Dünya - Haber

Küresel Vicdanın İflası ve New York’taki “Tiyatro”

.

Dış Haberler Servisi profil fotoğrafıDış Haberler ServisiDış Haberler Servisi
28 Eylül 20265 dk okuma

Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu, savaşların yayıldığı, uluslararası hukuka güvenin zayıfladığı ve küresel sistemin çözüm üretme kapasitesinin sorgulandığı bir dönemde toplandı.

“Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç üreten bir Birleşmiş Milletler” temasıyla düzenlenen yüksek düzeyli görüşmeler 22 Eylül’de başladı. Program, 22-26 Eylül tarihlerindeki oturumların ardından 28 Eylül’de devam edecek.

New York’taki toplantılarda Gazze, İran, Ukrayna, iklim krizi, yapay zekânın askerî kullanımı ve BM sisteminin geleceği öne çıktı. Ancak görkemli konuşmaların ve diplomatik temasların gerisinde tek bir soru vardı: Birleşmiş Milletler, devam eden savaşlar karşısında hâlâ etkili bir kurum mu?

Netanyahu’ya kitlesel protesto

Genel Kurulun en dikkat çekici anlarından biri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 24 Eylül’de kürsüye çıkmasıyla yaşandı.

Netanyahu konuşmasına başlarken çok sayıda ülkenin temsilcisi salonu terk etti veya koltuklarını boş bıraktı. Protestoya Türkiye’nin yanı sıra Filistin, İran, Katar, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Irak, Cezayir, Endonezya ve Malezya gibi ülkelerin delegasyonları katıldı.

Bazı Avrupa ülkelerinin temsilcileri ise konuşmayı salonda izledi.

Netanyahu, konuşmasında İsrail’in Gazze’deki askerî operasyonlarını savundu ve ülkesine yöneltilen soykırım suçlamalarını reddetti. Gazze’deki savaş nedeniyle savaş suçları ve insanlığa karşı suç işlendiği iddialarıyla hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesinin 2024 yılında verdiği tutuklama kararı bulunan Netanyahu, uluslararası eleştirilerin İsrail’i hedef alan siyasi bir kampanyaya dönüştüğünü ileri sürdü.

İsrail yönetimi, Gazze’deki saldırılarının Hamas’a yönelik olduğunu savunuyor. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülke ile çeşitli uluslararası kuruluşlar ise İsrail’i sivilleri topluca cezalandırmak, insani yardımı engellemek ve uluslararası hukuku ihlal etmekle suçluyor.

Salondaki protesto, İsrail’in Gazze politikalarına yönelik uluslararası tepkinin ulaştığı noktayı gösterdi. Ancak protestoların sahadaki savaşı durduracak somut bir karara dönüşmemesi, BM sisteminin etkisizliğine ilişkin tartışmaları daha da büyüttü.

Erdoğan’dan BM sistemine sert eleştiri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kuruluna 16’ncı kez hitap etti. Konuşmasının önemli bölümünü Gazze’deki insani yıkıma ve Güvenlik Konseyinin yapısına ayıran Erdoğan, “Dünya beşten büyüktür” çağrısını yineledi.

Erdoğan, 190’dan fazla ülkenin iradesinin Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinin kararlarına bağlı olmasını adil bulmadığını belirterek BM’nin barış ve güvenliği koruma görevini yerine getiremez duruma geldiğini söyledi.

Gazze’yi “dünyanın en büyük çocuk mezarlığı” olarak nitelendiren Erdoğan, İsrail üzerindeki uluslararası baskının artırılması ve Filistin Devleti’nin daha geniş biçimde tanınması çağrısında bulundu. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın iki yıldır Genel Kurul salonunda yer alamamasını da eleştirdi.

Erdoğan ayrıca Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında kurulan savunma ittifakının bölgesel sorunlara bölge içinden çözüm üretmeyi amaçladığını söyledi. Uluslararası topluma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıma ve KKTC ile siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurma çağrısını tekrarladı.

Türkiye’nin mesajları, BM sisteminin yalnızca eleştirilmesiyle sınırlı kalmadı. Ankara; daha kapsayıcı bir Güvenlik Konseyi, Filistin’in tanınması ve bölgesel ülkelerin kendi güvenlik sorunlarında daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu.

Trump’tan İran’a sert mesaj

ABD Başkanı Donald Trump’ın konuşmasında İran ve Amerikan iç siyaseti öne çıktı.

Trump, İran’ın tamamen tecrit edilmesi çağrısında bulunurken Tahran yönetimiyle ABD’deki ara seçimlerin ardından bir anlaşmaya varılabileceğini söyledi. Amerikan ekonomisi, güvenlik politikaları ve yönetiminin başarıları üzerinde de duran Trump’ın konuşması, dış politika mesajları kadar iç kamuoyuna yönelik ifadeler içerdi.

