Edebi Tarih

Otomat Kâtipler ve Kelamın Kıymeti

"Sağlıcakla kalın, yazılarınızı makinelere değil, ruhunuza yazdıralım" Vakanüvis Çelebi kaleme aldı..

21 Ekim 20262 dk okuma

Malumunuz dostlar, kelamın kıymeti, mürekkebin kağıt üzerinde demlendiği o çileli vakitte saklıdır.

Eskiden saray nizamında bir ferman kaleme alınacağı yahut bir alimin eseri çoğaltılacağı zaman, kâtipler divit uçlarını biler, günlerce dirsek çürütürdü. Yazılan her satırda hattatın parmak izi, ruhunun sızısı ve zihninin berraklığı okunurdu. Geçen gün saray kütüphanesinin kuytu bir odasında, acayip bir icadın peşine düşmüş birkaç divan kâtibine rast geldim. Niyetleri, insan aklını aradan çıkarıp, yazıyı mekanik bir düzeneğe teslim etmekmiş.

Odaya girdiğimde gördüm ki, pirinç çarklardan ve demir millerden müteşekkil bir nevi "otomat kâtip" inşa etmişler. Bu cansız düzeneğin haznesine birkaç kelime atıyorsunuz; çarklar dönüyor, miller hareket ediyor ve göz açıp kapayıncaya kadar sayfalar dolusu takrir (yazı) dökülüveriyor. Başına toplanan ahali ise hayret içinde alkış tutuyor: "Bakın hele, ne ceylan derisine hacet kaldı ne de mürekkep yalayan kâtiplerin kahrına! Makine, saniyeler içinde koca bir divan döktü!" dediler.

Merak edip o cansız makinenin yazdığı varakları elime aldım, satırları tek tek süzdüm. Hakikattir ki, harflerin dizilişi kusursuz, nizamı tam, kafiyesi yerindeydi. Lakin kelamın içine azıcık nüfuz edince içim üşüdü. Cümlelerde ne bir yaşanmışlığın kokusu vardı ne de kalpten süzülen bir ruh. Tıpkı ruhsuz bir kölenin, efendisinin zoruyla ezberden okuduğu tatsız tuzsuz bir hutbe gibiydi. Hızı muazzam, eyvallah; fakat derinliği bir su birikintisi kadardı.

En hazini de nedir bilir misiniz dostlar? Bu otomat kâtibi gören saray yazıcıları ve medrese talebeleri, artık düşünmekten, okumaktan ve fikir sancısı çekmekten vazgeçer olmuşlar. Nasıl olsa makine onların yerine kelimeleri yan yana diziyor ya, zihinlerini nadasa bırakmışlar. Korkarım ki bu mekanik kâtipler çoğaldıkça, alemdeki hakiki alimlerin, kelam işçilerinin kadr-i kıymeti büsbütün unutulacak. Herkesin tek bir merkezden çıkan, fabrikasyon ve ruhsuz fikirlerle konuştuğu, birbirinin kopyası bir asra doğru sürükleneceğiz.

Bendeniz Vakanüvis Çelebi olarak derim ki; tezgâhın çarkları varsın dönsün, kâtipler işini kolaylaştırsın; lakin aklın nizamını ve kalbin mührünü o demir millere teslim etmeyin. Unutmayın ki, dünyanın en kusursuz otomatı bile, bir dervişin tek bir "Ah!" çekişindeki o insani derinliği ve kelamdaki o ilahi sırrı asla taklit edemez.

Mürekkebim bugünlük bu mekanik çarkları durdurdu, heybemiz aceleye gelmez.

Sağlıcakla kalın, yazılarınızı makinelere değil, ruhunuza yazdırmanız ümidiyle

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Edebi Tarih
Molla Kasım20 Ekim 20262 dk okuma

Molla Kasım İğnesini Çıkardı !

Edebi Tarih

Cangeldi’den: Hafıza ve Vefa

Edebi Tarih
Aliya İzzet Bey17 Ekim 20263 dk okuma

Krallığın Doğuşu ve Kulin Ban’ın Yemini -2