rüşvet ağları kurmuş, anti-komünist kukla adayları finanse etmiş ve kara propaganda campaigns yürüterek seçime hile karıştırmıştır.

CIA destekli işbirlikçilerin başarısız olduğu durumlarda, parlamento zorla dağıtılmış, gelecek seçimler anti-demokratik yollarla iptal edilmiştir. 1957-1965 döneminde çılgın bir hızla neredeyse her yıl en az bir askeri darbe organize edilerek, Pentagon ve CIA direktiflerine doğrudan biat eden kukla askeri rejimler iktidara getirilmiştir. Washington'ın çıkarlarına hizmet etmeyen her demokratik hamle, bir CIA darbesiyle boğulmuştur.

1964 yılına gelindiğinde Pathet Lao, CIA destekli bir diğer askeri darbenin ardından yasal siyaset sisteminin tamamen dışına itilmiştir. Güvenlik kaygılarıyla Kuzey Vietnam ile askeri ittifaka giren harekete karşı CIA, konvansiyonel olmayan kirli bir savaş metodu geliştirmiştir. Bölgede Armee Clandestine (Gizli Ordu) adıyla bilinen ve mevcudu kırk bin kişiye ulaşan devasa bir paramiliter paralı asker gücü organize edilmiştir.

Bu ordunun komuta kademesi ve insan kaynağı heterojendir. Gücün yaklaşık yarısını, komşu ülkelerden devşirilen ve paramiliter kamplarda eğitilen Taylandlı paralı askerler oluşturmuştur. Geri kalan kısmı ise bölgedeki etnik azınlıklar ile Tayvan, Güney Kore ve Abd'ye bağımlı diğer bölge ülkelerinin vatandaşlarının katılımıyla teşkil edilmiştir. Bu Gizli Ordu, lojistik desteğini Cia'nın paravan havayolu şirketi olan Air America üzerinden almış ve konvansiyonel ordu birliklerinin yasal olarak giremediği bölgelerde sabotaj, suikast ve gerilla harbi yürütmüştür. Cia, doğrudan insan hakları ihlallerine imza atan vahşi bir ölüm makinesi yaratmıştır.

Finansman Ağı: Altın Üçgen Ve Uyuşturucu Ticareti

Laos operasyonunun en büyük kirli sırrı ve CIA'nın ahlaki çöküşünün kanıtı, askeri bütçenin finansmanında saklıdır. CIA, kurduğu Gizli Ordu’yu ve bölgedeki yerel müttefiki Hmong kabilesinin lideri General Vang Pao’yu finanse etmek için tarihin en büyük uyuşturucu ağlarından birini kurmuş ve yönetmiştir. Laos, Myanmar ve Tayland sınırlarının kesiştiği Altın Üçgen bölgesi, dünyanın en büyük afyon üretim merkezidir. Hmong gerillalarının en önemli geçim kaynağı afyondu. CIA'nin paravan havayolu şirketi olan Air America, ücra dağ köylerinden topladığı ham afyonları helikopterlerle başkent Vientiane’deki ve Long Tieng’deki gizli eroin laboratuvarlarına taşımıştır.

Bu laboratuvarlarda işlenen yüksek saflıktaki eroin, sadece Gizli Ordu'yu finanse etmekle kalmamış; Vietnam’da savaşan Amerikan askerlerine satılarak on binlerce ABD askerinin uyuşturucu bağımlısı olmasına yol açmıştır. Dolayısıyla CIA, kendi jeopolitik hırsları uğruna kendi askerini zehirleyen küresel bir uyuşturucu karteline dönüşmüştür. Savaş boyunca haritalarda asla var olmayan, sivillerin girmesinin kesinlikle yasak olduğu ve CIA'nin tüm operasyonu yönettiği gizli bir merkez vardı: Long Tieng Askeri Üssü. Burası zirve noktasında kırk bin kişilik nüfusuyla dünyanın en yoğun askeri hava üslerinden biri haline geldi ancak varlığı dünya kamuoyundan tamamen saklandı. Laos'un dağlarının arasına gizlenmiş bu üs, CIA ajanlarının, yeşil berelilerin ve afyon baronlarının ortak suç karargahıydı.

