
Söz Milletindir, Kürsü Susturulamaz!"
Sözünüzün arkasında durun, "hakkı müdafaa etmekten geri durmayın." Ali Şükrü Bey kaleme aldı..
Birinci Meclis’in o kara tahtadan bozma kürsüsü çatısı altında geçen her dakika, milletin geleceğini ilmek ilmek işlediğimiz tarihi bir imtihandı. Ankara’nın dondurucu ayazında, gaz lambalarının cılız ışığı altında toplanan o mermer salon, alelade bir meclis değil; bir milletin namusunu, hürriyetini ve istikbalini sırtlayan muazzam bir irade kalesiydi.
O kürsüye her çıkışımda, arkamda sadece beni seçen ve dualarıyla yolumu gözleyen Trabzon halkının değil; esarete boyun eğmeyi reddeden koca bir milletin sarsılmaz nefesini hissederdim.
Karşımda oturan heyetler kim olursa olsun, sözümü hiçbir şahsi ikbale, hiçbir dünyevi korkuya kurban etmedim; güce göre eğilmedim, rüzgara göre yelken açmadım.
Lozan görüşmelerinde verilecek en ufak bir tavizden Ege Adaları'nın müdafaasına, men-i müskirat (içki yasağı) kanununun her bir maddesinden İstiklal Mahkemeleri’nin salahiyet sınırlarına kadar milletin menfaatine ve hukukuna dair gördüğüm her mesele benim için bir namus davasıydı.
Kürsüde sesimi yükselttiğimde, hükümet sıralarından yükselen itirazlar, oturanların yarattığı gürültüler, sıra kapaklarına vurulan yumruklar yahut karanlık koridorlardaki gizli tehditler karşısında cevabım her zaman surdan bir kale gibi dik ve sarsılmaz oldu: "Biz buraya susmaya, el kaldırmaya değil; milletin hukukunu aramaya ve hakkı haykırmaya geldik!"
Meclis kürsüsü, birtakım adamların hatip unvanı almak için çıktığı birer sahne olmanın çok ötesindedir. Orası, millet iradesinin ve vicdanının tek kalesidir.
O basamaklarda söylenen her söz, sadece duvarlar arasında çınlayıp kaybolmaz; tarihin tutanaklarına, sarsılmaz Zabıt Ceridelerine kurşun harflerle nakşedilir ve geleceğe birer adalet vesikası olarak kalır.
Bizim fani bedenlerimiz sussa dahi, o ceridelerdeki harfler asırlar boyu haykırmaya devam eder.
Fikirlerimizi korkusuzca, vakarla ve sadece hakikate yaslanarak haykırdık. Çünkü biliyorduk ki; meclisleri ayakta tutan şey taş duvarları, yaldızlı sütunları değil; o kürsüden yükselen hürriyet feyzi ve boyun eğmeyen mebusların namusudur.
Gelecek nesillere vasiyetimdir: Kürsüde söylenen tek bir doğru, sokaktaki bin yanlışı, meclisteki bin hileyi düzeltmeye muktedirdir. Sözünüzün arkasında elif gibi durun, gücün önünde eğilmeyin ve milletin hakkını müdafaa etmekten asla geri durmayın.
Saygılarımla,
Ali Şükrü


