Deneme

Lümpenliğin Dayanılmaz Ağırlığına Dair

Metin Kondel yazdı..

26 Eylül 20264 dk okuma

Rahmetli Engin Ardıç'ın yazılarında işlediği bir konuydu.

Terim olarak işçi sınıfının işe yaramaz, aylak, eğitimsiz, görgü yoksunu anlamına geliyor olsa da bizde durum biraz farklı. Bahacazzz!

Bizde solcuların, komünistlerin tüm ıkınmalarına rağmen bir proleterya sınıfı mevcut değil. Bizde henüz yolunu bulup zengin olamamış sınıfsızlar söz konusu.

Batılı toplumlarda bu sınıflar devlet, işveren, işçi üçgenindeki çalışma düzeninden neşet ediyorlar. Yani sınıfsal ayrım belli. Bir lümpen patron gibi davranmıyor.

Bizde ise işçiler ve köylüler seçimlerde liberal sağ görüşlü partilere oy veriyorlar.

Çünkü birbirlerine itiraf etmeseler de bilinçaltlarında devleti birlikte soyma hayalleri mevcut. Daha doğrusu lümpenler, “Benim seçtiğim parti iktidar olursa nimetleri üleşiriz,” hayalinde.

Bizdeki lümpenliği doğuran esas şey ise uzun süreli liberal sağ iktidarların toplumu yönlendiren siyasal tercihlerinin sınıfsal ilişkilerde neden olduğu karbonlaşma. Liberaller devletin zenginliğini talan ettikçe alttaki lümpenlere kanunlarla oynama meşruiyeti doğuyor.

Günümüzde olduğu gibi, uzun süreli iktidarlarda suç olgusu en çok iktidarın yakınında, yöresinde yuvalanıyor. Toplumda lümpenleşmeyi artıran, onu besleyen şey işte bu sınıfsal karbonlaşmadır.

Çünkü lümpen, cesaretini kanunun, mahkemenin, otoritenin zayıflığından alan keyfi bir tercihte bulunur.

Kanunla zaptedilememiş tehlikeli çolphan egosu; ahlakla sınırlandırılamamış, eğitimle budanmamış, kökü arkaik dönemlere kadar giden söz ve davranış azmanlığı. Kamusal alanda herhangi bir korkusu olmayan, içinde vahşi köylülüğü de barındıran bir şey lümpenlik.

“Kıroyum ama para bende,” gerçeğinden “Lümpenim ama 25 yıldır Ankara'da iktidardayım,” gerçeğine evrilmiş bir merhaledir lümpenlik.

Merkezdeki siyasi ideolojik tercih neyse çevrede insanlar hemen ona göre pozisyon alırlar. İnsan, yaşadığı toplumun en temelindeki şeyin kör taşıyıcısıdır. Onun için lümpenler iktidarı taklit ederler.

Modern bir toplumdaki formel ilişkiler ahlakı ve yasaları öğüttükçe bir mafya babası ile bir din adamı ya da bir yargıç arasında hiçbir fark kalmaz. Hepsi birbiriyle benzeşir. Bu benzeşmede ise başat faktör lümpenlik olur.

Lümpenler, kamusal düzeni ellerindeki mızraklarla hedef alan pigmelerdir.

Afrika'da vahşi bir hayvan gördüğü için başının üzerine odun parçası koyup parmak uçlarına abanan pigmelerle aynıdır lümpenler. İktidarı başının üstüne alıp karşısındakini korkuturlar.

“Sen benim kim olduğumu biliyon mu?”

Markette mızmızlanan çocuğuna bağırırken yedi nesil tezek kokusu ortama salan Kezbanaldo meselâ. Lümpen, kanun, din kitabı vs. hiçbir şeye razı olmadığından zihninde herhangi bir bariyer yoktur.

Lümpene sürekli köleliğini hatırlatacaksın. Aksi halde ilk fırsatta efendi rolü yapmaya çalışan bir zorbaya dönüşür. Lümpenin hukuk içinde normal bir vatandaş olmak gibi bir vasfı yoktur.

Lümpene, bölgesine idrarını yapıp diğer hayvanları kaçırmaya çalışan en vahşi hayvan türü üzerinden de bakmak mümkündür.

Dikkat ederseniz toplumdaki lümpen davranışlarında ortaya çıkan en önemli vasıf “yırtıcılık”tır. O, sosyal düzene meydan okuyan bir yırtıcıdır. Trafikte, sokakta, okulda, stadyumda en yırtıcı olan odur.

Kanunla, ahlakla, okulla, sokakla ıslah edilememiş, kamusal düzeni talan eden, insanları tehdit eden bir davranış biçimidir lümpenlik.

Meselâ siyasetçilerin üzerindeki lacivert takım elbiselerini çıkartın, bedenlerini siyaha boyayın, ellerine birer mızrak verin ve onları vahşi hayvanlarla dolu bir ormana koyun. Ya da bir meclise sokun; hiç fark etmez. Örnek: Cemal Enginyurt, Ümit Özdağ, Bolu'nun eski belediye başkanı Tanju.

Lümpenler özünde ilkel kabile savaşçılarıyla aynıdırlar. Paçozlukla ilintili bir konudur. Konu biraz saptı galiba.

Günümüzde lümpenler, cahil özgüvenli popülist siyasetçiler sayesinde ülkedeki müesses nizamın yegâne sahibi oldular. Ülkenin zenginliğini talan etmede, devletin makamlarına konmada, insan öldürmede onlar açık ara öndeler.

Rus gazeteci Anna Politkovskaya'nın Rusların Kafkasya'da yaptığı vahşetler için söylediği sözdü: “Biz bunlarla (canavarlarla) mı aynı okullarda okumuştuk?” Lümpenlerle aynı okullarda, aynı sınıflarda, aynı sınıflarda okumuş bulunuyoruz.

Gerçekte modern toplumlar, hayvani tarafı en güçlü olan yırtıcı tipler, yani lümpenler, tarafından esir alınabilirler.

Bu durumda lümpenler toplumdaki bütün müesses kurumları manipüle ederler. Siyaset kurumu da bu vahşi yırtıcının, lümpenlerin, uslu ve eğitimli kitleye yapacağı ölümcül hamleler üzerinden hesabını yapar.

Günümüz Türkiye'sinde tam olarak bu oluyor. İktidarın eteğine tutunmuş lümpenler, iktidara alternatif olabilecek bütün kurumları tehdit ediyorlar. Modern bir toplumun geleceğine ilişkin bütün alternatifleri felç ediyorlar.

Sorduğunuzda ise bunu ülkenin yararına yaptıklarını söylüyorlar.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Deneme
Metin Kondel14 Ekim 20264 dk okuma

Şamanlık, Budizm, Petro-Dolar Şeyhleri ve Siyonizme Karşı Yemen'in Gatı

Deneme
Nehir Aksel13 Ekim 20263 dk okuma

Kalp ile Beyin Arasında

Deneme
Hüseyin Demirci12 Ekim 20262 dk okuma

“Nasılsın?” Sorusuna Verebileceğim Tek Cevap Aşağıdaki Gibidir