Dosya - Araştırma

Ukrayna Savaşı Nasıl Bu Noktaya Geldi?

Haber Merkezimiz Ukrayna Savaşını uzanan süreci sloganlara yaslanmadan incedi.

29 Eylül 202628 dk okuma

Özet

Ukrayna Savaşı Nasıl Bu Noktaya Geldi, ortak tarih anlatılarından 2014 ve 2022 kırılmalarına uzanan süreci sloganlara yaslanmadan inceliyor. Çalışma; savaşın askerî, hukuki, ekonomik ve insani boyutlarını Türkiye’nin Karadeniz, Montrö, Kırım Tatarları ve diplomasi bağlarıyla birlikte değerlendiriyor.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, Şubat 2022'de başlamadı. Silahlı çatışmanın doğrudan başlangıcı 2014'te Kırım'ın Rusya tarafından ilhakı ve Donbas'ta Rusya destekli silahlı yapıların ortaya çıkmasıdır; 24 Şubat 2022 ise çatışmanın ülke çapında bir istilaya dönüşmesidir. Daha eski dönemler bugünkü savaşı açıklamak için gereklidir, fakat savaşı kaçınılmaz kılmaz. Kyivan Rus mirasının paylaşılması, Polonya Litvanya ve Rus imparatorlukları altında gelişen farklı kurumlar, Kazak özerkliği, Çarlık ve Sovyet yönetimlerinin dil ve nüfus politikaları, Holodomor, İkinci Dünya Savaşı'nın şiddeti ve Kırım Tatar sürgünü, tarafların bugünü yorumlarken başvurduğu hafıza alanlarıdır.

Sovyetler Birliği dağıldığında Ukrayna'nın sınırları uluslararası hukuk bakımından tanınmıştı. 1 Aralık 1991 referandumunda bağımsızlık ülke genelinde yüzde 90,32 oy aldı; Kırım dahil her bölgede çoğunluk oluştu. Rusya, sonraki anlaşmalarla Ukrayna'nın sınırlarını tanıdı. 1994 Budapeşte Memorandumu, nükleer silahlardan vazgeçme karşılığında Ukrayna'ya NATO'nun 5. maddesine benzer otomatik askerî müdahale garantisi vermedi; güç kullanmama, sınırları ve egemenliği gözetme yönünde güvenlik güvenceleri sağladı. Rusya'nın 2014 ve 2022 eylemleri bu taahhütlerle bağdaşmadı.

NATO genişlemesi, Moskova'nın tehdit algısının ve Rus güvenlik söyleminin merkezindedir. Bununla birlikte tehdit algısı, başka bir devletin ülkesine karşı güç kullanmanın hukuki gerekçesi değildir. Ukrayna'nın dış politika tercihleri de yalnızca Batılı devletlerin yönlendirmesiyle açıklanamaz. 2004 ve 2013-2014 kitlesel hareketleri, seçim dürüstlüğü, yolsuzluk, devlet şiddeti ve Avrupa ile ekonomik yakınlaşma gibi iç dinamiklere dayanıyordu. Aşırı sağ grupların varlığı ve bazı tartışmalı tarih figürlerinin yüceltilmesi gerçek ve incelenmesi gereken sorunlardır; ancak bunlar Ukrayna devletini ya da toplumunu bütünüyle tanımlamaz ve 2022 istilasını meşrulaştırmaz.

Türkiye, savaşın dışında kalırken sonuçlarından doğrudan etkilenen bir Karadeniz devletidir. Ankara, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve Kırım'ın ilhakını tanımama politikasını sürdürmüş, Kırım Tatarlarının haklarını öne çıkarmış, Ukrayna ile savunma sanayii iş birliği kurmuş; aynı zamanda Rusya ile enerji, ticaret, turizm, Suriye ve Kafkasya başlıklarında yoğun karşılıklı bağımlılığı yönetmiştir. Montrö Sözleşmesi'nin savaşan devletlerin savaş gemilerine ilişkin hükümlerini uygulaması, Karadeniz'deki tırmanmayı sınırlayan somut bir araç olmuştur. Tahıl girişimi, esir değişimleri ve 2022 İstanbul görüşmeleri Türkiye'nin kolaylaştırıcı kapasitesini gösterse de kalıcı barışın koşulları savaş alanındaki dengeden, güvenlik garantilerinden ve tarafların siyasi hedeflerinden bağımsız değildir.

Yöntem ve kavramlar

Çalışma tarihsel anlatı, uluslararası ilişkiler analizi ve hukuk değerlendirmesini birbirinden ayırır. Bir devletin neden belirli bir eylemi yaptığını açıklamak, o eylemi haklı görmek anlamına gelmez. Aynı şekilde uluslararası hukuka aykırılık tespiti, karar alıcıların güvenlik algılarını incelemeyi gereksiz kılmaz. Kaynaklar arasında antlaşma ve karar metinleri, Birleşmiş Milletler, AGİT, NATO, Dünya Bankası ve BMMYK belgeleri ile tarih ve siyaset bilimi literatürü kullanılmıştır. Cephe hattı ve kayıp sayıları hızla değiştiği için güncel bölümde kesinlik izlenimi veren günlük rakamlardan kaçınılmış; doğrulanmış kurumsal veriler tarihleriyle verilmiştir.

Metinde Rusya, Ukrayna, Batı veya Avrupa tek iradeli aktörler gibi kullanılmamıştır. Hükümetler, toplumlar, bölgeler ve dönemler arasında ayrım yapılmıştır. Ukraynaca konuşmak siyasi olarak Batı yanlısı, Rusça konuşmak Rusya yanlısı olmakla aynı şey değildir. 2022'den sonra Rusça konuşulan Harkiv, Dnipro, Odesa ve başka şehirlerde geniş çaplı direniş görülmesi, dil ile siyasi sadakat arasındaki otomatik bağın yetersizliğini açık biçimde göstermiştir.

Kyivan Rus mirası ve anakronizm sorunu

Yaklaşık 9. yüzyıldan 13. yüzyılın ortalarına kadar varlık gösteren Kyivan Rus, bugünkü ulus devletlerden yüzyıllar önce kurulmuş hanedanlık temelli bir siyasi düzendi. Merkezi Kiev'di; ticaret yolları, Doğu Slav toplulukları, İskandinav kökenli hanedan unsurları ve Bizans dünyasıyla ilişkiler bu düzeni şekillendirdi. Prens Volodimir'in 988 dolaylarında Hristiyanlığı kabul etmesi, hem Rus hem Ukrayna tarih anlatısında kurucu bir an olarak kullanılır. Ancak Orta Çağ devletini doğrudan bugünkü Rusya ya da Ukrayna ile özdeşleştirmek anakronizmdir. Her iki ülke ile Belarus bu mirastan pay alır; hiçbirinin geçmiş üzerinde münhasır mülkiyet iddiası tarihsel yönteme uymaz (Plokhy, 2015; Magocsi, 2010).

Moğol istilası ve siyasi parçalanma sonrasında kuzeydoğuda Moskova, batı ve güneybatıda Litvanya ve daha sonra Polonya Litvanya Birliği farklı kurumsal alanlar oluşturdu. Moskova devleti Ortodoks hanedan mirasını ve merkezî otoriteyi öne çıkarırken, bugünkü Ukrayna'nın önemli bölümleri Polonya Litvanya hukukunun, soyluluk düzeninin, Katolik ve Uniat kurumlarının etkisinde kaldı. Bu ayrışma, tek bir halkın yapay biçimde bölündüğü iddiasını da, iki toplumun tarih boyunca bütünüyle ilişkisiz olduğu iddiasını da zayıflatır. Ortaklık ile farklılaşma aynı tarihsel sürecin parçalarıdır.

