Siyaset - Gündem

Siyaset, Muhalefet ve Adalet Üzerine

"Siyaseti kutsallaştırmak, adaleti susturur." Yasin Altıntaş yazdı..

13 Ekim 20262 dk okuma

Eleştirmeyi, muhalefet etmeyi, doğru bildiklerini söylemeyi “sivrilik, düşmanlık, hainlik” olarak anlayan bir insan sürüsü türedi.

Aslında böyle düşünmekte çok da haksız değiller; zira kutsadıkları iktidar ve güzeli dahi farklı gerekçelerle eleştiren saçma sapan bir muhalefet partisi/partileri eliyle siyaset “kahramanlık-düşmanlık” ikilemi üzerinden okunmaya başladı. Hatta öyle ki bir dönem mevcut iktidarı “vatanı satmak”la itham eden dönemin muhalefeti, iktidar partisine geçince, kol kola girince hem iktidarı “kahraman” ilan ettiler hem de kendileri kahraman ilan edildiler. (Örnekler için son 10-15 yıllık süreçte saf değiştirenlerin bönceki konuşmaları ile şimdiki konuşmalarını karşılaştırabilirler.)

Yine benzer bir şekilde, siyaseti “iman-küfür” ikilemi ile okuması da son süreçte yaygınlaşan bir olguya dönüştü. Gerek muhalif gerekse iktidar yandaşları tarafından din temalı gerekçeler oldukça sık ve ağır bir tonda kullanılarak karşı tarafın “şeytan” olduğu fikri(!) benimsetilmeye çalışıldı.

Bizim bakışımız ise şu yöndedir:

Siyaseti kahramanlık-ihanet ekseninden okumak, siyaseti dokunulmaz kılmak, yani tabulaştırmaktır. Olayları “grup/hizip/kimlik” gibi aidiyet üzerinden anlama çabasına sokar. Bu ise gücü/iktidarı ele geçireninin diğer tarafı imha etme çabasına dönüşür.

Siyaseti iman-küfür ekseninde okumak, siyaseti dinleştirmektir. Olayları olgular üzerinden değil, “kişi/ler” üzerinden değerlendirmeye sevk eder. Siyasi mezheblerin doğuşu böyle olmuştur.

Gerek kahramanlık-ihanet, gerekse iman-küfür ekseninde okumalar düşünceyi daraltıcı, ötekileştirici ve yıkıcıdır. Sonucunda müthiş kıyımlar olmuş ve olmaya devam etmektedir.

Siyaseti hakikat arayışının bir yolu olarak görüp adalet-zulüm ekseninde okumak ise kimin icra ettiğine bakmaksızın eylemi sorgulamanızı/yargılamanızı sağlar ve yanlış eylemi (kişiyi veya hizbi değil) şiddet kullanmadan ortadan kaldırma çabasıyla sonuçlanır. Yıkıcı değil yapıcıdır; ötekileştirici değil birleştiricidir. Tarafgirliğe değil hakikat arayışına yönlendirir. Düşüncenin alanını daraltmayı reddeder; bu yönüyle de özgürleştiricidir.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Siyaset - Gündem
Fatih Köse15 Ekim 20263 dk okuma

Pelerinli süper kahraman

Siyaset - Gündem
Mahir Saye12 Ekim 20264 dk okuma

Sandıktan Çıkan Öfke: Bir Şehri İlçeye Çevirmek

Siyaset - Gündem
Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan12 Ekim 20265 dk okuma

Emek Merkezli Demokratik Halk Hegemonyası