
ABD ve Avrupa’da Sivil Toplum
Avrupa ve ABD’de sivil toplumun işleyişini, etkisini ve devletle ilişkisini karşılaştıran bir çalışma.
Sivil toplum kuruluşları (STK’lar) kimi zaman devletin sağlayamadığı bir hizmeti üstlenir, kimi zaman kamu kurumlarıyla ortak çalışır, kimi zaman da devletin kararlarına karşı çıkar. Bir bakım merkezinin işletilmesi, bir hak ihlalinin belgelenmesi, bir yasaya itiraz edilmesi ve mahallede dayanışma ağı kurulması aynı geniş alanın farklı faaliyetleridir.
ABD ile Avrupa arasındaki farkları anlamak için “ABD’de STK’lar bağımsız, Avrupa’da devlete bağlıdır” gibi kesin bir ayrım yeterli değildir. Her iki bölgede de bağış, kamu finansmanı, profesyonel hizmet, gönüllülük ve siyasal mücadele bir arada bulunur. Asıl farklar ülkenin hukukunda, refah sisteminde, kuruluşun amacında ve kaynaklarını kimlerin kontrol ettiğinde ortaya çıkar.
Sivil toplum nedir?
Sivil toplum, insanların ortak ihtiyaçlar, çıkarlar veya değerler çevresinde devlet kurumlarının dışında örgütlendiği alandır. STK’lar bu alanın kurumsallaşmış bölümüdür. Dernekler, vakıflar ve hayır kurumları buna örnektir. Sendikalar, kooperatifler, dinî topluluklar, sosyal hareketler ve gayriresmî dayanışma ağlarının kapsama girip girmediği ise kullanılan tanıma göre değişir.
Bir kuruluşun kâr dağıtmaması, hiç gelir elde etmediği anlamına gelmez. STK’lar bağış ve aidat toplayabilir, hizmet sunabilir, uygun koşullarda ticari gelir elde edebilir. Belirleyici olan, elde edilen kaynağın kuruluşun amaçlarına yöneltilmesidir.
Sosyolojik açıdan STK’lar insanlara birlikte hareket etme deneyimi kazandırır. Siyasal açıdan taleplerin görünür hâle gelmesini, kararların izlenmesini ve gerektiğinde iktidara itiraz edilmesini sağlar. Ancak her STK toplumun tamamını temsil etmez. Kimin örgütlenebildiği, kimin toplantıya katılabildiği ve kimin sesinin duyulduğu gelir, eğitim, zaman ve toplumsal bağlantılardan etkilenir. [1]
ABD’de kuruluş ve hukuki yapı
ABD’de bir STK’nın tüzel kişilik kazanması esas olarak eyalet hukukuna bağlıdır. Federal vergi statüsü ayrı bir süreçtir. Bu nedenle “kuruluş” ile “vergi muafiyeti” aynı işlem değildir. Eyalet düzeyindeki kayıtlar, bağış toplama kuralları, çalışma hukuku ve yıllık bildirimler de kuruluşun yükümlülüklerini etkiler.
En bilinen federal kategori 501(c)(3) statüsüdür. Hayır, eğitim, bilim ve benzeri amaçlar taşıyan kuruluşlar bu kapsama girebilir. Bu statüdeki kuruluşların bir siyasi aday lehine veya aleyhine seçim kampanyasına müdahale etmesi yasaktır. Bununla birlikte kamuoyunu bilgilendirme, dava açma ve mevzuatı etkilemeye yönelik belirli faaliyetler mümkündür. Lobiciliğin sınırları kuruluşun statüsüne ve uygulanan teste göre değerlendirilir. [6]
501(c)(4) statüsündeki sosyal refah kuruluşları amaçlarıyla ilişkili lobiciliğe daha geniş yer verebilir. Bazı seçim faaliyetleri de yürütebilirler; ancak seçim kampanyası faaliyeti kuruluşun birincil faaliyeti olamaz. Bu iki statüyü yalnızca “siyaset yapamayan” ve “sınırsız siyaset yapabilen” kuruluşlar olarak karşı karşıya koymak doğru değildir. [6]
ABD’de kamu yararına kuruluşlar ile özel vakıflar da aynı yönetim ve finansman yapısına sahip değildir. Yerel vakıflar ve bağışçı tavsiyeli fonlar, kaynakların toplanması ve dağıtılmasında ayrı roller üstlenir. [14]
Avrupa’da tek bir STK modeli yok
“Avrupa modeli” yararlı bir karşılaştırma başlığıdır; fakat Avrupa’da tek bir kuruluş hukuku veya finansman sistemi bulunmaz.
