
Türk Usulü Kahve / Bu toprakların sesi..
Ahmet Akçay İtiraz Payı için yazdı..
Dünya üzerinde aynı kahve çekirdeğinden, farklı pişirme usulleriyle sayısız isimde ve tatta kahve ortaya çıkıyor.
Şimdi bazılarınız kızacak veya "Bunca önemli gündem varken yaza yaza bunu mu yazdın?" diyecek. Memleketin diğer meseleleri hakkında geçmişten günümüze zaten hep bir şeyler yazmaya çalıştım.
Son yıllarda seyahat ettiğim şehirlerde bir husus özellikle dikkatimi çekti; ne yazık ki durum bizim şehrimizde de pek farklı değil.
"Ne uzatıyorsun, mesele nedir?" dediğinizi duyar gibiyim. Mesele; vakitleri bildiren ve bizleri camiye, cemaate davet eden ezan-ı Muhammedî...
Epey zamandır ezanlar merkezi sistemle okunuyor. Müftülük her gün için ayrı bir din görevlisi tayin ediyor. Bu yazıya konu olan husus ise haftanın yedi gününün çoğunda ezanın yalnızca Hicaz usulü icra edilmesi.
Ecdadımız asırlardır bu topraklarda İslam medeniyetine ve kültürüne büyük zenginlikler kattı. Öyle ki bir mümin cemaate yetişemediğinde, özellikle teravih namazlarında, okuduğu makamdan namazın kaçıncı rekatında olunduğunu anlayacak kadar derin bir musiki kültürü oluştu. Vakitle özdeşleşen bu geleneksel makam dizilimi ise şöyle şekillenmiştir:
• Sabah Ezanı: Saba makamı
• Öğle Ezanı: Rast makamı
• İkindi Ezanı: Hicaz makamı
• Akşam Ezanı: Segâh (nadiren Eviç veya Rast) makamı
• Yatsı Ezanı: Uşşak (nadiren Hicaz veya Rast) makamı
• Salâ (Cuma öncesi ve cenaze): Hüseynî makamı
Her coğrafyanın kendine has bir ruhu ve havası vardır. Demem o ki, biz bu toprakların kültürel ve dinî mirasını, o köklü ruhunu koruyalım. Yetkililerimizden bu mühim gelenek konusunda biraz daha hassas ve özenli olmalarını rica ediyoruz.
Vesselam...