Genel Kurul haftasında ABD, Danimarka ve Grönland arasında Arktik güvenliğine ilişkin yeni anlaşma da gündeme geldi. Anlaşma, ABD’nin Grönland’daki askerî varlığını genişletmesini ve NATO dışındaki ülkelerin bölgede üs kurmasının önlenmesini öngörüyor.

Trump’ın konuşması, Washington yönetiminin BM’ye yaklaşımındaki çelişkiyi yeniden ortaya koydu. ABD bir taraftan kurumu etkisiz bulduğunu söylüyor, diğer taraftan küresel politikalarını anlatmak ve rakiplerine mesaj vermek için aynı kürsüyü kullanmayı sürdürüyor.

Guterres’ten son Genel Kurul konuşması

Görev süresi 31 Aralık’ta sona erecek olan BM Genel Sekreteri António Guterres, görevindeki son Genel Kurul konuşmasını yaptı.

Dünyadaki fay hatlarının genişlediğini belirten Guterres; Gazze, Ukrayna ve Orta Doğu’daki savaşların sona erdirilmesi, iklim kriziyle mücadele edilmesi ve yapay zekâ için uluslararası denetim mekanizmaları kurulması çağrısında bulundu.

Guterres, yapay zekâ sistemleri ile otonom silahların kontrolsüz gelişiminin küresel güvenlik açısından ciddi riskler oluşturduğunu söyledi. BM kurumlarının günümüzün güç dengelerini yansıtacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini de vurguladı.

Afrika’nın Güvenlik Konseyinde daimi üyeyle temsil edilmemesi, Genel Kuruldaki reform tartışmalarının başlıca konularından biri oldu.

Guterres’in mesajları, BM’nin karşı karşıya olduğu krizin de özeti niteliğindeydi: Kurum sorunları tespit ediyor, uyarılar yapıyor ve çağrılarda bulunuyor; ancak büyük güçlerin çıkarları çatıştığında kararları uygulayacak yeterli iradeyi ortaya koyamıyor.

Yapay zekâda insan kontrolü çağrısı

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb da konuşmasında yapay zekânın insanlık tarihinin en önemli teknolojilerinden biri olduğunu söyledi.

“İnsanlar direksiyonda olabilir ve olmalıdır” diyen Stubb, ileri yapay zekâ modellerinin denetlenmesi için devletlerin, şirketlerin ve uluslararası kuruluşların ortak mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini belirtti.

Stubb ayrıca Güvenlik Konseyine Afrika’dan iki, Asya-Pasifik bölgesinden iki ve Latin Amerika’dan bir yeni daimi üye alınmasını önerdi. Hiçbir ülkenin tek başına veto yetkisine sahip olmaması gerektiğini savundu.

Küresel sistemin güven krizi

BM’nin 81. Genel Kurulu, yalnızca devam eden savaşların değil, bu savaşları durduramayan uluslararası düzenin de tartışıldığı bir toplantıya dönüştü.

Gazze’deki savaş, İran ile ABD arasındaki gerilim, Ukrayna’daki çatışmalar, iklim krizi ve yapay zekânın askerî kullanımına ilişkin riskler, mevcut küresel kurumların hareket alanını giderek daraltıyor.

New York’taki görüşmelerden şu ana kadar bağlayıcı bir reform kararı çıkmış değil. Genel Kurul kürsüsünden yükselen mesajlar, Güvenlik Konseyinin veto düzeni ve BM’nin temsil yapısı değişmeden kuruma duyulan güvenin yeniden kurulmasının zor olduğunu gösteriyor.

Dünya liderleri bir kez daha konuştu, delegeler protesto amacıyla salonları terk etti ve uluslararası toplum yeni çağrılar dinledi. Ancak Gazze’de bombalar susmadı, savaşlar sona ermedi ve Güvenlik Konseyinin yapısı değişmedi.

New York’taki diplomasi sahnesinin gerçek bir çözüm merkezine mi yoksa insanlığın trajedilerinin tekrar tekrar anlatıldığı büyük bir tiyatroya mı dönüşeceğini, kürsüde söylenen sözlerden çok bundan sonra atılacak somut adımlar belirleyecek.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Dünya - Haber
Haber Merkezi14 Ekim 20263 dk okuma

İnsan Ömrünün Sınırı Gerçekten Hesaplandı mı?

Dünya - Haber
Dış Haberler Servisi25 Eylül 20262 dk okuma

Rohingyaların tehlikeli deniz yolculuğu

Dünya - Haber
Haber Merkezi23 Eylül 20261 dk okuma

AB’den çocuklara sosyal medya sınırı