Fransa’da 1901 dernek rejimi temel çerçevedir. Genel rejimde en az iki kişinin dernek kurması mümkündür; Alsace-Moselle bölgesinde farklı kurallar uygulanır. Dernek olarak kurulmak ile belirli vergi avantajlarını elde etmek ayrı meselelerdir. Yerel yönetim desteği, aidatlar, gönüllülük ve ulusal programlar faaliyet alanına göre değişir. [7]
Almanya’da tescilli ideal dernek (e.V.) için medeni hukukta en az yedi üye öngörülür. Derneğin tescili ile kamu yararına vergisel statüsü birbirinden ayrılır. Sosyal hizmet alanında serbest refah birlikleri önemli bir yer tutar. Subsidiarite ilkesi, devletin bütün sorumluluğunu bırakması değil, hizmetlerin çoğul toplumsal kuruluşlarla birlikte yürütülmesi çerçevesinde anlaşılır. [10][11][15]
İngiltere ve Galler’de charity statüsü, hayır amaçlarının kamu yararına olmasıyla bağlantılıdır. Charity Commission kayıt ve gözetim görevleri yürütür. Kuruluşlar amaçlarını ilerleten kampanyalar yapabilir; parti siyaseti bakımından ayrı sınırlar vardır. Kayıtlı charity kuruluşları, ülkedeki bütün sosyal hareketleri veya gayriresmî girişimleri kapsamaz. [12]
Avrupa Birliği, bütün ülkelere uygulanan tek bir STK kuruluş statüsü vermez. Hibe programları, istişare süreçleri ve sınır aşan ağlar sunar. Bu olanaklara erişimde dil, eş finansman, ortak bulma ve raporlama kapasitesi küçük kuruluşlar için engel oluşturabilir. [8][9]
STK’lar nasıl işler?
STK’nın günlük işleyişi kuruluş biçimine göre değişir. Üyelik esaslı bir dernekte genel kurul, seçimler ve aidatlar belirleyici olabilir. Bir vakıfta yönetim kurulu veya mütevelli heyeti daha güçlüdür. Büyük bir bakım veya eğitim kuruluşu ise ücretli yöneticiler, uzman çalışanlar ve ayrıntılı mali süreçlerle çalışabilir.
Profesyonelleşme düzenli hizmet, hukuki uzmanlık ve kaynak geliştirme kapasitesi sağlar. Aynı zamanda yönetim ile üyeler arasındaki mesafeyi artırabilir. Kuruluşun toplumla ilişkisini anlamak için yalnızca kaç çalışanı veya ne kadar bütçesi olduğuna bakmak yetmez. Yönetim kurulunun kimlerden oluştuğu, çalışanların koşulları ve hizmet alanların kararları etkileyip etkileyemediği de önemlidir.
Bir STK en az dört tarafa hesap verir: düzenleyici kamu makamına, finansman sağlayıcısına, üyelerine ve faaliyetlerinden etkilenen insanlara. Bu tarafların beklentileri çakışmayabilir. Bağışçı kısa sürede ölçülebilir sonuç isterken hizmet alan kişi süreklilik, mahremiyet ve saygı bekleyebilir.
Finansman ve bağımsızlık
STK gelirleri bireysel bağışlardan, şirket bağışlarından, üyelik aidatlarından, vakıf hibelerinden, kamu hibeleri ve sözleşmelerinden, hizmet bedellerinden ve yatırım getirilerinden oluşabilir. Her gelir kalemi farklı bir yükümlülük getirir. Proje hibesi belirlenmiş hedef ve raporlamaya; kamu sözleşmesi hizmet koşullarına; büyük bir özel bağış ise bağışçının önceliklerine uyum baskısına yol açabilir.
ABD’de kamu finansmanı marjinal değildir. Urban Institute’ün 2023 yılına ilişkin temsili panelinde incelenen kuruluşların yaklaşık üçte ikisi en az bir kamu hibesi veya sözleşmesi almıştır. Araştırmadaki ortalama kuruluş gelirinin yaklaşık dörtte biri kamu kaynaklarından gelmiştir. Bu sonuç, araştırmanın kapsadığı kuruluşlara ilişkindir; bütün vergiden muaf yapıların toplam gelir payı olarak yorumlanmamalıdır. [2]
Avrupa’da da bütün STK’lar için geçerli tek bir “kamu finansmanı oranı” verilemez. İngiltere ve Galler’in 2024 yıllık beyanlarında, geliri 500 bin sterlini aşan kuruluşların yüzde 35,92’si; bunun altındaki kuruluşların yüzde 16,15’i kamu hibesi geliri bildirmiştir. Bunlar kuruluşların toplam gelirindeki kamu payını değil, kamu hibesi bildiren kuruluşların oranını gösterir. [4]
Bir bakım kuruluşu kamu ödemeleri olmadan hizmetini sürdüremeyebilir. Bir hak savunuculuğu örgütü ise bağış, vakıf hibesi ve proje gelirlerini birleştirebilir. Mali bağımsızlık değerlendirilirken tek fon sağlayıcının payı, koşulsuz kullanılabilir gelir, mali rezerv ve fon koşullarının eleştiri üzerindeki etkisi birlikte incelenmelidir.
