Dünya - Dış Politika

İsrail’in İşkence Düzeni

"Aşkım, son durum, az önce öldü.”

Dış Haberler Servisi profil fotoğrafıDış Haberler ServisiDış Haberler Servisi
18 Eylül 20263 dk okuma

İsrail’deki Ketziot Cezaevi’nde Filistinli mahkûm Sair Semih Ebu Asab’ın Kasım 2023’te ağır şekilde darbedilerek hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma dosyasından çıkan yazışmalar, cezaevinde Filistinli mahkûmlara yönelik şiddeti ortaya koydu.

Haaretz’in aktardığı soruşturma belgelerine göre, 2005’ten beri tutuklu bulunan ve 25 yıl hapse mahkûm edilen Fetih Hareketi mensubu Ebu Asab’ın o gün yaptığı şey, bir gardiyana İsrail ile Filistinliler arasında ateşkes olup olmadığını sormaktı.

Mahkûmların ifadelerine göre, bu sorunun ardından yapılan sayım sırasında çok sayıda gardiyan ve güvenlik personeli hücreye girdi. Mahkûmlar coplarla dövüldü, üzerlerine köpek salındı. En ağır dayağı Ebu Asab aldı. Yüzü morardı, kanlar içinde kaldı ve bilincini kaybetti. Hastaneye kaldırılan Ebu Asab kurtarılamadı. İddianameye göre, ağır darp kalbinde hasara yol açarak ölümüne neden oldu.

Gardiyanların soruşturmadaki ifadeleri de o gece yaşananları anlattı. Avia Arusi, ateşkesi soran kişinin Ebu Asab olduğunun belirlenmesinin ardından “deliler gibi” dövülmeye başlandığını söyledi. Diana Troitsky ise mahkûmların ateşkes olmadığını anlamaları için dövülmeleri gerektiğini anladıklarını ifade etti.

En çarpıcı kayıtlar ise gardiyanların kendi telefonlarından çıktı.

Kadın gardiyan Oshrit Eliga, sevgilisine önce klinikte Ebu Asab’a kalp masajı yapıldığını bildirdi. Ardından şu mesajı gönderdi:

“Aşkım, son durum, az önce öldü.”

Eliga, yaşananlardan “çok mutlu ve tatmin” olduğunu, çok kan aktığını ve mahkûmları “kırdıklarını” yazdı. Bunun için kariyerini tehlikeye atmaya razı olduğunu belirterek komutanın da ne yaşanacağını önceden bildiğini söyledi.

Diğer gardiyanların mesajları da aynı geceyi anlatıyordu. Biri, “Onları fena benzettik.” diye yazdı. Bir başkası, koğuşlarda “oluk oluk kan” olduğunu, dövülen bir mahkûma kalp masajı yapıldığını ve ardından mahkûmun öldüğünü anlattı.

Ancak soruşturma dosyasındaki yazışmalar Ebu Asab’ın öldüğü geceyle sınırlı değildi.

Arusi, başka bir tarihte yüksek sesle namaz kılan mahkûmların bulunduğu koğuşlara girdiklerini ve onları dövdüklerini yazdı.

Eliga ise Aralık 2023’te yeni getirilen Filistinli tutukluların dövülmesini “rutin” olarak anlattı:

“İçeri giren hangi parti olursa olsun, böbreği patlamadan koğuşa sokmuyorum.”

Bir başka yazışmada, 7 Ekim’de yakalanan 70 kişinin daha getirildiğini ve hepsinin “özel karşılamasını” aldığını söyledi. Mahkûmları dövmekten yorulduklarını, komutanın da kemerini çıkararak mahkûmları dövdüğünü yazdı.

Soruşturma kapsamında ifade veren bir cezaevi güvenlik görevlisinin sözleri de dosyaya girdi. Ebu Asab’ın hücresinde yaşananların “bir nevi rutin” olduğunu söyleyen görevli, olayın bu nedenle bildirilmediğini ve üst düzey komutanlar açısından yapılanların uygun görüldüğünü anlattı.

Cümlesi kısaydı:

“Politika buydu.”

Soruşturma ilerledikçe üst düzey görevliler hakkındaki iddialar da ortaya çıktı. Ketziot Cezaevi Komutanı Tuğgeneral Yosef Knipes başta olmak üzere bazı üst düzey yetkililerin, yüzlerini gizleyen kasklarla koğuş baskınlarına katıldığı ileri sürüldü. Knipes bu iddiayı reddetti.

Ebu Asab’ın ölümünden yaklaşık üç yıl sonra 12 gardiyan hakkında iddianame hazırlandı. Savcılar, ölümcül darbeleri hangi gardiyanın vurduğunu belirleyemedikleri için sanıkları “tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermekle” suçladı. Hücre kapısında bulunan kadın gardiyanlar ise şüpheli olarak sorgulandı ancak haklarında iddianame hazırlanmadı.

İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, Ebu Asab sorgusu sırasında cezaevindeki başka gardiyanların karıştığı suistimalleri açıklamakla tehdit etmişti. Ölümü, hem bu davayı hem de Cezaevi Hizmetindeki başka personel hakkında bilgi verme ihtimalini ortadan kaldırdı.

Soruşturma dosyasında kalanlar ise mahkûmların tanıklıkları, gardiyanların ifadeleri ve kendi aralarında gönderdikleri mesajlar oldu:

“Onları fena benzettik.”

“Böbreği patlamadan koğuşa sokmuyorum.”

“Aşkım, son durum, az önce öldü.”

Ve soruşturmadaki bir cezaevi görevlisinin ifadesiyle:

“Politika buydu.”

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Dünya - Dış Politika
Somdeep Sen16 Ekim 20265 dk okuma

İsrail neden kokulu suyu seviyor?

Dünya - Dış Politika
Dış Haberler Servisi23 Eylül 20262 dk okuma

11 Eylül’den Önce Uyarılar Vardı: Peki Saldırılar Neden Önlenemedi?

Dünya - Dış Politika
Dış Haberler Servisi12 Eylül 20263 dk okuma

5 Bin Dolarlık Çek Değil, Seçmenin İradesine Yazılmış Bir Senet