
Sabır ve Zaman
Selin Aksoy İtiraz Payı için yazdı..
İnsan her şeyin hemen olmasını istiyor.
Sorularının cevabını, verdiği emeğin karşılığını, kurduğu hayallerin gerçekleşmesini, kırılan bir şeyin düzelmesini, yaşadığı acının geçmesini… Beklemek istemiyoruz. Çünkü beklemek, çoğu zaman belirsizliğin içinde kalmak demek. Belirsizlik ise insana, yapması gereken bir şey varmış ama onu bulamıyormuş hissi veriyor.
Bu yüzden bazen hayatı hızlandırmaya çalışıyoruz.
Henüz hazır olmayan kararları vermek, zamanı gelmemiş kapıları zorlamak, değişmeyecek insanları değiştirmeye uğraşmak, hemen iyileşmek, hemen unutmak, hemen yeniden başlamak istiyoruz.
Oysa hayat bizim acelemize göre ilerlemiyor.
Bazı şeyler gerçekten mücadele ister. Emek vermek, direnmek, vazgeçmemek gerekir. Fakat hayatın her meselesi daha fazla çabayla çözülemez. Bazen insanın yapabileceği her şeyi yaptıktan sonra durmayı bilmesi gerekir.
Çünkü sabır, hiçbir şey yapmadan beklemek değildir.
Sabır; elinden geleni yaptıktan sonra, kontrol edemediğin şeylerle kavga etmeyi bırakabilmektir.
Zamanın gücü de tam burada ortaya çıkar.
Zaman yalnızca takvim yapraklarını değiştirmez. İnsanı da değiştirir. Bugün çok önemli görünen bir mesele aylar sonra küçülebilir. Bugün taşıyamayacağımızı düşündüğümüz bir acıyla yaşamayı öğrenebiliriz. Bir zamanlar cevabını bulamadığımız soruların cevabını, bazen hayatın kendisi önümüze koyar.
Üstelik zaman her şeyi düzeltmez.
Bazı kayıpları geri getirmez, bazı hataları silmez, bazı yaraları tamamen kapatmaz. Bu nedenle “zaman her şeyin ilacıdır” demek de hayatı fazla kolaylaştırmak olur.
Fakat zaman bize başka bir şey verir: mesafe.
O mesafeden baktığımızda yaşadıklarımızı daha farklı görebiliriz. Öfkemiz azalır, düşüncelerimiz berraklaşır, neyi değiştirebileceğimizi ve neyi kabullenmemiz gerektiğini daha iyi anlarız.
Belki iyileşmek de unutmak değildir zaten.
Hatırladığında artık eskisi kadar acımamasıdır.
Sabır da sonsuza kadar beklemek değildir. Bazen beklemek, bazen mücadele etmek, bazen de artık olmayacağını anlayıp yoluna devam edebilecek olgunluğa ulaşmaktır.
İnsanın öğrenmesi en zor şeylerden biri de budur: Neyi zorlamalı, neyi zamana bırakmalı?
Her kapı daha sert vurunca açılmaz.
Her düğüm daha fazla çekince çözülmez.
Her yara sürekli dokununca iyileşmez.
Bazı kapıların açılması, bazı düğümlerin gevşemesi, bazı yaraların kabuk bağlaması için zamana ihtiyaç vardır.
Hayatın kendi ritmi vardır ve insan büyüdükçe belki de bunu öğreniyor: Her gecikme kayıp değildir. Her bekleyiş boşa geçen zaman değildir. Bazen beklerken güçlenir, değişir ve başlangıçta istediğimiz şeyin aslında bize uygun olmadığını bile fark ederiz.
Bu yüzden her şey bugün olmak zorunda değil.
Her sorunun cevabını bugün bulmak, her yarayı bugün iyileştirmek, geleceğin bütün belirsizliklerini bugün çözmek zorunda değiliz.
Bazen yapılabilecek en doğru şey, elinden geleni yapmak ve gerisini zamana bırakmaktır.
Çünkü insan bazı şeyleri değiştirebilir; bazı şeyleri ise ancak zaman değiştirebilir.
Ve belki gerçek güç, hayatı sürekli hızlandırmaya çalışmakta değil, ne zaman mücadele edeceğini ve ne zaman sabırla bekleyeceğini bilmektedir.
“En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.”
— Leo Tolstoy


