
Suudi petrolünde tarihi düşüş: Kritik ihracat yolları baskı altında
.
Suudi petrolünde tarihi düşüş: Kritik ihracat yolları baskı altında
Suudi Arabistan’ın petrol üretimi ağustosta son 36 yılın en düşük seviyesine gerilerken, ülkenin dünya pazarlarına açılan başlıca ihracat güzergâhları da artan güvenlik riskleriyle karşı karşıya kaldı. Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı’nın saldırılar nedeniyle devre dışı kalması ve Husilerin Kızıldeniz’de ilerlemesi, Riyad’ın sevkiyat seçeneklerini önemli ölçüde daraltıyor.
Suudi Arabistan böylece doğuda Hürmüz Boğazı, batıda ise Kızıldeniz ve Babülmendep kaynaklı iki ayrı güvenlik baskısıyla mücadele ediyor.
Üretim günlük 6,238 milyon varile düştü
Suudi Arabistan’ın OPEC’e bildirdiği verilere göre ülkenin ham petrol üretimi ağustosta bir önceki aya kıyasla günlük yaklaşık 1,9 milyon varil azalarak 6,238 milyon varile indi.
Temmuz ayında günlük yaklaşık 8,1 milyon varil petrol üreten ülkede yalnızca bir ay içinde yaşanan bu sert düşüş, üretimi 1990’dan bu yana bildirilen en düşük seviyeye taşıdı.
Uluslararası Enerji Ajansının hesaplamaları, ağustosta piyasaya ulaşan Suudi petrol arzının günlük yaklaşık 6 milyon varile kadar gerilediğini gösteriyor. Ham petrol ihracatının da günlük 3 milyon varil seviyesine yaklaşarak son 13 yılın en düşük düzeylerinden birine indiği belirtiliyor.
Ortaya çıkan tablo, Suudi Arabistan açısından sorunun yalnızca üretim kapasitesiyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Üretilen petrolün güvenli ve kesintisiz biçimde uluslararası piyasalara ulaştırılması da giderek daha kritik hale geliyor.
Doğu-Batı Boru Hattı haftalarca kapalı kalabilir
Suudi Arabistan’ın enerji güvenliğindeki bir diğer önemli sorun, ülkenin Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak kullandığı Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattında yaşanıyor.
Riyad ve Medine bölgelerinden geçen hat, 10 Eylül’de düzenlenen saldırıların ardından güvenlik gerekçesiyle durduruldu. Suudi makamları, saldırılarda kullanılan insansız hava araçlarının Irak yönünden geldiğini açıkladı.
İlk teknik incelemeler, boru hattının önemli bir bölümünün üç ila beş hafta boyunca kullanılamayabileceğine işaret ediyor. Son dönemde günlük yaklaşık 2,6 milyon ile 4 milyon varil arasında petrol taşıyan hat, ülkenin doğusundaki üretim sahalarını Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu terminaline bağlıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri arttıkça Doğu-Batı hattının stratejik önemi de büyüyor. Körfez çıkışının aksadığı dönemlerde Suudi Arabistan, petrolünü bu hat üzerinden batıya taşıyarak Hürmüz’ü devre dışı bırakabiliyordu. Hattın uzun süre kapalı kalması, ülkenin en önemli güvenlik ve lojistik alternatiflerinden birini zayıflatıyor.
Husilerin ilerleyişi Kızıldeniz rotasını tehdit ediyor
Suudi Arabistan’ın batıdaki ihracat güzergâhında da güvenlik baskısı artıyor. Husiler, Babülmendep Boğazı’na yakın stratejik noktaların ardından Kızıldeniz’deki Büyük Haniş ve Küçük Haniş adalarının kontrolünü ele geçirdi.
Bu gelişme, Mokha Limanı ve Perim Adası çevresinde son günlerde yaşanan ilerlemenin devamı olarak değerlendiriliyor. Husilerin Kızıldeniz’in güneyindeki kontrol alanını genişletmesi, Yanbu terminalinden çıkan Suudi petrolünün özellikle Asya pazarlarına taşındığı deniz yolundaki riskleri artırıyor.
Böylece Suudi petrolü doğudaki limanlardan sevk edildiğinde Hürmüz Boğazı’ndaki, batıdan çıkarıldığında ise Kızıldeniz ve Babülmendep’teki güvenlik sorunlarıyla karşılaşıyor.
Daha önce birbirinin alternatifi kabul edilen güzergâhların aynı dönemde baskı altına girmesi, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olan Suudi Arabistan’ın sevkiyat esnekliğini belirgin biçimde azaltıyor.
Petrol piyasasında arz endişesi büyüyor
Yaşanan gelişmeler, petrol fiyatlarındaki jeopolitik risk primini yüksek tutuyor. Brent petrol salı sabahı 107 dolar civarında işlem görürken piyasalar, Suudi Arabistan’ın üretim ve ihracat kapasitesinin ne kadar sürede toparlanabileceğine odaklanıyor.
Doğu-Batı Boru Hattı’nın birkaç hafta boyunca kapalı kalması ve Kızıldeniz güzergâhındaki güvenlik baskısının sürmesi halinde dünya piyasalarına ulaşan Suudi petrolünün daha da azalabileceği değerlendiriliyor.
Petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seviyelerde kalması Türkiye açısından da önemli riskler taşıyor. Enerji ithalat maliyetindeki artışın akaryakıt fiyatları, cari denge ve enflasyon üzerinde ilave baskı oluşturması beklenebilir.
Önümüzdeki dönemde asıl belirleyici konu, Suudi Arabistan’ın üretimini ne kadar hızlı artırabileceğinden çok, çıkardığı petrolü hangi güzergâh üzerinden güvenli biçimde dünya piyasalarına ulaştırabileceği olacak.