Toplumun ve halkın hayatındaki yerleri
STK’ların etkisi yalnızca yasaları değiştirme gücüyle ölçülmez. Gıda bankaları, bakım merkezleri, spor ve kültür dernekleri, mahalle girişimleri ve göçmen dayanışma ağları insanların gündelik yaşamına doğrudan girer. Hizmet alan biri için kuruluşun hukuki statüsünden çok ulaşım, dil desteği, güven, mahremiyet ve hizmetin devamlılığı önem taşıyabilir.
Gönüllülük ve yerel dayanışma insanları buluşturabilir, yalnızlığı azaltabilir. Ancak toplumsal ağlar her zaman kapsayıcı değildir. Aidat, toplantı saatleri, dijital erişim ve kullanılan dil bazı kişilerin katılımını zorlaştırır. Düşük gelirli kişiler, göçmenler, engelliler ve yoğun bakım sorumluluğu taşıyanlar örgüt içinde eşit söz hakkına ulaşamayabilir.
Ücretsiz gönüllü emeğin sürekli hizmetlerin temel dayanağı hâline gelmesi de bir sorundur. Özellikle bakım işlerinde kadınların emeği görünmezleşebilir. STK’nın toplumsal yararı değerlendirilirken hizmet miktarının yanında çalışanların koşulları ve hizmet alanların özerkliği de ele alınmalıdır.
Bir kamu hizmeti dernek aracılığıyla verildiğinde yurttaşın devletle ilişkisi değişir. Dernek çalışanıyla kurulan ilişki daha esnek ve güvenli olabilir. Öte yandan hak olarak alınması gereken bir hizmet yalnızca “yardım” diliyle sunulursa kişi kendisini hak sahibi yerine minnet borcu olan biri gibi hissedebilir.
Devletle iş birliği ve mesafe
Devlet, aynı kuruluş karşısında düzenleyici, fon sağlayıcı, hizmet alıcısı, danışma ortağı ve dava karşı tarafı olabilir. Bu nedenle bir STK’yı yalnızca “devlete yakın” veya “devletten uzak” diye sınıflandırmak çoğu zaman yetersizdir.
ABD’de dava, kamuoyu kampanyası ve yasama savunuculuğu güçlü araçlardır. Buna karşın birçok kuruluş devletin finanse ettiği hizmetleri yürütür. Avrupa’da resmî danışma, sosyal ortaklık ve hizmet iş birliği önemli olabilir; fakat Avrupa STK’ları da hükümete karşı dava açar, protesto düzenler ve politika değişikliği ister.
AB Antlaşması’nın 11. maddesi, AB kurumlarının sivil toplumla açık, şeffaf ve düzenli diyalog yürütmesine dayanak oluşturur. Bu hüküm her STK’nın karar masasında eşit söz veya bağlayıcı oy hakkına sahip olduğu anlamına gelmez. Katılımın gerçek etkisi, iletilen görüşlerin karar ve uygulamaya yansıyıp yansımadığıyla anlaşılır. [9]
STK’lar devlete nasıl karşı çıkar?
“Devlete karşı olmak” tek bir yöntemden ibaret değildir. STK’lar kamu uygulamalarını izleyip ihlalleri belgeleyebilir, idari kararlara dava açabilir, yasa ve bütçe değişikliği için kampanya yapabilir veya protestolarla bir sorunu gündeme taşıyabilir.
Aynı kuruluş başka bir faaliyetinde devletle sözleşme yapabilir. İş birliği ile muhalefet her zaman birbirini dışlamaz. Esas soru şudur: Kamu makamı finansman ve düzenleme gücünü eleştiriyi cezalandırmak için kullanıyor mu? Bu soruya yanıt ararken sözleşme şartlarına, fon kararlarına, yönetim atamalarına ve kuruluşun eleştiri sonrasındaki deneyimine bakmak gerekir.