Kazak düzeni, Pereyaslav ve imparatorluklar

17. yüzyılda Dinyeper Kazakları, Lehistan yönetimine, serflik ilişkilerine ve dinsel baskılara karşı ayaklanmaların merkezinde yer aldı. Bohdan Hmelnitski önderliğindeki 1648 ayaklanması, Kazak Hetmanlığı için geniş bir siyasi alan açtı. 1654 Pereyaslav görüşmeleri, sonraki yüzyıllarda karşıt biçimlerde yorumlandı. Rus imparatorluk anlatısı bunu Ukrayna ile Rusya'nın yeniden birleşmesi saydı; Ukrayna tarih yazımının önemli bölümü ise askerî koruma karşılığında özerklik sağlayan, şartları zamanla Moskova tarafından aşındırılan bir ittifak olarak gördü. Dönemin belge ve egemenlik anlayışı, modern anlamda kesin bir ilhak sözleşmesi okumasını desteklemez.

18. yüzyıl boyunca Rus İmparatorluğu Hetmanlık kurumlarını kaldırdı, Zaporijya Siçi'ni dağıttı ve Karadeniz'in kuzeyine yayıldı. 1783'te Kırım Hanlığı'nın ilhakı, Osmanlı Rus rekabetinde belirleyici sonuç doğurdu. Kırım yalnızca Rus donanmasının gelecekteki üssü değildi; Kırım Tatarlarının vatanı ve Osmanlı dünyasıyla yoğun bağlantılı bir siyasi merkezdi. Rus hâkimiyeti, savaşlar, toprak kayıpları ve göçler yoluyla Kırım'ın nüfus yapısını uzun dönemde değiştirdi. 19. yüzyıldaki Osmanlı Rus savaşları sonrasında çok sayıda Kırım Tatarı Osmanlı topraklarına göç etti. Bugünkü Türkiye'deki geniş Kırım Tatar diasporası bu tarihin ürünüdür.

Çarlık yönetimi 19. yüzyılda Ukraynaca yayın ve eğitim üzerinde kısıtlamalar uyguladı. 1863 Valuev Genelgesi ve 1876 Ems Ukazı, Ukraynacanın kamusal kullanımını daralttı. Bununla birlikte modern Ukrayna kültürü aynı yüzyılda edebiyat, etnografya ve siyasal örgütlenme içinde gelişti. Taras Şevçenko'nun simgesel konumu, ulusal kimliğin yalnız devlet kurumlarıyla değil kültürel üretimle de kurulduğunu gösterir. Batı Ukrayna'daki Habsburg yönetimi ise başka bir kurumsal ortam sundu; Lviv çevresi Ukraynaca yayıncılık ve örgütlenme için görece daha açık bir merkez hâline geldi.

Osmanlı dünyası ile Ukrayna toprakları arasındaki bağlar

Türkiye Ukrayna ilişkilerinin tarihi yalnız 1991 sonrasındaki diplomasiyle başlamaz. Karadeniz'in kuzeyi yüzyıllar boyunca Osmanlı, Kırım Tatar, Lehistan, Kazak ve Rus güçlerinin kesiştiği bir alandı. İlişkiler sürekli dostluk ya da sürekli düşmanlık kalıbına sığmaz. Kazak akınları Osmanlı kıyılarını hedef aldı; Kırım Tatar akınları da Ukrayna ve Lehistan topraklarında yıkım yarattı. Aynı aktörler farklı dönemlerde ittifak kurabildi. Bu değişken düzeni ulusal tarihler arasındaki ezelî düşmanlık gibi okumak, erken modern siyasetin hanedan, vergi, ticaret ve sınır mantığını gözden kaçırır.

1709 Poltava yenilgisinden sonra Hetman İvan Mazepa ve İsveç Kralı XII. Karl Osmanlı topraklarına sığındı. Mazepa'nın ardından hetman seçilen Pylyp Orlyk'in 1710 tarihli anayasal metni, Ukrayna siyasi düşüncesinin erken belgelerinden biri kabul edilir. Orlyk'in Bender ve çevresindeki faaliyeti, Ukrayna devlet fikrinin Osmanlı sınır bölgesiyle temasını gösterir. 1917 devrimlerinden sonra ortaya çıkan Ukrayna Halk Cumhuriyeti ile Osmanlı Devleti arasındaki temaslar ve 1918 Brest Litovsk düzeni de modern diplomatik ilişkinin öncülleridir. Bu bağlar bugünkü ittifakları doğrudan belirlemez; fakat Türkiye ile Ukrayna arasındaki ilişkinin yalnız güncel silah ticaretinden ibaret olmadığını gösterir.

Devrim, kısa devlet deneyimleri ve Sovyet Ukraynası

1917 Rus devrimleri imparatorluk çevresindeki ulusal hareketlere hareket alanı açtı. Kiev'de kurulan Merkez Rada özerklikten bağımsızlık ilanına ilerledi. Ukrayna Halk Cumhuriyeti, Hetmanlık rejimi, Batı Ukrayna Halk Cumhuriyeti, Bolşevik kuvvetler, Beyaz ordular, Polonya ve çeşitli yerel güçler aynı coğrafyada çatıştı. 1921'e gelindiğinde Ukrayna'nın büyük bölümü Sovyet yönetimine girmiş, batı kesimleri Polonya, Romanya ve Çekoslovakya sınırları içinde kalmıştı. Dolayısıyla Sovyet Ukraynası ne tarihsiz bir idari icattı ne de kesintisiz egemen bir devletin devamıydı. Var olan ulusal hareket ile Bolşevik federal tasarımın çatışmalı bileşimiydi.

1920'lerdeki yerlileştirme politikaları Ukraynaca eğitim ve kadrolaşmayı destekledi. 1930'larda Stalinist merkezileşme bu alanı büyük ölçüde kapattı. Zorunlu kolektifleştirme, tahıl toplama kotaları, köylü hareketinin sınırlandırılması ve yardımın engellenmesi 1932-1933'te kitlesel açlığa yol açtı. Holodomor'un ölüm sayısı, niyetin hukuki niteliği ve Sovyetler Birliği'nin başka bölgelerindeki kıtlıklarla ilişkisi literatürde tartışılmaktadır. Ancak kıtlığın yalnız doğal koşullarla açıklanamayacağı; devlet politikalarının ölümcül sonuçları ağırlaştırdığı konusunda güçlü tarihsel kanıt vardır. Ukrayna ve çok sayıda devlet Holodomor'u soykırım olarak tanır. Bazı tarihçiler Sovyet yönetiminin özellikle Ukrayna ulusal hareketini ve köylülüğünü hedef alan niyetini vurgularken, bazıları soykırım teriminin kapsamına ilişkin daha dar bir değerlendirme yapar (Applebaum, 2017; Snyder, 2010). Akademik bir metin bu tartışmayı inkâr ile kesinlik arasında sıkıştırmamalıdır.