Lojistik Ve Taktik Yıkım: Tarihin En Yoğun Hava Bombardımanı

1964 yılında başlayan ve 1973 ateşkesine kadar aralıksız devam eden hava harekatı, askeri tarih literatürüne kişi başına en fazla bombanın düştüğü askeri operasyon olarak geçmiştir. ABD ordusu, resmi olarak Laos'ta savaşmadığını iddia ederek dünyayı aldatırken, arka planda İkinci Dünya Savaşı'nın tüm cephelerinde atılan toplam mühimmat miktarını aşan bir barbarlık gerçekleştirmiştir. Operasyonun ana üssü komşu Tayland toprakları olmuştur.

Mühimmatlar ABD ana karasından devasa kargo gemileriyle Tayland’daki Satthahip Limanı’na ulaştırılmıştır. Limandan teslim alınan bombalar, ağır vasıtalar ve tır konvoylarıyla Tayland'ın iç kesimlerindeki Korat ve Pattaya yakınlarındaki Utapao Hava Üssü’ne nakledilmiştir. Utapao, operasyonun zirve noktasında, dönemin en yüksek kalkış-iniş trafiğine sahip olan ve dünyanın en yoğun havalimanı unvanını alan stratejik bir askeri merkeze dönüştürülmüştür.

1965-1973 yılları arasında Laos topraklarına iki milyon tonu aşkın bomba bırakılmıştır. Bu miktar, İkinci Dünya Savaşı’nda tüm tarafların attığı toplam bomba miktarından daha fazladır. Laos toprakları dokuz yıl boyunca, günde yirmi dört saat, her sekiz dakikada bir acımasızca bombalanmıştır. Bombardımanın bu denli vahşi bir boyuta ulaşmasında mühimmat boşaltma alanı faktörü de rol oynamıştır. Vietnam’daki ana hedeflerini hava muhalefeti nedeniyle vuramayan Amerikan B-52 uçakları, üslerine ağır bombalarla dönmek tehlikeli olduğu için dönüş rotasındaki Laos köylerini kolay bir hedef olarak bombalamıştır. Bu muazzam hava gücü, stratejik askeri hedeflerin ötesinde topyekûn bir coğrafi ve demografik katliama yol açmıştır.

Dönemin askeri yetkililerinden Ron Cristal’ın aktardığı tanıklıklar, operasyonun doktrinle yanılgısını açıkça ortaya koymaktadır. Cristal, tüm savaşın bir felaket olduğunu, Amerikan komutanlarının yeteri kadar bombalarsak savaşı kazanırız diye düşündüklerini ancak karşı tarafın sadece at arabaları olmasına rağmen bunun gerçekleşmediğini belirtmiştir. Bu durum, emperyalist kibrin ve askeri gücün bir halkın direnişi karşısında nasıl çaresiz kaldığının kanıtıdır.

Hukuki Ve Siyasi Skandallar: Sivil Kamuflaj Ve Kayıp Askerler

Laos Operasyonu, Amerikan iç hukuku ve uluslararası hukuk açısından tam bir suç ortaklığı zemininde yürütülmüştür. ABD Kongresi'nin resmi bir savaş ilanı olmaksızın yürütülen bu süreç, yürütme erkinin kamuoyundan gizlediği yasa dışı bütçelerle fonlanmıştır. ABD, 1962 Cenevre Konferansı uyarınca Laos'ta askeri personel bulunduramıyordu. Bu hukuki engeli aşmak ve dünyayı kandırmak için Pentagon ve CIA müşterek bir dezenformasyon projesi olan Project 404'ü başlattı.

Laos’a gönderilen Amerikan Hava Kuvvetleri pilotları ve teknisyenleri, askeri üniformalarını tamamen çıkardı. Pasaportlarına sivil danışman, elçilik görevlisi veya lojistik personeli yazıldı. Bu gizli operasyonda vurulan ve Laos ormanlarına çakılan Amerikan pilotlarının ailelerine aylarca "Vietnam'da rutin bir uçuşta kayboldular" yalanı söylenerek kendi vatandaşları bile aldatılmıştır.

Bu mutlak gizlilik, askeri personelin hakları açısından da trajik sonuçlar doğurmuştur. Gizliliğin faturası sadece Laos halkına değil, piyon olarak kullanılan Amerikan askerlerine de kesilmiştir. Resmi olarak savaşın bir parçası kabul edilmedikleri için, esir düşen personelin diplomatik yollarla kurtarılması imkansız hale gelmiştir.

