Dünya - Haber

Okyanusta Doğan Dostluk

.

Gezi Rehberi profil fotoğrafıGezi RehberiGezi - Keşif Servisi
16 Eylül 20263 dk okuma

Osmanlı denizcilik tarihinin en hüzünlü yolculuklarından biri olan Ertuğrul Fırkateyni’nin hikâyesi, 1889 yılında İstanbul’da başladı. Pasifik Okyanusu’nun karanlık sularında sona eren bu yolculuk, ardında büyük bir acının yanı sıra Türk ve Japon halkları arasında güçlü bir dostluk bıraktı.

Japon İmparatoru Meiji’nin amcası Prens Komatsu, 1887 yılında İstanbul’u ziyaret ederek Sultan II. Abdülhamid’e Japonya’nın en yüksek nişanı olan Büyük Krizantem Nişanı’nı takdim etmişti. Sultan Abdülhamid, bu ziyarete karşılık vermek ve Uzak Doğu’daki Müslümanlara Osmanlı sancağını göstermek amacıyla Japonya’ya bir gemi göndermeye karar verdi.

Bu görev için ahşap gövdeli, yelkenli ve buharlı Ertuğrul Fırkateyni seçildi. Ancak gemi 25 yaşındaydı ve uzun bir okyanus yolculuğu için yeterince dayanıklı değildi. Gemi komutanlığına Albay Osman Bey getirildi. Bahriye Mektebinden yeni mezun genç teğmenlerin de bulunduğu 609 kişilik mürettebat, 14 Temmuz 1889 günü dualarla İstanbul’dan uğurlandı.

Yolculuk daha başlangıçta zorluklarla karşılaştı. Ertuğrul, Süveyş Kanalı’ndan geçerken sığlığa çarptı; dümeni kırıldı ve gövdesi hasar gördü. Haftalar süren onarımın ardından yeniden yola çıktı. Cidde, Aden, Bombay, Kolombo, Singapur ve Saygon gibi limanlara uğradı. Osmanlı sancağını taşıyan gemi, özellikle Müslüman halk tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.

Singapur’da mürettebat arasında kolera salgını başladı. On üç denizci, Japonya’ya ulaşamadan hayatını kaybetti. Bütün zorluklara rağmen Ertuğrul Fırkateyni, 11 aylık yolculuğun sonunda 7 Haziran 1890’da Yokohama Limanı’na vardı. Osman Paşa ve beraberindeki heyet, İmparator Meiji tarafından görkemli törenlerle karşılandı. Sultan II. Abdülhamid’in gönderdiği nişan ve hediyeler Japon imparatoruna sunuldu.

Ertuğrul, Japonya’da üç ay kaldı. Dönüş zamanı geldiğinde bölgede tayfun mevsimi başlamıştı. Japon deniz makamları, yaklaşan tehlike konusunda Osmanlı heyetini uyardı. Ancak gemi, 15 Eylül 1890 günü Yokohama’dan ayrılarak dönüş yolculuğuna başladı.

Ertesi gün fırtına bütün şiddetiyle gemiyi vurdu. Dev dalgalar ahşap gövdeyi sarstı, güverteyi parçaladı. Deniz suyu kömür depolarına ve kazan dairesine dolmaya başladı. Mürettebat, gemiyi kurtarmak için saatlerce pompalarla ve kovalarla suyu boşaltmaya çalıştı. Fakat kazanlardan biri söndü ve Ertuğrul hareket kabiliyetini kaybetti.

Dalgaların sürüklediği gemi, Kuşimoto açıklarındaki Funakura kayalıklarına doğru ilerledi. 16 Eylül 1890 gecesi saat 21.00 sularında kayalıklara çarpan Ertuğrul, kısa süre içinde parçalanarak okyanusun karanlık sularına gömüldü.

Fırtınanın uğultusu arasında yükselen çığlıkları ilk duyanlardan biri Kashinozaki Feneri’nin bekçisiydi. Fenerin ışığını denize çevirdiğinde korkunç bir manzarayla karşılaştı. Dalgalar insanları kayalıklara savuruyor, yaralı denizciler can havliyle dik yamaçlara tırmanmaya çalışıyordu.

Haberin Oshima köyüne ulaşmasıyla köylüler sahile koştu. Yoksulluk içinde yaşayan ve günlerdir denize açılamayan Japon balıkçılar, ellerindeki her şeyi bir kenara bırakarak kazazedelere yardım etmeye başladı. Kadınlar, erkekler ve yaşlılar yaralı Türk denizcilerini sırtlarında taşıyarak fener kulesine ve evlerine götürdüler.

Köylülerin verecek fazladan kıyafetleri yoktu. Buna rağmen üzerlerindeki kuru elbiseleri çıkarıp yarı çıplak denizcilere giydirdiler. Soğuktan titreyen yaralılara sarılarak onları kendi vücut sıcaklıklarıyla hayatta tutmaya çalıştılar. Evlerde kalan son pirinçler ve kümeslerdeki son tavuklar kurtulan denizciler için kullanıldı. Kadınlar sabaha kadar sıcak çorbalar hazırladı, yaraları temizleyip sardı.

Fırtına dindiğinde acının büyüklüğü ortaya çıktı. Amiral Osman Paşa’nın da aralarında bulunduğu 520’den fazla denizci hayatını kaybetmişti. Yalnızca 69 kişi kurtulabilmişti. Oshima köylüleri, denizden çıkardıkları Osmanlı denizcilerinin naaşlarını büyük bir saygıyla defnetti ve günlerce onların yasını tuttu.

Japon İmparatoru Meiji, kazazedelerin tedavi edilmesi ve ülkelerine güvenle gönderilmesi için emir verdi. Kurtulan denizciler, Hiei ve Kongō adlı iki Japon savaş gemisiyle İstanbul’a getirildi. Gemiler 2 Ocak 1891’de İstanbul Limanı’na ulaştığında Osmanlı halkı, hem kurtulan denizcileri hem de onları getiren Japon askerlerini büyük bir minnetle karşıladı.

Ertuğrul Fırkateyni’nin Pasifik’te son bulan yolculuğu, yüzlerce ailenin yüreğinde dinmeyen bir acı bıraktı. Ancak Kuşimoto’da o karanlık gece sergilenen insanlık, iki halk arasındaki binlerce kilometrelik mesafeyi ortadan kaldırdı.

Okyanus bir gemiyi ve yüzlerce denizciyi aldı; fakat kıyıya, nesiller boyunca yaşayacak sarsılmaz bir dostluk bıraktı.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Dünya - Haber
Haber Merkezi14 Ekim 20263 dk okuma

İnsan Ömrünün Sınırı Gerçekten Hesaplandı mı?

Dünya - Haber
Dış Haberler Servisi28 Eylül 20265 dk okuma

Küresel Vicdanın İflası ve New York’taki “Tiyatro”

Dünya - Haber
Dış Haberler Servisi25 Eylül 20262 dk okuma

Rohingyaların tehlikeli deniz yolculuğu