Ekonomi - Finans

Rakamların Gölgesinde Çarşı, Pazar ve Fonlar

Asaf Demir yazdı..

30 Eylül 20262 dk okuma

Ekonomide bu hafta iki ayrı bekleyiş yaşandı. Çarşıda insanlar maaşın ay sonuna yetmesini bekledi. Fon yatırımcıları ise paralarına ne zaman, ne kadar ulaşabileceklerini öğrenmeye çalıştı. Biri mutfak hesabı, diğeri yatırım hesabı gibi görünebilir.

İkisinin ortak noktası güven: İnsan, parasının değerini de parasını emanet ettiği düzenin nasıl işlediğini de bilmek istiyor.

Açıklanan göstergelerde küçük bir iyileşme var. Eylül ayında ekonomik güven endeksi 100,6’dan 101,3’e, tüketici güveni 90,8’den 91,9’a çıktı. Fakat tüketici güveni hâlâ iyimserlik eşiği olan 100’ün altında.

Ağustos verilerinde yıllık enflasyon yüzde 31,51; gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yıllık fiyat artışı yüzde 33,79, konut ve ilgili giderlerdeki artış yüzde 39,77 idi. Endeksin yükselmesi, marketteki hesabın hafiflediği anlamına gelmiyor.

Üstelik bu hafta piyasalarda güven sözcüğünü yalnızca anketlerde konuşmadık. Bazı yatırım fonlarında başlayan likidite ve geri ödeme sorunları, tasfiye kararlarına ve adli soruşturmaya uzandı.

SPK’nın açıkladığı sayıya göre tasfiye sürecinden etkilenen bireysel yatırımcı sayısı 455 bini aşıyor. Yatırımcı için mesele artık ekranda görünen getiriden ibaret değil: O getirinin hangi varlıklara dayandığı, fon payını satmak istediğinde parasını alıp alamayacağı da soruluyor.

Bu noktada acele hüküm vermemek gerekir. Soruşturmadaki iddialarla kesinleşmiş suç birbirinden ayrılmalı. Öte yandan “Süreç devam ediyor” demek de denetimin yeterli olup olmadığı sorusunu ertelememeli. Az işlem gören hisselerde büyüyen fon pozisyonlarının, yatırımcılar aynı anda çıkmak istediğinde nasıl bir sıkışma yaratabildiği görüldü.

Asıl eleştiri, sorun ortaya çıktıktan sonra alınan tedbirlerle sınırlı kalmamalı: Riskler büyürken kim neyi gördü, yatırımcıya ne anlatıldı, hangi uyarıya ne zaman karşılık verildi?

Yetkililer sorunun fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığını ve yönetilebilir olduğunu söylüyor. Bu değerlendirme önemlidir; yine de yatırımcı açısından güven, yalnızca piyasayı sakinleştiren açıklamalarla geri gelmez. Tasfiyenin nasıl yürütüleceğinin, varlıkların nasıl değerleneceğinin ve geri ödemelerin hangi takvimle yapılacağının açıkça anlatılması gerekir.

28 Eylül’de bazı şirketlerin varlıkları üzerindeki tedbirlerin kaldırılması da soruşturmanın bittiği anlamına gelmiyor. Her yeni kararın ne anlama geldiği, söylentilere yer bırakmadan açıklanmalı.

Bir yanda yıllık fiyat artışlarıyla yaşamaya çalışan haneler, diğer yanda birikiminin akıbetini soran yatırımcılar var. Merkez Bankası politika faizini eylülde yüzde 37’de tuttu ve iç talepteki zayıflığa işaret etti. Enflasyonla mücadele elbette gerekli. Fakat bu mücadelenin topluma nasıl yansıdığı ve finans piyasasında kurallara güvenilip güvenilemediği de ekonomi yönetiminin hesabına dahildir.

Önümüzdeki günlerde rakamlar yine açıklanacak. Biz de yalnızca yükselen ya da düşen çizgilere bakmayalım. Pazara çıkan insanın alım gücü ne durumda? Küçük işletme nasıl ayakta kalıyor? Birikimini fona koyan kişi parasının akıbetini öğrenebiliyor mu? Ekonomide güven, bu sorulara verilen açık ve denetlenebilir cevaplarla kurulacak.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Ekonomi - Finans
Asaf Demir13 Ekim 20265 dk okuma

Hayvancılıkta Sorun Hayvan mı politikamı?

Ekonomi - Finans
Asaf Demir6 Ekim 20264 dk okuma

Kiracı ile Mal Sahibi Arasındaki Yazılı Olmayan Hukuk Neden Bozuldu?

Ekonomi - Finans
Asaf Demir24 Eylül 20263 dk okuma

Kapitalizmin Karanlık Mabedi: Chicago Okulu ve Ulusal Yıkım