Kitap eleştirisi

Sislerin Ötesinde

Süleyman Hacıbektaşoğlu

Roman

0.0/ 10

Eleştiriyi oku2 dakikalık okuma
Yayınevi
Kıyı Yayınları
Basım
2025
Sayfa
0
Değerlendirme
30 Eylül 2026
Kitaplık

Sislerin Ötesinde

“Sislerin ötesine” geçmek, görünen yatırım ve kalkınma söylemlerinin arkasındaki toplumsal bedeli fark etmektir.

Kültür Sanat Servisi profil fotoğrafıKültür Sanat ServisiKültür Sanat Servisi
30 Eylül 20262 dk okumaSüleyman Hacıbektaşoğlu

Hacıbektaşoğlu, Karadeniz’in sisli vadilerini yalnızca bir roman mekânı olarak değil; doğayla sermaye, yerel halkla siyasi iktidar arasındaki çatışmanın sahnesi olarak kullanıyor.

Sislerin Ötesinde, Trabzon’un Solaklı Vadisi’nde hidroelektrik santral projelerine karşı verilen çevre mücadelesini merkezine alan belgesel nitelikli bir romandır. Gerçek olaylardan ve yazarın kişisel tanıklıklarından hareket eden eser, bir vadinin korunma mücadelesini daha geniş bir toplumsal anlatıya dönüştürür.

Bir derenin hikâyesi

Romanın merkezinde doğayla iç içe yaşayan insanların, vadilerini değiştirecek projeler karşısında gösterdikleri direnç bulunur. Buradaki dere yalnızca akan bir su değildir; bölgenin hafızasını, geçim kaynaklarını ve ortak yaşamını temsil eder.

HES projeleri ise romanda basit bir teknik yatırım olarak görülmez. Bu projelerle birlikte köylülerin yaşadıkları topraklar üzerindeki söz hakkı da tartışmaya açılır. Böylece doğanın kime ait olduğu ve onun geleceği hakkında kimin karar vereceği, anlatının temel sorularından biri hâline gelir.

Hacıbektaşoğlu çevre sorununu yalnızca ağaçların ve derelerin korunmasıyla sınırlamaz. Doğanın savunulmasını insanın kendi hayatına ve geleceğine sahip çıkması olarak değerlendirir.

Kişisel hafızadan toplumsal mücadeleye

Eserin önemli özelliklerinden biri, yazarın kendi hayatından ve mücadele deneyimlerinden izler taşımasıdır. Çocukluğu Karadeniz’de geçen Hacıbektaşoğlu; çay bahçelerini, taş duvarlı okulları ve bölgenin gündelik hayatını içeriden bir bakışla anlatır.

Bu kişisel hafıza, romana güçlü bir sahicilik kazandırır. Anlatılan mekânlar dışarıdan gözlemlenmiş bir manzara gibi değil, içinde yaşanmış ve uğruna mücadele edilmiş yerler olarak görünür.

Roman yalnızca Solaklı Vadisi’nde kalmaz. İstanbul’un arka sokaklarına ve Munzur’un sularına uzanarak farklı bölgelerdeki toplumsal mücadeleler arasında bağ kurar. Böylece yerel bir çevre direnişi, Türkiye’nin ortak doğa ve demokrasi sorunlarının parçasına dönüşür.

Doğa ve insan arasındaki bağ

Kitabın güçlü düşüncelerinden biri, insanı doğadan ayrı görmemesidir. Derenin kuruması yalnızca ekolojik bir kayıp değildir; bölge insanının geçmişiyle, üretim biçimiyle ve kültürüyle bağının kopması anlamına gelir.

Bu nedenle romandaki mücadele, doğayı uzaktan seven insanların romantik çabası değildir. Köylüler kendi hayat alanlarını ve geleceklerini korumaya çalışır. Doğayla kurdukları bağ, ekonomik olduğu kadar duygusal ve kültüreldir.

Kitabın adındaki sis de bu bakımdan anlamlıdır. Sis bir yandan Karadeniz coğrafyasını temsil ederken diğer yandan gerçeklerin üzerini örten belirsizliği çağrıştırır. “Sislerin ötesine” geçmek, görünen yatırım ve kalkınma söylemlerinin arkasındaki toplumsal bedeli fark etmektir.

Kitaplık

Rafta bunlar da var.

4 kitap

Binboğalar Efsanesi; biten bir çağın, yiten bir kültürün ve topraksız bırakılan bir halkın epik ağıtıdır. Yaşar Kemal, her satırında buram buram Çukurova kokan bu eseriyle, insanlığın ortak hafızasına silinmez bir nişan bırakıyor."Edebiyat - Kitap

Kısa hüküm

<p>Yaşar Kemal'in kaleminden muhteşem bir eser..</p>

Kültür Sanat Servisi

Binboğalar Masalı

Yaşar Kemal

10.0