İkinci Dünya Savaşı ve çatışmalı hafıza

Ukrayna, İkinci Dünya Savaşı'nın en ağır yıkım bölgelerinden biriydi. Nazi Almanyası'nın işgali sömürgeci ve ırkçı bir düzen kurdu; Yahudilerin toplu katli, savaş esirlerinin ölümü, zorla çalıştırma ve köylerin imhası milyonlarca insanı etkiledi. Ukraynalılar Kızıl Ordu'da büyük sayılarda savaştı. Aynı zamanda Ukrayna Milliyetçileri Örgütü ve Ukrayna İsyan Ordusu gibi hareketlerin bazı kolları farklı aşamalarda Almanlarla iş birliği yaptı, Sovyetlere karşı savaştı ve Polonyalı sivillere yönelik kitlesel şiddete karıştı. Yahudi karşıtı şiddette yer alan Ukraynalı yardımcı unsurlar da vardı. Bu kayıt, Nazi işgalinin kurbanı olan veya Nazilere karşı savaşan Ukraynalıların tarihini ortadan kaldırmaz.

Stepan Bandera ve Roman Şuheviç gibi figürlerin 1991 sonrası anılması, özellikle Polonya, İsrail, Yahudi kuruluşları ve Ukrayna içindeki eleştirmenler açısından ciddi bir sorundur. Devletin bazı anma politikaları çoğulcu tarih anlayışıyla çatışmıştır. Fakat buradan günümüz Ukrayna devletinin Nazi karakterli olduğu sonucu çıkmaz. Aşırı sağ partiler bağımsız Ukrayna seçimlerinde sınırlı oy almış; 2019 parlamento seçiminde birleşik aşırı sağ liste seçim barajının altında kalmıştır. Azov hareketinin kökenleri ve sembolleri haklı eleştiri konusudur; 2014'te devlet yapısına dahil edilmesi de denetim ve ideoloji tartışmasını bitirmemiştir. Yine de belirli birliklerden bütün ülkeye yapılan genelleme, Rusya'nın denazifikasyon söyleminin analitik hatasını tekrarlar.

1944'te Stalin yönetimi Kırım Tatarlarını topluca Orta Asya'ya sürdü. Yolculuk ve sürgünün ilk yıllarında yüksek ölüm oranları yaşandı. Kırım Tatarlarının kitlesel dönüşü Sovyetler Birliği'nin son döneminde başladı. 2014 ilhakından sonra Kırım Tatar Milli Meclisinin yasaklanması, aktivistlerin tutuklanması ve ifade özgürlüğü sorunları, Türkiye'nin Kırım politikasında tarihsel ve toplumsal bir boyut oluşturdu.

1954 Kırım devri ve 1991 sınırları

Sovyet yönetimi 1954'te Kırım Oblastı'nı Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'nden Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne aktardı. Karar, Sovyet içi idari ve ekonomik gerekçelerle alındı; dönemin otoriter siyasal sisteminde halkoyuna dayanmadı. Ancak 1991'de birlik cumhuriyetlerinin sınırları bağımsız devlet sınırlarına dönüştü. Rusya bu sınırı 1994 Budapeşte Memorandumu, 1997 Dostluk, İşbirliği ve Ortaklık Antlaşması ve 2003 sınır antlaşması dahil çeşitli belgelerle tanıdı. Dolayısıyla 1954 kararının niteliğine yönelik eleştiri, Rusya'ya 2014'te tek taraflı kuvvet kullanarak sınırı değiştirme hakkı vermez.

1 Aralık 1991 referandumunda Ukrayna genelinde seçmenlerin yüzde 90,32'si bağımsızlığa evet dedi. Donetsk, Luhansk ve Kırım'da da evet oyları çoğunluktaydı; Kırım'da oran diğer bölgelere göre daha düşüktü. Bu sonuç, bağımsızlığın yalnız batı Ukrayna'nın projesi olduğu tezini desteklemez. Sonraki yıllarda bölgesel siyasi farklılıklar gerçekti, fakat bunlar ayrılma yönünde sabit ve değişmez bir toplumsal irade değildi.

Nükleer miras ve Budapeşte Memorandumu

Sovyetler Birliği dağıldığında Ukrayna topraklarında büyük bir stratejik ve taktik nükleer cephanelik bulunuyordu. Operasyonel komuta ve teknik bağımlılık Moskova'ya bağlıydı; buna rağmen silahların tasfiyesi Ukrayna açısından önemli bir pazarlık konusu oldu. 1994 Budapeşte Memorandumu ile Rusya, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık, Ukrayna'nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na nükleer silaha sahip olmayan devlet olarak katılması bağlamında bağımsızlığına, egemenliğine ve mevcut sınırlarına saygı göstereceklerini; güç kullanma veya ekonomik baskıdan kaçınacaklarını teyit etti.

Memorandumun Türkçede sıkça güvenlik garantisi diye çevrilmesi, NATO tipi otomatik savunma yükümlülüğü izlenimi yaratabilir. İngilizce metindeki security assurances, hukuki ve siyasi niteliği tartışmalı güvencelerdir; taraflara otomatik askerî müdahale görevi veren bir savunma antlaşması değildir. Bu ayrım, Rusya'nın taahhüt ihlalini küçültmez. Tam tersine, nükleer silahsızlanma rejimi açısından olumsuz örnek oluşturur: bir devlet, nükleer silahlardan vazgeçtiği sırada verilen egemenlik ve sınır güvencelerinin ihlal edildiğini görmüştür.

1991 sonrası devlet inşası ve bölgesel siyaset

Bağımsız Ukrayna, planlı ekonomiden piyasa düzenine geçişin ağır maliyetini, oligarkların yükselişini, kurumsal zayıflığı ve yaygın yolsuzluğu birlikte yaşadı. Siyasi rekabet çoğu kez bölgesel, ekonomik ve dilsel ağlar üzerinden örgütlendi. Bununla birlikte Ukrayna'daki seçimli iktidar değişimleri, Rusya ve Belarus'tan farklı bir çoğulculuk alanı yarattı. Devlet kapasitesinin zayıflığı egemenliğin yokluğu anlamına gelmedi; fakat dış baskıya ve iç kaynak paylaşımı çatışmalarına açıklığı artırdı.

Karadeniz Filosu ve Sivastopol, 1990'larda önemli bir gerilim başlığıydı. 1997 düzenlemeleri filo varlıklarını paylaştırdı ve Rus donanmasının üs kullanımını belirledi. 2010 Harkiv düzenlemesi üs süresini uzattı. Bu varlık, 2014'te Rusya'nın Kırım üzerindeki askerî operasyonunu kolaylaştıran altyapılardan biri oldu. Aynı dönemde iki ülke yoğun ticaret, aile bağları ve enerji bağlantılarını koruyordu. Savaş öncesi ilişkinin yalnız düşmanlık üzerinden anlatılması bu karşılıklı bağımlılığı görünmez kılar.

Turuncu Devrim ve Euromaidan

2004 cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda geniş çaplı usulsüzlük iddiaları, kitlesel protestolara ve Yüksek Mahkemenin seçimi tekrarlatma kararına yol açtı. Tekrarlanan turu Viktor Yuşçenko kazandı. Turuncu Devrim Batı'nın tasarladığı bir iktidar değişikliği olarak açıklanamaz; yerli siyasi örgütlenme, seçim gözlemi ve toplumun belirli kesimlerindeki hukuk talebi belirleyiciydi. Batılı aktörlerin sivil toplum ve diplomasi desteği vardı, Rusya da Viktor Yanukoviç'e açık siyasi destek verdi. Dış müdahale tartışması ancak iki taraflı etki girişimleri ve Ukraynalı aktörlerin iradesi birlikte incelendiğinde anlam kazanır.

