
Kyoto’da Yağmurdan Sonra
Islak taşlarda çoğalan ışık, boşalan sokaklar ve programdan vazgeçince görünür olan ayrıntılarla Kyoto’da yavaş bir öğleden sonra.
Yağmur başladığında sabah için hazırladığım rota kısa sürede anlamını yitirdi. Haritadaki duraklar birbirine uzak, sokaklar beklediğimden daha sessizdi. İlk tepki, planı kapalı mekânlarla kurtarmaya çalışmak oldu. Sonra bir saçak altında beklerken şehrin yağmurla birlikte başka bir ritme geçtiğini fark ettim.
Ahşap cepheler koyulaşıyor, taş zemin gökyüzünü yansıtıyor, bisikletlerin selelerine küçük su birikintileri yerleşiyordu. Kalabalık ana caddelerden çekildikçe mahalle aralarındaki gündelik ayrıntılar görünür hâle geldi. Programın bozulması, günün ilk gerçek imkânına dönüştü.
Rotayı bırakmak
Öğleden sonrayı belirli bir hedefe varmadan, yalnızca yağmurun hafiflediği yönlere yürüyerek geçirdim. Küçük bir kahve dükkânında uzun süre oturdum; ardından birbirine benzeyen, fakat her köşede farklı bir avluya açılan dar sokaklara girdim.
Yavaş seyahat çoğu zaman daha uzun süre kalmakla ilişkilendiriliyor. Oysa bazen aynı zaman içinde daha az şeyi hedeflemek de yeterli. Bir şehri tüketilecek duraklar listesi olarak görmekten vazgeçtiğinizde, beklemek ve geri dönmek de yolculuğun parçası oluyor.
Yağmurun değiştirdiği fotoğraf
Islak yüzeyler ışığı çoğaltırken renkleri de derinleştiriyor. Fakat her yansımayı güçlü bir fotoğrafa dönüştürme isteği kısa sürede tekrara yol açabilir. Bu nedenle geniş manzaralar yerine kapı eşiklerine, saçaklardan düşen suya ve insanların şemsiyeler altında değişen yürüyüşlerine odaklandım.
Fotoğraf makinesini korumak için basit bir yağmurluk kullandım ve lens değiştirmedim. Teknik açıdan kusursuz görüntü aramak yerine koşulların getirdiği küçük belirsizlikleri kabul ettim. Camdaki damla, hareket eden şemsiye veya hafif sis, görüntünün kusuru değil o günün gerçeğiydi.
Boşluk da hikâyenin parçası
Kyoto, kadrajın her alanını bilgiyle doldurma isteğine karşı iyi bir ders veriyor. Bir kapıyla duvar arasında bırakılan boşluk, bahçedeki tek taş veya sokağın sonunda görünmeden devam eden çizgi, bakışı sakinleştiriyor. Eksik görünen alan, çoğu zaman görüntünün nefesidir.
Akşam otele döndüğümde günün planlanan duraklarından hiçbirine ulaşmamıştım. Buna rağmen yolculuğun en bütünlüklü fotoğraf dizisi o öğleden sonra oluştu. Bazen bir yeri anlamaya yaklaşmak için programa daha fazla madde eklemek değil, yağmurun birkaçını sessizce silmesine izin vermek gerekiyor.


