
Planlı Eskitme, Planlı Tüketim
Çünkü bazen eskiyen telefon değildir. Onu kullanmaya devam etme hakkımızdır. Süleyman Hacıbektaşoğlu yazdı..
Önce “İtiraz Payı” ailesine sizlerle buluşturduğu için teşekkür ederek başlamak istiyorum. İlk yazım bugün tüketiciler olarak hepimizi ilgilendiren bir yazı olacak. Hepimizin hayata karşı bir itiraz payımız vardır. Bu yazı da sisteme bir itirazdır.
Yıllardır HES’lere, madenlere, taş ocaklarına karşı yaşam alanlarımızı savunurken aynı gerçeği görüyoruz: Kapitalizm yalnız üretmiyor, doğayı da tüketiyor. Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor ama daha fazla enerjiye, madene ve suya ihtiyaç duyuyor.
Bu yazının çıkış noktası, kızıma aldığım telefon oldu. Üç yıllık cihaz yeni yazılımı desteklemez hale geldi, bataryası bitti. Serviste öğrendik ki batarya parasına neredeyse aynı telefonun ikinci elini almak mümkündü.
Bunun bir adı var: planlı eskitme.
Bu yalnız ürünü kısa ömürlü üretmek değildir. Tamiri zorlaştırmak, yedek parçayı pahalılaştırmak, yazılım desteğini kesmek de bunun parçasıdır. Hatta ürün çalışırken “eskidiği” duygusunu yaratmak da…
Bugün sık sık şu cümleyi duyuyoruz: “Bunu tamir ettireceğinize yenisini alın.”
Peki bu kimin için ekonomik?
Bir buzdolabının otuz yıl çalışması kullanıcı ve doğa için iyidir. Daha az maden, enerji ve atık demektir. Ama otuz yıl yeni buzdolabı satamayan şirket için durum farklıdır.
Jeremy Bulow, 1986’da bazı üreticilerin ürün ömrünü kısaltmaktan çıkar sağlayabileceğini gösteriyordu. Mesele yalnız mühendislik değil, kâr meselesidir.
Eskime yalnız fabrikada değil, tüketicinin zihninde de üretiliyor. Reklam, moda, sosyal medya ve kredi, elimizdekini ne zaman “eski” sayacağımızı da öğretiyor.
Her yeni telefon için bakır, lityum, kobalt, enerji ve su gerekiyor. Planlı eskitme aynı zamanda planlı kaynak tüketimidir.
Tamir hakkı önemlidir. Yedek parça, değiştirilebilir batarya ve yazılım desteği yalnız tüketici hakkı değil; sınıfsal ve ekolojik bir meseledir.
HES’e, madene, taş ocağına karşı mücadele ile üç yılda eskiyen telefon birbirinden kopuk değil. Bir yanda hammadde isteyen üretim, öte yanda yenisini almaya yöneltilen insan var.
Belki soruyu değiştirmeliyiz: İnsanlar neden çok tüketiyor değil; neden çalışan şeyleri bu kadar çabuk eski hale getiren bir düzenimiz var?
Çünkü bazen eskiyen telefon değildir. Onu kullanmaya devam etme hakkımızdır.
“İtiraz Hakkı” ortamında yazıların daha okunabilir olması düşünüldüğü için yazıyı kısa tutmak zorunda kaldım. Yoksa bu mesele bu kadar kısa anlatılabilecek bir konu değil. Sistemin nasıl sömürdüğünü, hangi yolları kullandığını, aslında yaşamı nasıl yok ettiğini daha iyi anlamak için yukarda isimlerini verdiğim yazarların makalelerini ve daha fazlasını okumanızı tavsiye ediyorum.