Euromaidan, Yanukoviç hükümetinin Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşması'nı Kasım 2013'te askıya almasıyla başladı. İlk gösteriler Avrupa ile yakınlaşma talebine dayanıyordu. Polisin öğrencilere şiddet uygulaması protestoları yönetim biçimi, yolsuzluk ve cezasızlık karşıtı daha geniş bir harekete dönüştürdü. Şubat 2014'te protestocuların ve güvenlik görevlilerinin öldüğü çatışmaların ardından Yanukoviç Kiev'den ayrıldı. Parlamento, anayasal sürecin tartışmalı yönleri bulunan kararlarla yeni seçime gitti. Bu nedenle olayları yalnız kusursuz demokratik devrim veya yalnız dış destekli darbe diye nitelemek yetersizdir. İktidar değişiminin meşruiyet sorunları tartışılabilir; bunlar Kırım'ın ilhakına veya Donbas'taki silahlı müdahaleye hukuki yetki sağlamaz.

Dil meselesi 2014 sonrasında Rusya'nın propaganda araçlarından biri oldu. Parlamento, iktidar değişiminin hemen ardından 2012 dil yasasını kaldırmaya yönelik oy kullandı; ancak karar yürürlüğe girmedi. Sonraki dil ve eğitim yasaları Ukraynacanın kamusal konumunu güçlendirdi ve azınlık hakları bakımından eleştiriler aldı. Rusçanın günlük kullanımının genişliği sürdü. Dil politikalarını eleştirmek ile Rusça konuşan nüfusa karşı soykırım işlendiğini ileri sürmek farklı iddialardır; ikincisini doğrulayan güvenilir uluslararası bulgu yoktur.

Kırım'ın ilhakı ve Donbas savaşının başlaması

Şubat sonu ve Mart 2014'te üniformasında işaret bulunmayan Rus askerleri Kırım'daki stratejik noktaları ele geçirdi. Rusya daha sonra personelinin rolünü kabul etti. 16 Mart'ta askerî kontrol altında, Ukrayna Anayasasına aykırı ve güvenilir uluslararası gözlem olmadan referandum düzenlendi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 68/262 sayılı kararla referandumun geçerliliğini tanımadı ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü teyit etti. Kırım'daki Rusya yanlısı eğilim ve Kiev'e güvensizlik gerçekti; fakat bu sosyolojik olgular referandumun serbestliği, seçenekleri ve kuvvet kullanımı sorunlarını ortadan kaldırmaz.

Donetsk ve Luhansk'ta 2014 ilkbaharında hükümet binaları işgal edildi, silahlı yapılar sözde halk cumhuriyetleri ilan etti. Yerel hoşnutsuzluk ve Kiev'e karşı tepki vardı. Bunun yanında Rus vatandaşlarının liderlik rolü, silah ve personel akışı, sınır ötesi topçu ve daha sonra düzenli Rus birliklerinin müdahalesi çatışmanın gelişiminde belirleyiciydi. Donbas savaşı ne yalnız yerel bir iç savaş ne de yerel unsurdan tamamen yoksun dış işgal olarak açıklanabilir. Yerel toplumsal taban ile Rus devlet desteğinin ağırlığı birlikte değerlendirilmelidir.

Minsk düzenlemeleri neden işlemedi

Eylül 2014 Minsk Protokolü ve Şubat 2015 Minsk Tedbirler Paketi ateşkes, ağır silahların çekilmesi, AGİT denetimi, esir değişimi, yerel seçimler, özel statü, anayasal reform ve Ukrayna'nın sınır kontrolünü yeniden kazanması gibi adımlar öngördü. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2202 sayılı kararla 2015 paketini destekledi. Metin, çatışmayı yönetmek için ortak bir çerçeve sağladı; geniş çaplı çatışmaların bazı dönemlerde azalmasına katkıda bulundu. Yine de siyasi çözüm üretemedi.

Temel sorun sıralamaydı. Kiev, güvenlik sağlanmadan ve yabancı kuvvetler çekilmeden seçim ile anayasal özel statünün serbest iradeyi yansıtmayacağını savundu. Moskova ve ayrılıkçı yönetimler siyasi düzenlemelerin önce uygulanmasını istedi. Rusya kendisini çatışmanın tarafı değil arabulucusu gibi sunarken Ukrayna ve Batılı devletler Rus askerî varlığını temel mesele saydı. Ateşkes ihlalleri, ağır silahların geri çekilmemesi, AGİT gözlemine getirilen sınırlamalar ve temas hattındaki düzenli kayıplar güveni tüketti. Metnin sorumlulukları ve zaman çizelgesi yeterince açık değildi; yaptırım ve uygulama mekanizması zayıftı. Ukrayna'da özel statünün iç siyasette kabulü sınırlıydı, Rusya ise ayrılıkçı yapılar üzerindeki nüfuzunu kalıcı bir baskı aracına dönüştürdü. 2022 istilası Minsk çerçevesini fiilen sona erdirdi.

NATO genişlemesi ve güvenlik ikilemi

NATO'nun 1999 ve 2004 genişlemeleri Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin kendi güvenlik tercihlerine dayanıyordu; bu ülkeler Sovyet hâkimiyeti deneyimi nedeniyle üyeliği egemenliklerinin güvencesi saydı. Rus karar alıcılar ise askerî ittifakın sınırlarına yaklaşmasını güç kaybı ve kuşatma olarak gördü. Bu iki bakış birbirini dışlamaz: küçük devletlerin güvenlik arayışı Rusya'nın tehdit algısını artırdı, Rus baskısı da komşuların NATO talebini güçlendirdi. Güvenlik ikilemi kavramı bu karşılıklı süreci açıklar, fakat saldırı kararının sorumluluğunu dağıtmaz.

NATO'nun 2008 Bükreş Zirvesi, Ukrayna ve Gürcistan'ın gelecekte üye olacağını ilan etti; buna karşılık üyelik eylem planı vermedi ve takvim koymadı. Bu ara formül Ukrayna'ya 5. madde koruması sağlamadı, Rusya'ya ise ittifakın ileride genişleyeceği mesajını verdi. Stratejik belirsizlik her iki tarafın en kötü senaryoya göre hareket etmesine katkı yaptı. 2010'da Ukrayna bağlantısızlık politikasını benimsedi; NATO üyeliği 2014'ten sonra, Rus müdahalesi ve Kırım'ın ilhakı sonucunda daha geniş toplumsal destek kazandı. Bu kronoloji, Ukrayna'nın NATO yöneliminin yalnız savaşın nedeni değil, aynı zamanda Rus eylemlerinin sonucu olduğunu gösterir.

2022 geniş çaplı istilanın amaçları ve ilk sonuçları

Rusya 24 Şubat 2022'de kuzey, doğu ve güney yönlerinden Ukrayna'ya saldırdı. Kiev'e yönelik harekât ve hava indirme girişimleri, ilk amacın yalnız Donbas'ı korumak değil, merkezi hükümeti hızla etkisizleştirmek ve ülkenin siyasi yönünü değiştirmek olduğunu düşündürdü. Ukrayna devletinin beklenenden güçlü direnişi, Rus lojistik ve komuta sorunları ve dış askerî yardım bu planı bozdu. Rus birlikleri 2022 ilkbaharında Kiev çevresinden çekildi. Ukrayna aynı yıl Harkiv bölgesinde geniş alanları, daha sonra Herson kentini geri aldı. Savaş 2023'ten itibaren daha belirgin bir yıpratma mücadelesine dönüştü.

