
Şehirlerin Unuttuğu Kuyular
Hayallerinden hiç sırtüstü düştün mü sen? Osman Sedat Eroğlu yazdı..
Kuyu zannetmiştim sokağın ortasındaki kapağı açılmış aralığı. İçimi dökmek için eğildiğimde o müfrit koku genzimi yaktı. İçerden çıkan görevli:
— Çekil tepemden be adam! Burayı Kenan diyarı zannettin de kuyudaki Yusuf’a mı bakıyorsun? dedi.
— Özür dilerim, diyebildim.
O sıra Kenan diyarında Yusuf’u mu kıskandım, bilmiyorum; ama çocukluğumda kuyulara seslendiğimde içerden gelen sesimin yankısını, “Belki Yusuf da bana sesleniyor olabilir.” diye düşündüm.
Ne çok özledim çocukluğumu ben… Hangi şehirde olduğumu bilmiyorum. Tabelalarında ne yazdığını okuyamadığım bir şehirdeyim. İnsana okur yazar olduğunu unutturuyorlar hepsi. Neyse ki yanımda okuduğum kitabım var da bu histen çok çabuk uzaklaşıyorum.
Oldum olası insanları eleştirmeyi sevmedim. Kim ne yaşıyorsa bırakın yaşasınlar, kimseye zarar vermiyorlarsa. Zaten şehirler, insanları mutsuz etmek için inşa edilmiş gibiler. İçlerini dökecekleri bir kuyu bile yok. Sokaklar, hediye paketine benzeyen, birbirinin aynı gibi giyinen mutsuz insanlarla dolu. Gece olunca hiçbiri yıldızlara bakamıyor.
Çocukken düştüğüm ağaçlardan bahsetmek, onlara yeniden tırmanmak istiyorum. Kalabalık şehirlerin içerisinde çocuk seslerinin yerini motorlu taşıtlar almış. İçerlerinden acuze sesli müzikler dinliyorlar, motor gürültüsü yetmiyormuş gibi.
Şimdi bu şehirler aşktan da anlamazlar ki… Hiç bahsetmesem daha iyi bence. Benim içimi dökmem lazım, içerisinde su olan kuyulara. Şehir insanlarının her biri, dipsiz kuyu misali, kör oldular kendilerine. İnsan kendine kör olursa nasıl yaşayabilir ya da yaşam bunun neresinde?
Ben mi, kimim? Ah, bu soru beni en çok yakan sorulardan. Zira buna benimde henüz bir cevabım yok. Lakin şehirlerinizde açık logar kapaklarını çocukluğundaki kuyu zanneden; sizinle aynı anıları olup onları hiç unutmayan, hatta onlardan kopamayan; size hem yerli hem de size en yabancı biriyim.
Yalnız olduğumu zannediyorlar ama ben, içimi dökebildiğim kuyumu özlüyorum sadece.
Hayallerinden hiç sırtüstü düştün mü sen?