ABD’de 501(c)(3) statüsü aday kampanyasına müdahaleyi yasaklasa da kuruluşların belirli sınırlar içinde kamu eğitimi, dava ve mevzuat savunuculuğu yürütmesine engel değildir. Avrupa’da resmî danışma mekanizmasına katılmak da hükümeti eleştirme hakkından vazgeçmek anlamına gelmez. Siyasal faaliyetin hukuki sınırları ülke ve statü temelinde ayrıca değerlendirilmelidir. [6][12]
Bağımsızlığın üç boyutu
Hukuki bağımsızlık, kuruluşun örgütlenebilmesi, tüzel kişilik kazanması ve kararlarını hukuki güvence altında alabilmesidir.
Mali bağımsızlık, gelir kaynaklarının çeşitliliği ve büyük bir fon sağlayıcı çekildiğinde faaliyetlerin sürdürülebilmesidir. Kaynakların ne kadarının kuruluş tarafından serbestçe kullanılabildiği de önemlidir.
Siyasal bağımsızlık, kuruluşun gündemini, araştırma sonuçlarını ve kamusal eleştirisini fon sağlayıcısının veya siyasi makamın tercihine rağmen belirleyebilmesidir.
Bir kuruluş hukuken bağımsız olduğu hâlde tek bir özel bağışçıya bağlı olabilir. Başka bir kuruluş kamu fonu almasına rağmen güvenli ve öngörülebilir kurallar sayesinde hükümeti güçlü biçimde eleştirebilir. Bu nedenle “ABD STK’ları tam bağımsız, Avrupa STK’ları devlete bağımlı” sonucu genel bir kural olarak savunulamaz.
Çalışma yöntemleri
STK’lar amaçlarına göre farklı araçlar kullanır:
Doğrudan hizmet: Bakım, eğitim, gıda, barınma ve danışmanlık.
Hak izleme: İhlallerin belgelenmesi ve kamuya duyurulması.
Stratejik dava: Bir hukuki uyuşmazlık üzerinden daha geniş bir hak sorununun ele alınması.
Savunuculuk: Yasa taslaklarına görüş verilmesi, karar vericilerle görüşme ve kamuoyu kampanyası.
Taban örgütlenmesi: Mahalle toplantıları, üyelik çalışması, gösteri ve dayanışma ağları.
Araştırma: Veri toplama, politika raporları ve etki değerlendirmesi.
Dijital faaliyet: Çevrim içi kampanya, küçük bağış toplama ve sınır aşan ağ kurma.
Stratejik bir davanın başarıya ulaşması yalnızca mahkeme kararıyla ilgili değildir. Uygun davacı, hukuki uzmanlık, uzun süreli finansman ve kararın uygulanmasını izleyecek örgütlenme gerekir. Benzer şekilde bir dijital kampanyanın çok kişiye ulaşması, talep edilen toplumsal değişimin gerçekleştiğini göstermez.
Etki değerlendirmesinde faaliyet, çıktı ve sonuç ayrılmalıdır. Bir toplantı düzenlemek faaliyet; katılımcı sayısı çıktı; bilgi, davranış veya politika değişikliği ise sonuçtur. Uzun vadeli toplumsal dönüşüm birçok aktörün katkısıyla gerçekleştiğinden bütünüyle tek bir kuruluşa atfedilemez.
Faaliyet alanları neden fark yaratır?
STK’ların görevleri ve karşılaştıkları sorunlar faaliyet alanına göre değişir. Sağlık ve bakım kuruluşları sürekli hizmet sunar; kamu ödemelerinin yeterliliği, çalışanların koşulları ve hizmet alanların hakları bu kuruluşlar için belirleyicidir.
Eğitim ve araştırma kuruluşları eğitime erişimi ve bilgi üretimini destekler. Bu alanda bağışçıların öncelikleri ile akademik özerklik arasındaki denge önem taşır. Hak savunuculuğu örgütleri ise ihlalleri izler, dava açar ve yasa değişikliği için çalışır. Fon sağlayıcının aynı zamanda eleştirdikleri makam olması, bağımsızlıklarını zorlayabilir.
İklim ve çevre kuruluşları bilimsel bilgiyi kamuya aktarır ve kampanyalar yürütür. Çalışmalarında uzman görüşü ile yerel halkın katılımını bir araya getirmeleri gerekir. Göç ve insani yardım kuruluşları acil destek sağlar ve hak ihlallerini izler; kişisel verilerin korunması, güvenlik politikaları ve göçmenlerin kendi adlarına söz sahibi olması bu alandaki temel meselelerdir.