Rusya'nın ilan ettiği gerekçeler arasında Donbas halkını koruma, NATO tehdidini önleme, askerden arındırma ve denazifikasyon vardı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ES-11/1 sayılı kararla saldırıyı kınadı ve Rus kuvvetlerinin çekilmesini istedi. Meşru müdafaa iddiası uluslararası toplumun büyük bölümünce kabul edilmedi. Donetsk ve Luhansk'taki ayrılıkçı yapıların tanınması, başka bir devletin toprağında kolektif meşru müdafaa hakkı yaratmadı. Rusya'nın güvenlik talepleri diplomatik müzakere konusu olabilirdi; geniş çaplı güç kullanımı Birleşmiş Milletler Şartı'nın temel yasağıyla çatıştı.

Savaşın askerî dönüşümü

Savaş, büyük birlik manevrası ile siper, topçu ve mayın savaşını; ucuz insansız hava araçları ile uzun menzilli hassas vuruşları aynı cephede birleştirdi. Ticari dronlar keşif ve hedefleme süresini kısalttı. Birinci şahıs görüşlü dronlar zırhlı araç, mevzi ve personel üzerinde düşük maliyetli baskı aracı oldu. Elektronik harp, uydu haberleşmesi, açık kaynak istihbaratı ve yazılım güncellemeleri klasik mühimmat üretimi kadar önemli hâle geldi. Buna rağmen teknoloji, insan gücü, mühimmat, tahkimat ve lojistiğin yerini almadı.

Rusya daha büyük nüfus, sanayi ölçeği ve seferberlik kapasitesine dayanırken Ukrayna dış silah ve mali desteğe, daha küçük insan kaynağını korumaya ve yenilikçi sistemlere bağımlıdır. Batılı yardımın miktarı kadar zamanlaması, mühimmat standardı ve kullanım kısıtlamaları da cepheyi etkiler. Rusya da İran yapımı dronlar, Kuzey Kore mühimmatı ve çeşitli dış tedarik kanallarından yararlanmıştır. Böylece savaş ikili çatışma sınırını aşan, fakat NATO ile Rusya arasında doğrudan savaşa dönüşmemesi için yönetilen bir uluslararası tedarik mücadelesi niteliği kazanmıştır.

Askerî kayıp sayıları propaganda ve doğrulama sorunları nedeniyle geniş aralıklarla tahmin edilir. Tarafların resmî rakamları tek başına güvenilir kabul edilmemelidir. Akademik değerlendirme, birliklerin personel yenileme kapasitesi, ekipman kayıpları, cephe yoğunluğu ve bağımsız görsel doğrulama gibi göstergeleri birlikte kullanmalıdır. Aynı dikkat, toprak kontrol oranlarında da gereklidir; harita üzerindeki küçük değişimler stratejik sonuçla aynı şey değildir.

İnsan güvenliği, işgal ve hukuk

Savaşın en kalıcı sonucu nüfus üzerindeki etkidir. Birleşmiş Milletler doğrulanmış sivil kayıpların gerçek toplamın altında olduğunu sürekli belirtir; özellikle yoğun çatışma ve işgal bölgelerinde doğrulama sınırlıdır. BMMYK verileri 2026 başlarında dünya çapında yaklaşık 5,9 milyon Ukrayna mültecisinin kayıtlı olduğunu, Ukrayna içinde yaklaşık 3,7 milyon kişinin yerinden edildiğini gösteriyordu. Yerinden edilme, ailelerin ayrılması, eğitim kaybı, engellilik, ruh sağlığı sorunları ve demografik küçülme savaş sonrasında da sürecek etkiler yaratacaktır.

Birleşmiş Milletler soruşturma mekanizmaları ve insan hakları izleme raporları; sivillere yönelik saldırılar, işkence, hukuka aykırı infaz, cinsel şiddet, zorla kaybetme, çocukların transferi ve savaş esirlerine kötü muamele hakkında bulgular yayımladı. Belgelenen ihlallerin ölçeği ve modeli taraflar arasında aynı değildir; Rus kuvvetleri ve işgal makamları hakkında kapsamlı ve sistematik bulgular vardır. Ukrayna güçleri hakkında da özellikle savaş esirlerine kötü muamele ve bazı ayrım gözetmeyen saldırı iddiaları incelenmiştir. Uluslararası insancıl hukuk her tarafa uygulanır; bir tarafın ihlali diğer tarafın ihlalini meşrulaştırmaz.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Ukrayna durumuna ilişkin soruşturma yürütmekte ve çeşitli tutuklama kararları çıkarmaktadır. Mahkemenin savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım bakımından yetkisi ile saldırı suçu bakımından yetkisi aynı değildir. Ayrıca tutuklama kararının uygulanması devlet iş birliğine bağlıdır. Hesap verebilirlik yalnız uluslararası mahkemelerden ibaret değildir; Ukrayna ve başka ülkelerdeki ulusal soruşturmalar, evrensel yargı girişimleri, tazminat kayıtları ve delil koruma çalışmaları birlikte ilerler.

Ekonomi, enerji ve yeniden inşa

Savaş Ukrayna'nın üretim kapasitesini, enerji sistemini, konut stokunu, limanlarını ve ulaşım ağını ağır biçimde etkiledi. Dünya Bankası, Ukrayna hükümeti, Avrupa Komisyonu ve Birleşmiş Milletlerin Şubat 2025'te yayımladığı dördüncü hızlı değerlendirme, on yıllık yeniden inşa ve toparlanma ihtiyacını yaklaşık 524 milyar ABD doları olarak hesapladı; doğrudan fiziksel hasar 176 milyar dolar düzeyindeydi. Bu rakam bir fatura değil, belirli varsayımlara dayalı çok yıllı ihtiyaç tahminidir. Savaş uzadıkça artar; döviz kuru, güvenlik koşulları ve yeniden inşa standardına göre değişir.

Rusya'nın enerji ihracatına yönelik yaptırımlar ve Avrupa'nın kaynak çeşitlendirmesi, kıtanın enerji düzenini değiştirdi. Rusya satışlarının daha büyük bölümünü Asya'ya yöneltti; indirim, taşıma ve yaptırım maliyetleri arttı. Türkiye, boru hatları, LNG altyapısı ve ticaret üzerinden enerji geçişinde daha önemli bir konuma geldi, ancak bu durum yaptırım uyumu ve ikincil yaptırım riskini de büyüttü. Savaş ekonomileri kısa dönemde askerî üretimle büyüme göstergeleri yaratabilir; bu, refah artışı veya sürdürülebilir verimlilik anlamına gelmez.

Karadeniz tahıl taşımacılığı gıda fiyatları ve düşük gelirli ithalatçı ülkeler için küresel önem taşıdı. Türkiye ve Birleşmiş Milletler aracılığıyla Temmuz 2022'de kurulan Karadeniz Tahıl Girişimi, Rusya'nın Temmuz 2023'te çekilmesine kadar Ukrayna limanlarından güvenli ihracat sağladı. Daha sonra Ukrayna alternatif deniz koridorları ve Tuna güzergâhlarını geliştirdi. Tahıl başlığı, insani ihtiyaç ile yaptırım, sigorta, liman güvenliği ve askerî deniz kontrolünün nasıl iç içe geçtiğini gösterir.

Toplum, dil ve savaş sırasında ulusal kimlik

2014 ve özellikle 2022 sonrasında Ukrayna kimliği etnik kökenden çok siyasi aidiyet çevresinde güçlendi. Rusça konuşan birçok Ukrayna vatandaşı ülke savunmasına katıldı. Bu durum Rusçanın kamusal statüsü ve azınlık hakları tartışmasını sona erdirmedi; ancak dilin siyasi sadakat için güvenilir ölçüt olmadığını doğruladı. Ukraynaca kullanımının artması hem devlet politikası hem savaşın yarattığı gönüllü kimlik değişimiyle ilişkilidir. Zorunlu tekdüzeleştirme ile sömürge sonrası dil canlandırması arasındaki sınır, savaş sonrasında da tartışılacaktır.

