Deneme

Sosyal Medya Münafıkları

"Ortaya attıkları yalan ve iftiralar dilden dile dolaşır." Ali Yavuz yazdı..

9 Ekim 20263 dk okuma

Sahte hesapların arkasına saklanıp başkaları hakkında hüküm vermek kolaydır. İnsan, adını ve yüzünü gizlediğinde sözlerinin sonuçlarından da uzaklaştığını sanabilir. Oysa bir insanı hedef alan iftira, hesabın kime ait olduğu bilinmese de gerçek hayatta iz bırakır.

Bu hesapların bir bölümü, siyasi tartışmalarda kendilerine görev edinmiş gibidir. İktidarı savunur, muhalefeti hedef alır; kimi zaman da iktidar çevresindeki bir ismin yanında saf tutup o isme itiraz edenleri karalamaya girişirler. Söylediklerinin doğruluğunu kanıtlamak yerine, karşılarındakini itibarsızlaştırmayı seçerler. Böylece tartışmanın konusu fikirler olmaktan çıkar, kişilerin özel hayatına ve onuruna yönelir.

Bu işin adı çoğu zaman “trollük” oluyor. Fakat mesele yalnızca çevrimiçi gürültü çıkarmak değil. Para, imkân veya siyasi yakınlık uğruna yürütülen bu faaliyetler; aileleri, kadınları, çocukları ve insanların mahremiyetini hedef tahtasına koyabiliyor. Bir kişiyle siyasi ya da kişisel bir anlaşmazlık yaşamak, onun yakınlarını incitme hakkı vermez. Eleştiri, sınırını başkasının temel haklarında bulur.

Açık kimlikle konuşanlar da elbette yanılabilir. Birinin gerçek adıyla yazması, söylediklerinin doğru olduğu anlamına gelmez. Ancak kimliğini gizleyen hesapların denetlenmesi ve sözlerinin sorumluluğunu üstlenmesi daha güçtür. Bu nedenle, özellikle ağır suçlamalar içeren paylaşımları değerlendirirken kaynağa, kanıta ve bağlama bakmak gerekir. Bir iddianın çok kez tekrarlanması, onu kendiliğinden doğruya dönüştürmez.

Dahası, bu hesapların bir kısmı zamanla sessizleşir ya da kapanır. Ardından aynı kişiler, görevleri veya konumları değiştiğinde gerçek adlarıyla yeni hesaplar açabilir; sanki geçmişte başkaları hakkında söyledikleri hiç yaşanmamış gibi davranabilirler. Oysa dijital ortamda izler silinse bile, insanların hafızasında kalan sözler silinmez. Bir dönem anonim kimliğin sağladığı rahatlıkla yöneltilen ithamlar, sonradan temiz bir başlangıç görüntüsüyle ortadan kalkmaz.

Açık kimlikle eleştiri yapmak kolay değildir. İnsan, söylediklerinin arkasında durmayı ve gerektiğinde yanıldığını kabul etmeyi göze alır. Biz iyiye iyi, yanlışa yanlış demeye; doğru bildiğimizi açıkça ifade etmeye çalışıyoruz. Buna rağmen bizi ağır biçimde hedef alan bazı kişilerin, kim olduğu ve hangi amaçla yazdığı belirsiz hesapların iddialarına itibar etmesi üzücüdür. Bir eleştiriyi değerlendirirken, onu kimin söylediği kadar neye dayandırdığına da bakmak gerekir.

Sosyal medyada adı, fotoğrafı veya kimlik bilgisi bulunmayan her hesabı kötü niyetli sayamayız; insanlar mahremiyetlerini korumak için de anonim kalabilir. Fakat anonimlik, başkalarına iftira atmanın ve hesap vermekten kaçmanın kalkanı hâline geliyorsa dikkatli olmak gerekir. Hele ki söz konusu olan, yıllardır tanıdığımız ve aramızda hukuk bulunan kişilerse, duyduğumuz her iddiayı sorgulamadan benimsemek ilişkilerimizi de adalet duygumuzu da zedeler.

Sözün kıymeti, yalnızca ne kadar sert söylendiğinde değil, ne kadar doğru ve sorumlu olduğunda ortaya çıkar. Kimliğini saklayıp başkalarının hayatına hoyratça müdahale edenlere itibar etmeden önce, iddialarını ve niyetlerini tartmak gerekir. Çünkü bir yalanı yaymak için hesabın gerçek olması gerekmez; onun zararını yaşayanlar ise gerçektir.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Deneme
Metin Kondel14 Ekim 20264 dk okuma

Şamanlık, Budizm, Petro-Dolar Şeyhleri ve Siyonizme Karşı Yemen'in Gatı

Deneme
Nehir Aksel13 Ekim 20263 dk okuma

Kalp ile Beyin Arasında

Deneme
Hüseyin Demirci12 Ekim 20262 dk okuma

“Nasılsın?” Sorusuna Verebileceğim Tek Cevap Aşağıdaki Gibidir