1975 yılında Pathet Lao nihayet yönetimi ele geçirdiğinde, Abd hükümeti Laos'ta bir savaş yürüttüğünü resmen kabul edemediği için esir değişimi anlaşması yapamamıştır. Kendi kaderine terk edilen ve sağ yakalanan pek çok Amerikalı asker, CIA'nın kontrolündeki yeraltı ağlarında kaderlerine terk edilmiştir. Bombardımanlar nedeniyle Laos nüfusunun dörtte biri mülteci konumuna düşmüş, yüz binlerce sivil, bombardımandan korunabilmek adına yıllarca dağlardaki mağaralarda, yeraltı sığınaklarında ve ilkel koşullarda yaşamak zorunda kalmıştır.

Çağdaş Dönem: Toprağın Altındaki Ölümcül Miras

Savaşın askeri ve siyasi fazı 1975 yılında Pathet Lao’nun kesin zaferiyle sona ermiş olsa da, operasyonun fiziksel etkileri günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Laos toprakları, patlamamış mühimmatlar sebebiyle küresel bir insani kriz bölgesidir. Hava operasyonlarında yoğun olarak kullanılan misket bombaları, düştükleri anda patlaması gereken yüzlerce küçük bombacığı serbest bırakacak şekilde tasarlanmıştır.

Ancak üretim hataları ve yumuşak zemin şartları sebebiyle bu mühimmatların önemli bir kısmı patlamamıştır. Laos’a iki yüz yetmiş milyondan fazla misket bombası atılmıştır. Bugün Laos genelinde, özellikle doğu bölgesi ve Xiengkhouang eyaletinde toprağa gömülü vaziyette seksen milyon patlamamış bomba parçası olduğu tahmin edilmektedir.

Savaş Mirasları (Legacies of War) gibi uluslararası sivil toplum kuruluşlarının verilerine göre, savaşın bitiminden bu yana her yıl ortalama yüz sivil bu bombaların patlaması sonucu hayatını kaybetmekte veya uzuvlarını yitirmektedir. Kurbanların ezici çoğunluğunu, bölgedeki derin yoksulluk nedeniyle toprağın altından hurda metal toplayarak geçinmeye çalışan günahsız çocuklar oluşturmaktadır. Patlamamış bombalar ülkedeki tarım arazilerinin yüzde ellisinden fazlasını kirletmiş durumdadır.

Dünyanın en verimli topraklarına sahip olan Laos halkı, her an havaya uçma korkusuyla toprağını ekememekte ve bu yüzden ülke kalıcı bir yoksulluğa mahkum edilmektedir. Kirli Savaş'ın hatırası, bölgedeki pansiyon and restoranlarda da yaşıyor. Savaşı anımsatan isimler taşıyan kimi mekanlar, savaş mühimmatlarıyla dekore edilerek vahşetin üzerinden bir turizm pazarı yaratılmıştır.

ABD yönetimi, geçmişteki suçlarının üstünü örtmek ve vicdan rahatlatmak için 2008 yılından itibaren bu cephane kalıntılarının temizlenmesi ve mağdurlara rehabilitasyon desteği sağlanması amacıyla Laos’a yıllık iki milyon dolar tutarında sembolik bir bağış yapmaya başlamıştır. Washington’ın bu ülkeyi bombalamak için sadece birkaç saatte harcadığı paraya bile denk olmayan bu kaynak, kurbanlarla alay etmekten farksızdır. Saha uzmanları ve askeri mühendisler, mevcut teknoloji ve fonlama hızıyla Laos'un sadece güney bölgelerindeki tehlikeli mühimmatların tamamen temizlenmesinin bile en az yirmi yıl süreceğini öngörmektedir.

CIA'nın Laos Şablonu Ve Nikaragua Kontraları Karşılaştırması

CIA'nın Laos’ta hukuku bypass etmek için geliştirdiği konvansiyonel olmayan harp ve yasa dışı finansman yöntemleri, Soğuk Savaş’ın ilerleyen dönemlerinde küresel bir operasyonel şablona dönüştürülmüştür. Bu kirli doktrinin en somut ve kanlı yansıması, 1980'li yıllarda Nikaragua’daki solcu Sandinista hükümetini devirmek için örgütlenen Kontralar (Contras) Operasyonu olmuştur. Laos ve Nikaragua operasyonları arasındaki yapısal paralellikler, CIA'nın kurumsallaşmış suç metodolojisini gözler önüne sermektedir.