Rus toplumunda savaş; devlet medyası, baskı, seferberlik, ekonomik uyum ve milliyetçi söylem aracılığıyla yönetilmektedir. Savaş karşıtı hareketin sınırlandırılması, kamuoyu ölçümünü zorlaştırır. Rejime verilen pasif uyum ile savaşa ideolojik destek aynı değildir. Ukrayna toplumunda da uzun savaşın yarattığı yorgunluk, askerlik yükünün adaleti, kayıplar, yolsuzluk ve siyasi rekabet önem kazanır. Savaş koşullarındaki ulusal birlik, demokratik denetimin gereksizleştiği anlamına gelmez.

Türkiye ile Ukrayna arasındaki modern ilişkiler

Türkiye, Ukrayna'nın bağımsızlığını 16 Aralık 1991'de tanıdı; diplomatik ilişkiler 3 Şubat 1992'de kuruldu. 2011'de Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey mekanizması oluşturuldu. Ticaret, turizm, müteahhitlik, ulaştırma, savunma sanayii ve eğitim ilişkileri gelişti. 2022 öncesinde imzalanan serbest ticaret anlaşması savaş koşulları ve onay süreçleri nedeniyle ekonomik ilişkinin bütün sorunlarını tek başına çözmedi. İki ülkenin ekonomik tamamlayıcılığı kadar savaş, sigorta, lojistik ve finansman engelleri de dikkate alınmalıdır.

Savunma iş birliğinin en görünür unsuru Bayraktar TB2 sistemleridir. Ukrayna'nın motor teknolojisi ile Türkiye'nin insansız hava aracı, elektronik ve platform üretimi arasında ortak projeler geliştirildi. Ada sınıfı korvet tedariki ve üretim iş birliği de deniz güvenliği boyutunu güçlendirdi. Bu ilişki Türkiye'nin NATO üyeliğiyle uyumludur, fakat Ankara'nın Rusya ile ilişkilerini bütünüyle koparması anlamına gelmez. Türkiye aynı dönemde Rusya'dan S 400 sistemi aldı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesini sürdürdü ve yoğun enerji ticaretini korudu. Politika, ittifak sadakati ile bölgesel özerklik arayışını birlikte taşır.

Kırım Tatarları ve Türkiye'nin ilhak politikası

Türkiye 2014 Kırım ilhakını tanımadı ve Ukrayna'nın uluslararası tanınmış sınırları içindeki toprak bütünlüğünü destekledi. Bu tutumun hukuki yönüne Kırım Tatarlarıyla tarihsel ve toplumsal bağlar eşlik eder. Türkiye'deki diaspora, sürgün hafızası ve Kırım Tatar Milli Meclisiyle ilişkiler Ankara'nın konuya ilgisini artırır. Kırım Tatar liderlerinin serbest bırakılması için yürütülen diplomasi, bu özel bağın somut örneğidir.

Kırım meselesinde tarihî yakınlık dikkatli kullanılmalıdır. Kırım Tatarlarının özne oluşu, Türkiye ile Rusya veya Ukrayna arasındaki pazarlığın alt başlığına indirgenemez. Kırım'ın geleceğine ilişkin herhangi bir düzenlemede güvenli dönüş, mülkiyet, dil, eğitim, siyasi temsil, din özgürlüğü ve işgal dönemindeki hak ihlallerinin hesabı temel konulardır. Türkiye'nin katkısı, bu talepleri jeopolitik söylemin ötesinde kurumsal güvenceye bağlayabildiği ölçüde anlamlı olacaktır.

Montrö Sözleşmesi ve Karadeniz dengesi

1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi Türkiye'ye Boğazlar üzerinde önemli yetki verirken ticaret gemileri ve savaş gemileri için ayrıntılı bir rejim kurar. Savaş zamanında Türkiye savaşan değilse, savaşan devletlerin savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi kural olarak yasaktır; ana üslerine dönme istisnası bulunur. Türkiye Şubat 2022'de durumu savaş olarak değerlendirdi ve ilgili hükümleri uyguladı. Bu karar hem Rusya'nın Akdeniz'den Karadeniz'e ilave gemi aktarmasını hem de Karadeniz dışı NATO devletlerinin bölgeye büyük deniz gücü sokmasını sınırlandırdı.

Montrö'nün değeri bir tarafa avantaj sağlamasından çok öngörülebilir bir hukuk çerçevesi sunmasıdır. Sözleşmenin esnetilmesi kısa vadede askerî fayda beklentisi doğurabilir, fakat Karadeniz'i büyük güç donanmalarının daha doğrudan rekabet alanına çevirebilir. Türkiye açısından rejimin korunması, egemenlik, bölgesel istikrar ve Rusya ile NATO arasındaki tırmanmanın yönetimi bakımından uzun vadeli çıkar niteliğindedir.

Arabuluculuk ve dengeli ilişki politikasının sınırları

Türkiye, 2022'de Antalya ve İstanbul'da Rus ve Ukraynalı heyetleri ağırladı. İstanbul görüşmelerinde tarafların tarafsızlık, güvenlik garantileri ve çekilme düzenleri üzerinde taslak fikirler geliştirdiği bilinir; ancak bir barış anlaşmasının hazır olduğu ve tek bir dış aktör tarafından engellendiği iddiası mevcut kanıtların ötesine geçer. Bu sırada sahadaki durum değişiyor, Buça'daki öldürmeler ortaya çıkıyor, güvenlik garantilerinin kapsamı belirsiz kalıyor ve tarafların askerî beklentileri farklılaşıyordu. Müzakerelerin çöküşü tek nedene bağlanamaz.

Ankara'nın hem Kiev hem Moskova ile konuşabilmesi esir değişimleri, tahıl taşımacılığı ve teknik temaslar için yarar sağladı. Fakat arabuluculuk tarafsızlıkla aynı şey değildir. Türkiye Ukrayna'ya savunma ürünleri sağladı ve ilhakı reddetti; Rusya'ya kapsamlı Batı yaptırımlarına katılmadı ve ekonomik kanalları açık tuttu. Bu bileşim kolaylaştırıcılık yaratırken iki tarafta da kuşku doğurabilir. Kalıcı bir anlaşmada Türkiye'nin rolü, güvenlik garantisi vermek, ateşkesi gözlemek veya Karadeniz düzenlemesine katılmak gibi görevlerin maliyet ve riskleri açıkça tanımlandığında sürdürülebilir olur.

Türkiye açısından başlıca riskler ve çıkarlar

Karadeniz güvenliği, Montrö rejimi ve kıyıdaş diplomasiyle tırmanmayı sınırlama. Mayınlar, liman saldırıları, deniz ve hava kazaları.

Kaynak ve güzergâh çeşitlendirmesinde merkez olma. Rusya'ya bağımlılık, fiyat şoku ve yaptırım riski. Savunma sanayii. Ukrayna motor ve havacılık kabiliyetleriyle ortak üretim. Tesis kaybı, tedarik kesintisi ve Rus baskısı. Tahıl, liman ve lojistik kapasitesinde rol. Fiyat oynaklığı ve Karadeniz taşımacılığının kesilmesi. Kırım Tatarları. Hak temelli diplomasi ve diaspora bağlantısı. İnsan haklarının büyük güç pazarlığına indirgenmesi. Arabuluculuk. Esir, tahıl ve ateşkes düzenlerinde kanal oluşturma. Sonuç veremeyen süreçlerin itibar maliyeti. NATO ve Rusya. İttifak içinde bölgesel uzmanlık ve temas kapasitesi. Taahhütler ile ikili bağımlılık arasında kriz.

