Biyografi - Portre

Efelerin Efesi: Yörük Ali Efe

Ali Efe..

Kültür Sanat Servisi profil fotoğrafıKültür Sanat ServisiKültür Sanat Servisi
19 Eylül 20263 dk okuma

Efelerin Efesi: Yörük Ali Efe

Ege’nin zeybek kültürü sadece dağları mesken tutmuş silahlı adamların hikâyesi değildir; o dağlar, yeri geldiğinde bir milletin haysiyetini ve bağımsızlık ateşini bağrında büyüten birer kaleye dönüşmüştür. İşte bu kalelerin en görkemli burcu, hiç şüphesiz, halkın gönlünde “Efelerin Efesi” olarak taht kuran Yörük Ali Efe’dir. Bugün geriye dönüp baktığımızda Yörük Ali, sadece askerî bir kahraman değil, aynı zamanda güç ile adalet, şahsi hırs ile vatan sevgisi arasındaki o ince çizgide abideleşmiş bir karakterdir.

1895 yılında Sultanhisar’ın Kavaklı köyünde doğan ve zekâsıyla kısa sürede zeybeklerin lideri olan bu genç adam, takvimler 16 Haziran 1919’u gösterdiğinde tarihin akışını değiştirecek o hamleyi yaptı: Malgaç Baskını.

İzmir’in işgaliyle üzerine ölü toprağı serilen, umutları tükenen bir millete, tam teçhizatlı bir Yunan karakolunu imha ederek haykırdı Yörük Ali: “Bu topraklarda teslimiyet yoktur!” Bu baskın, Ege’de çöken halkın moralini yükselten, direnişin dalga dalga yayılmasını sağlayan ilk organize kıvılcımdı.

Ancak Yörük Ali’yi tarihteki pek çok silahlı liderden ayıran asıl güç, onun bölgedeki mutlak ağırlığı ve nüfuzuydu. O, gücünü namlunun ucundan değil, halkın rızasından alıyordu. Eşkıyalık geleneğinden gelmesine rağmen zulme asla geçit vermedi; zenginden alıp fakire dağıttı, köy baskınlarını bitirdi. Öyle ki mülki idare amirleri bile bölgede asayişi sağlamak için onun adaletine ve hakemliğine sığınırdı. O, halkı korkutarak değil, kalplerini kazanarak peşinden sürükleyen bir halk önderiydi.

Bu noktada karşımıza dönemin bir diğer devasa gücü olan Demirci Mehmet Efe çıkar. İşte bu iki efenin ilişkisi, aslında iki farklı zihniyetin ve bir devrin yol ayrımının prototipidir. Demirci Mehmet Efe, Nazilli ve Denizli çevresinde korku ve mutlak itaat üzerine kurulu, sert ve cezalandırıcı bir otoriteyi temsil ediyordu.

Kendisini Ege’nin tek hâkimi olarak görüyor, Yörük Ali’nin de kendisine biat etmesini bekliyordu. Yörük Ali ise bu baskıcı güce mesafeli durdu. Nitekim Demirci’nin 1920’deki kanlı Denizli Vakası’nda halka uyguladığı şiddet, aralarındaki fikrî uçurumu iyice derinleştirdi. Yörük Ali için vatanı kurtarmak, halkı ezmek demek değildi.

Asıl büyük tarihî sınav ise düzenli ordunun kurulması kararıyla geldi. Bu an, şahsi nüfuz ile devlet olma bilincinin çarpıştığı andı. Demirci Mehmet Efe, elindeki mutlak gücü kaybetme korkusuyla Ankara Hükûmeti’ne isyan bayrağını açıp Yörük Ali’yi de yanına çağırdığında “Efelerin Efesi”, zeybek gururunu bir kenara bırakıp vatanseverliğin kitabını yazdı.

Demirci’nin isyan teklifini elinin tersiyle itti. Kızanlarını, silahlarını ve cephanesini tereddüt etmeden Mustafa Kemal Paşa’nın düzenli ordusuna devretti ve Milis Albayı rütbesiyle cepheye koştu. Çünkü o, şahsi bir saltanatın değil, bağımsız bir devletin rüyasını görüyordu.

Savaştan sonra göğsüne takılan kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile Yenipazar’daki evine, mütevazı hayatına çekildi Yörük Ali. Kendisine methiyeler düzüldüğünde söylediği şu sözler, onun büyüklüğünün ve ruh dünyasının en net aynasıdır:

“Bir kişinin, beş kişinin böyle büyük davalarda ne ehemmiyeti olur ki? Kurtuluş savaşlarında reşadet gösteren Türk milletidir.”

Kurtuluş Savaşı’nın kudretli komutanı Ali Fuat Cebesoy’un, “Senin gibi dört tümen asker olsa dünya devletleri tarihten silinir.” diyerek askerî dehasını selamladığı; Atatürk’ün takdir telgraflarıyla onurlandırdığı, Ege halkının adına türküler yaktığı Yörük Ali Efe, 1951 yılında bu dünyadan göçtü.

Bugün Aydın dağlarında rüzgâr estikçe onun adaletinin, mütevazılığının ve devlete olan sadakatinin hikâyesi yankılanıyor. Yörük Ali Efe, şahsi hırslarını vatanın istikbaline feda edebilen gerçek kahramanların tarihin sayfalarından asla silinmeyeceğini bizlere her gün yeniden hatırlatıyor.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Biyografi - Portre
Kültür Sanat Servisi25 Eylül 20262 dk okuma

Neşet Ertaş: Bozkırın Tezenesi

Biyografi - Portre
Ahmet Akçay23 Eylül 20267 dk okuma

Ömür Dediğin

Biyografi - Portre
Kültür Sanat Servisi15 Eylül 20263 dk okuma

Bir Usta Geçti Bu Dünyadan: Serhat Kılıç