Büyük hastane veya üniversiteler sektörün toplam gelirinde yüksek paya sahip olabilir; küçük mahalle dernekleri ise sayı bakımından çok olabilir. Kuruluş sayısı, toplam gelir, istihdam ve gönüllü emeği farklı göstergelerdir. Tek bir sayı sivil toplumun bütün toplumsal ağırlığını anlatmaz.
Güç, temsil ve hesap verebilirlik
Bir STK’nın toplum adına konuşması, toplumun onu seçtiği anlamına gelmez. Üyelik esaslı derneklerin seçimleri olabilir; vakıflar kaynak ve uzmanlık sağlayabilir; profesyonel savunuculuk kuruluşları güçlü raporlar hazırlayabilir. Ancak demokratik meşruiyet için daha somut sorular gerekir: Kararı kim veriyor? Kuruluştan etkilenen insanlar nasıl katılıyor? Yanlış kararlara nasıl itiraz edebiliyorlar?
Yönetim kurulunun mali gözetimi, çıkar çatışmalarının açıklanması, denetim ve şikâyet mekanizmaları güven açısından önemlidir. Yine de düzenli mali rapor hazırlamak, hizmet alanların karar süreçlerinde söz sahibi olduğunu tek başına göstermez.
Sivil toplumdaki her kuruluşun aynı değerleri savunduğu da varsayılamaz. Örgütler birbirine karşıt politikalar isteyebilir; bazıları dar çıkarları veya dışlayıcı görüşleri destekleyebilir. Kuruluşları değerlendirirken devletten ayrı olmalarının yanı sıra amaçlarına, yöntemlerine ve toplum üzerindeki sonuçlarına bakılmalıdır.
Dijital alan ve güncel baskılar
Dijital araçlar daha az maliyetle kampanya yürütme, küçük bağış toplama ve uluslararası ağ kurma fırsatı verir. Buna karşılık görünürlük platform kurallarına ve algoritmalara bağlıdır. Taciz, yanlış bilgi, gözetim ve kişisel verilerin korunması yeni maliyetler doğurur.
AB Temel Haklar Ajansının 2024 deneyimlerine ilişkin danışmasında yanıt veren hak alanı örgütlerinin yüzde 75’i çalışmalarında engellerle karşılaştığını bildirmiştir. Bu oran danışmaya katılan kuruluşlarla ilgilidir; bütün Avrupa STK’larının temsili oranı olarak okunmamalıdır. [13]
Sonuç
ABD ve Avrupa, sivil toplumun iki saf ve karşıt modelini oluşturmaz. Her iki bölgede özel bağış, kamu finansmanı, hizmet sunumu, siyasal savunuculuk ve devletle çatışma farklı biçimlerde bir arada bulunur. Ülke kadar kuruluşun amacı, büyüklüğü ve faaliyet alanı da belirleyicidir.
Bir STK’nın toplumdaki yerini anlamak için nasıl kurulduğuna, kim tarafından yönetildiğine, gelirini nereden aldığına, kimin adına konuştuğuna, halkın hayatında neyi değiştirdiğine ve gerektiğinde devlete karşı ne ölçüde bağımsız davranabildiğine birlikte bakmak gerekir.
Kaynakça
Salamon, L. M. ve Anheier, H. K. (1998), Social Origins of Civil Society.
Urban Institute, Government Grants and Contracts for Nonprofits in 2023.
National Council of Nonprofits, Creating Funding Opportunities Through Advocacy.
Charity Commission, Annual Return 2024 Analysis Report.
ABD İç Gelir İdaresi (IRS), lobicilik, 501(c)(3) seçim kampanyası sınırı ve 501(c)(4) sosyal refah kuruluşları.
Fransa Service Public, dernek kuruluş koşulları.
Avrupa Komisyonu, STK’lar için fon olanakları ve CERV programı.
Avrupa Birliği, 2021/692 sayılı Tüzük.
Almanya Federal Maliye Bakanlığı, Vergi Usul Kanunu 51. madde.
Charity Commission, charity kuruluşu ve kaydı ile kamu yararı koşulu.
AB Temel Haklar Ajansı, Civic Space Update.
IRS, bağışçı tavsiyeli fonlar.
Almanya Serbest Refah Birlikleri Federal Çalışma Topluluğu, kurumsal yaklaşım ve subsidiarite.
Uluslararası Çalışma Örgütü, sosyal ve dayanışma ekonomisi.
Yöntem notu: Bu çalışma karşılaştırmalı kaynak taramasına dayanır. Birincil saha araştırması veya Avrupa’daki bütün ülkeleri kapsayan istatistiksel analiz değildir. Farklı araştırmalardaki oranlar kendi örneklem ve ölçüm tanımları içinde değerlendirilmiştir.