Gelecek senaryoları

Savaşın geleceği için tek tarih vermek veya kesin sonuç ilan etmek bilimsel değildir. Sonuç; insan gücü, mühimmat üretimi, dış yardım, Rusya'nın ekonomik ve siyasi dayanıklılığı, Ukrayna'nın seferberlik kapasitesi, hava savunması, teknoloji uyarlaması ve büyük güçlerin risk iştahına bağlıdır. Aşağıdaki senaryolar birbirini dışlayan kehanetler değil, politika seçeneklerini sınamak için kullanılan koşullu çerçevelerdir.

Uzun süreli yıpratma savaşı

Cephe hattında sınırlı değişimler, yoğun dron ve füze saldırıları ve yüksek personel ihtiyacı sürer. Rusya ölçek üstünlüğünü kademeli kazanımlara çevirmeye çalışırken Ukrayna savunma hatları, uzun menzilli vuruşlar ve dış destekle maliyeti yükseltir. Bu senaryo, taraflardan hiçbirinin temel hedeflerinden vazgeçmemesi ve dış yardımın Ukrayna'yı ayakta tutacak fakat kesin üstünlük sağlamayacak düzeyde kalması hâlinde güçlenir. Türkiye için Karadeniz güvenliği, enerji ve yaptırım dengesi sürekli kriz yönetimi gerektirir.

Ateşkes ve silahlı bekleme dönemi

Bir ateşkes, fiilî temas hattında çatışmayı azaltabilir; siyasi barış, sınırların hukuki statüsü ve yaptırımlar çözülmeden kalabilir. Kore benzeri benzetmeler sınırlı ölçüde yararlıdır, çünkü Ukrayna'nın coğrafyası, ittifak ilişkileri ve işgal bölgelerinin statüsü farklıdır. Ateşkesin sürdürülebilmesi için izleme, ihlal soruşturması, kuvvet ayrıştırma, hava ve deniz olaylarını yönetme, esir ve sivil dönüşleri, mayın temizleme ve yeniden silahlanma kuralları gerekir. Belirsiz güvenlik güvenceleri yeni saldırı riskini azaltmayabilir.

Müzakere edilmiş kapsamlı düzenleme

Kapsamlı anlaşma için askerî temas hattının ötesinde egemenlik, güvenlik garantileri, yaptırımlar, tazminat, yeniden inşa, savaş suçları, nüfus hareketleri, Kırım ve Donbas'ın statüsü ele alınmalıdır. Bu başlıkların tamamında kısa sürede uzlaşma olasılığı düşüktür. Aşamalı düzen daha gerçekçidir: önce insani ve askerî risk azaltma, sonra ateşkes, daha sonra siyasi statü görüşmeleri. Türkiye, Birleşmiş Milletler, Avrupa devletleri ve başka aktörler belirli dosyalarda rol alabilir; hiçbir arabulucu tarafların asgari kabul alanı oluşmadan çözüm üretemez.

Taraflardan birinin ciddi askerî kırılması

Ukrayna dış desteğinin keskin düşmesi, seferberlik sorunları veya savunma hattının bozulması Rusya'ya daha geniş ilerleme olanağı verebilir. Tersi yönde, Rusya'daki iç siyasi kriz, lojistik çöküş veya Ukrayna'nın önemli teknolojik üstünlük kurması işgal alanlarında geri çekilmeye yol açabilir. Her iki kırılma da otomatik barış yaratmaz. Hızlı değişim, nükleer söylem, düzensiz kuvvetler, komuta kontrol sorunları ve yeni göç dalgaları nedeniyle tırmanma riskini artırabilir.

Ukrayna'nın Avrupa bütünleşmesi ve savaş sonrası devlet

Avrupa Birliği süreci, Ukrayna için mali yardım kadar hukuk devleti, yargı, rekabet, kamu yönetimi ve azınlık hakları reformu anlamına gelir. Savaş reformu hızlandırabilir veya güvenlik gerekçesiyle merkezileşmeyi kalıcılaştırabilir. Gazi hakları, sakatlık politikası, geri dönüş yapan nüfusun konutu, ülke dışında büyüyen çocukların eğitimi ve seçim düzeni savaş sonrasının merkezi meseleleri olacaktır. Yeniden inşa fonlarının şeffaf yönetimi, oligark etkisinin sınırlandırılması ve yerel yönetimlerin katılımı dış yardımın siyasi meşruiyetini belirler.

NATO üyeliği konusunda savaş sürerken oydaşma oluşması zordur; üyelik, ittifakın doğrudan savaş riskini gündeme getirir. Buna karşılık uzun vadeli silah tedariki, eğitim, istihbarat, ikili güvenlik anlaşmaları ve Ukrayna savunma sanayiinin Avrupa sistemine bağlanması fiilî entegrasyonu artırmaktadır. Gelecekteki düzen, üyelik ile tarafsızlık arasında basit bir ikili seçenek olmayabilir. Asıl ölçüt, yeniden saldırıyı caydıracak kapasitenin ve siyasi taahhüdün inandırıcılığıdır.

Türkiye için gelecek politika çerçevesi

Türkiye'nin çıkarı savaşın uzamasında değil, Ukrayna'nın egemenliğini koruyan ve Karadeniz'i sürekli askerî rekabet alanına çevirmeyen bir düzendedir. Bunun için Montrö rejiminin tutarlı uygulanması, Kırım'ın ilhakını tanımama politikasının korunması, Kırım Tatar haklarının müzakere başlıklarına dahil edilmesi ve Rusya ile iletişim kanallarının açık tutulması birbiriyle çelişmek zorunda değildir. Çelişki, ilkelerin günlük pazarlığa göre değişmesi hâlinde ortaya çıkar.

Savunma sanayii iş birliği kısa vadeli satıştan ortak üretim, fikrî mülkiyet, tesis güvenliği ve tedarik çeşitlendirmesine taşınmalıdır. Enerjide merkez olma söylemi, tek kaynağa bağımlılığı azaltan gerçek altyapı ve şeffaf fiyatlama politikasıyla desteklenmelidir. Yeniden inşa döneminde Türk şirketlerinin deneyimi önemlidir; ancak ihalelerde şeffaflık, savaş riski sigortası, yerel ortaklık ve yolsuzluk denetimi olmadan ekonomik fırsat söylemi güvenilir değildir.

Diplomatik alanda Türkiye en fazla sonucu dar ve uygulanabilir dosyalarda üretebilir: esir ve sivil değişimleri, kayıp kişilerin tespiti, nükleer tesis güvenliği, Karadeniz'de seyrüsefer, mayın temizliği, tahıl ve gübre taşımacılığı. Kapsamlı barış konferansı hedefi korunabilir, fakat somut insani ve teknik anlaşmalar daha geniş güvenin altyapısını oluşturur.