ABD Kongresi, Laos’ta asker bulundurulmasını Cenevre Konferansı nedeniyle yasakladığında CIA "Project 404"ü devreye sokmuştu. Benzer şekilde, 1980’lerde ABD Kongresi Boland Değişikliği ile Kontralara askeri yardımı tamamen yasakladığında, CIA yine yasa dışı ve örtülü kanallar açarak Kongre iradesini ve iç hukuku çiğnemiştir.

Laos’ta ulusal ordunun yerine ikame edilen kırk bin kişilik Armee Clandestine (Gizli Ordu) modelinin birebir kopyası, Nikaragua’da komşu Honduras ve Kosta Rika topraklarında eğitilen Kontra gerillaları ile sahneye konmuştur. Lojistik finansman ayağında ise Laos’ta Air America uçaklarıyla afyon taşıyan Cia; Nikaragua’da Kontra liderlerinin kokain maddesini ABD ana karasına sokmasına göz yummuş ve lojistik destek sağlamıştır.

1980'lerde ABD sokaklarını vuran kokain salgını ile Vietnam cephesindeki Amerikan askerlerini vuran eroin bağımlılığı, aynı istihbarat doktrininin kendi halkına ödettiği bedellerdir.

Uluslararası Hukuk İhlalleri Ve BM Sözleşmesi Dökümü

CIA ve Pentagon müşterekliğinde yürütülen Laos operasyonları, modern uluslararası hukukun ve egemenlik haklarının koruyucusu olan uluslararası sözleşmelerin sistematik bir şekilde ihlal edildiği hukuki bir kara deliktir. Operasyon kapsamında çiğnenen temel kurallar şunlardır:

  • 1954 ve 1962 Cenevre Konferansları: Laos’un uluslararası statüsünü "tarafsız ve askeri güçlerden arındırılmış tampon bölge" olarak belirleyen bu antlaşmalar, CIA'nın paralı asker ordusu kurması, gizli üsler inşa etmesi ve sivil pilot kamuflajıyla askeri operasyonlar yürütmesiyle doğrudan yok sayılmıştır.

  • Birleşmiş Milletler Şartı - Madde 2(4): BM Şartı'nın temel direği olan "Tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı tehdide veya kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar" ilkesi, dokuz yıl boyunca her sekiz dakikada bir gerçekleştirilen halı bombardımanlarıyla tamamen çiğnenmiştir.

  • 1949 Cenevre Sözleşmeleri (Savaş Hukuku): Vietnam’dan dönen B-52 uçaklarının yüklerini hafifletmek için Laos köylerini ikincil hedef olarak bombalaması ve iki yüz yetmiş milyondan fazla misket bombasının sivil yerleşim alanlarına bırakılması, doğrudan savaş suçu niteliğindedir. Nüfusun dörtte birinin mülteci yapılması ve ayrım gözetmeksizin yapılan saldırılar, insancıl hukukun en ağır ihlallerindendir.


Sonuç

Genişletilmiş ek bölümleriyle birlikte bu araştırma dosyası; CIA'nın Laos'ta uyguladığı Gizli Savaş modelinin sadece yerel bir askeri operasyon olmadığını, aksine uluslararası hukukun devre dışı bırakıldığı, devlet eliyle küresel uyuşturucu ticaretinin organize edildiği ve insanlığa karşı suçların kurumsallaştığı küresel bir emperyalist müdahale şablonu olduğunu kanıtlamaktadır. Laos'ta toprağın altında bekleyen seksen milyon patlamamış bomba ve sakat kalan nesiller, bu şablonun bugüne uzanan canlı duruşmalarıdır. Washington’ın "özgürlük ve demokrasi" söylemlerinin arkasındaki kanlı gerçeği görmek isteyenler için Laos, unutulmaması gereken bir utanç vesikasıdır.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Dosya - Araştırma
Levent Baştürk16 Ekim 20264 dk okuma

“Husiler” İran’ın vekili mi? Yerel kökler, bölgesel ittifaklar 1 -

Dosya - Araştırma
Dış Haberler Servisi6 Ekim 202611 dk okuma

ABD ve Avrupa’da Sivil Toplum

Dosya - Araştırma
Derya İz29 Eylül 202628 dk okuma

Ukrayna Savaşı Nasıl Bu Noktaya Geldi?