Sonuç

Ukrayna Savaşı'nın derin tarihsel arka planı vardır, fakat savaş tarihin otomatik sonucu değildir. Ortak Orta Çağ mirası, imparatorluk sınırları, dilsel yakınlık veya Sovyet geçmişi bir devlete diğerinin egemenliğini sınırlama hakkı vermez. 1991 sonrası düzenin temel olgusu, Ukrayna'nın uluslararası tanınmış bir devlet olarak ortaya çıkması ve Rusya'nın bu sınırları birden çok belgeyle tanımasıdır. 2014'teki müdahale ve 2022'deki geniş çaplı istila, tarih yorumundan bağımsız olarak güç kullanma yasağı ve toprak bütünlüğü ilkeleri bakımından değerlendirilmelidir.

Savaşı yalnız NATO genişlemesine bağlamak, Ukrayna toplumunun tercihlerine ve Rusya'nın imparatorluk sonrası siyasetindeki özneleşme sorununa yeterli yer vermez. NATO faktörünü bütünüyle reddetmek de Rus güvenlik algısının, 2008 Bükreş kararının ve stratejik belirsizliğin etkisini görmez. Sağlam analiz iki düzeyi birlikte tutar: güvenlik düzeninin ürettiği gerilimler açıklanır; istila kararının siyasi ve hukuki sorumluluğu belirsizleştirilmez.

Türkiye açısından konu uzak bir Avrupa savaşı değildir. Kırım Tatarlarının tarihi, Karadeniz ticareti, Montrö rejimi, enerji bağımlılığı, NATO yükümlülükleri, Rusya ile çok alanlı ilişki ve Ukrayna ile savunma iş birliği aynı dosyada birleşir. Türkiye'nin etkisi, taraflar arasında eşit mesafe söyleminden çok, hukuki konumunu tutarlı biçimde korumasına ve iletişim kapasitesini uygulanabilir anlaşmalara çevirmesine bağlıdır.

Yakın gelecekte en olası görünüm, askerî ve diplomatik dönemlerin iç içe geçtiği uzun bir rekabettir. Ateşkes ihtimali barışla aynı değildir; toprak, güvenlik ve hesap verebilirlik meseleleri çözümsüz kalabilir. Bu nedenle yarının temel sorusu yalnız cephenin nerede duracağı değildir. Yeni bir saldırıyı caydıracak düzenin nasıl kurulacağı, yerinden edilenlerin hangi koşullarda döneceği, işgal altındaki nüfusun haklarının nasıl korunacağı ve yeniden inşanın hangi siyasi kurumlar tarafından yönetileceği belirleyici olacaktır.

Ek not kaynak metinlerde düzeltilmesi gereken yaygın iddialar

Ruslar ve Ukraynalılar tek halktır. Ortak tarihsel ve kültürel bağlar vardır; modern ulusal kimlikler ve siyasi topluluklar ayrıdır.

Ukrayna bütünüyle yapay devlettir, sınırlar farklı imparatorluk ve Sovyet dönemlerinin ürünüdür; bu durum birçok modern devlet için geçerlidir ve egemenliği geçersiz kılmaz. Budapeşte Ukrayna'ya askerî koruma garantisi verdi

Belge sınır ve egemenlik güvenceleri içerir; otomatik ortak savunma yükümlülüğü içermez.

Kaynakça

Applebaum, Anne. Red Famine Stalin's War on Ukraine. Doubleday, 2017.

BMMYK. Ukraine Refugee Situation Operational Data Portal. https://data.unhcr.org/en/situations/ukraine

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu. Resolution 68/262 Territorial Integrity of Ukraine, 27 Mart 2014. https://undocs.org/A/RES/68/262

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu. Resolution ES 11/1 Aggression against Ukraine, 2 Mart 2022. https://digitallibrary.un.org/record/3965290

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi. Resolution 2202, 17 Şubat 2015. https://undocs.org/S/RES/2202(2015)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği. Ukraine human rights and civilian casualty reports. https://www.ohchr.org/en/countries/ukraine

Birleşmiş Milletler. Black Sea Grain Initiative Joint Coordination Centre. https://www.un.org/en/black-sea-grain-initiative

Council of Europe Venice Commission. Opinions on Ukrainian language and education legislation. https://www.venice.coe.int/

D'Anieri, Paul. Ukraine and Russia From Civilized Divorce to Uncivil War. Cambridge University Press, 2019.

Dünya Bankası, Ukrayna Hükümeti, Avrupa Komisyonu ve Birleşmiş Milletler. Ukraine Fourth Rapid Damage and Needs Assessment, Şubat 2025. https://www.worldbank.org/en/news/press-release/2025/02/25/updated-ukraine-recovery-and-reconstruction-needs-assessment-released

European Court of Human Rights. Ukraine and the Netherlands v Russia, Grand Chamber materials. https://hudoc.echr.coe.int/

International Criminal Court. Situation in Ukraine. https://www.icc-cpi.int/situations/ukraine

Kappeler, Andreas. The Russian Empire A Multiethnic History. Routledge, 2001.

Kulyk, Volodymyr. National Identity in Ukraine Impact of Euromaidan and the War. Europe Asia Studies, 2016.

Magocsi, Paul Robert. A History of Ukraine The Land and Its Peoples. University of Toronto Press, 2010.

NATO. Bucharest Summit Declaration, 3 Nisan 2008. https://www.nato.int/cps/en/natolive/official_texts_8443.htm

Organization for Security and Co operation in Europe. Package of Measures for the Implementation of the Minsk Agreements, 12 Şubat 2015. https://www.osce.org/cio/140156

Plokhy, Serhii. The Gates of Europe A History of Ukraine. Basic Books, 2015.

Plokhy, Serhii. The Russo Ukrainian War The Return of History. W W Norton, 2023.

Snyder, Timothy. Bloodlands Europe Between Hitler and Stalin. Basic Books, 2010.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı. Türkiye Ukrayna siyasi ilişkileri ve ülke bilgileri. https://www.mfa.gov.tr/turkiye-ukrayna-siyasi-iliskileri.tr.mfa

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı. Montrö Boğazlar Sözleşmesi hakkında bilgi ve açıklamalar. https://www.mfa.gov.tr/

United Nations Treaty Series. Budapest Memorandum on Security Assurances, 5 Aralık 1994. https://treaties.un.org/

Wilson, Andrew. The Ukrainians Unexpected Nation. Yale University Press, 2015.

Yekelchyk, Serhy. Ukraine Birth of a Modern Nation. Oxford University Press, 2007.

Zürcher, Erik Jan. Turkey A Modern History. I B Tauris, güncel baskı. Türkiye'nin Cumhuriyet dönemi dış politika bağlamı için.

1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi. League of Nations Treaty Series, No 4015.

Kaynak kullanımı hakkında açıklama

Bu dosya hazırlanırken ekli iki başlangıç metnindeki konu başlıklarından yararlanılmış, ancak onların yorum ve hükümleri doğrulanmış olgu olarak alınmamıştır. Metin içinde yer alan güncel sayılar belirtilen kurumsal kaynakların yayımladığı tarihe aittir. Savaşın devam etmesi nedeniyle cephe, kayıp, yerinden edilme ve ekonomik hasar verileri daha sonra değişebilir.

Ukrayna Savaşı |

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Dosya - Araştırma
Levent Baştürk16 Ekim 20264 dk okuma

“Husiler” İran’ın vekili mi? Yerel kökler, bölgesel ittifaklar 1 -

Dosya - Araştırma
Dış Haberler Servisi8 Ekim 202610 dk okuma

Cia’nın Laos’taki Gizli Savaşı Ve Emperyalist Yıkımın Kirli Mirası

Dosya - Araştırma
Dış Haberler Servisi6 Ekim 202611 dk okuma

ABD ve Avrupa’da Sivil Toplum