Deneme

Kesesinde Benjamin Franklin doları taşıyor olmak modern köleliğe mâni teşkil etmez

"Cebindeki dolar, modern köleliğe engel mi?" Metin Kondel yazdı..

28 Ekim 20263 dk okuma

Daha önce yazdığım bazı yazılardan ilhamla, bilimsel vaazlarıma ara verip kendimce protest bir şeyler yazmak istiyorum bu yazımda. Meselâ modern paradigmanın insanlığı kuşattığı çağımızda bazı kavramların zamanla nasıl değiştiğini, başlangıçta neyi ihtiva ettiklerine şöyle bir değinmek istiyorum.

Meselâ modern arkeoloji kesin olarak bir yer altı işgalidir. Sistem, Greko-Romen kökenli bugünkü Yahudi-Hristiyan Batı medeniyetine alan açma saikiyle çalışır. Her arkeolojik kazı alanı, her yarım şeylerle donatılmış müze bir olay yeri mahallidir aslında. Müzeyi kuranlar, olay yerinde araştırma inceleme yapanlar, kayıp bir kültürün, soykırıma uğramış bir kavmin siyasi terekesine konmak için fırsat bekleyen akbabalardır.

Biliyorum Osman, biraz ağır bir felsefi bir bakış! Dedelerinizin kılıçla, mızrakla aldığı yerleri heykellerle, çömleklerle, kırık dökük sütunlarla geri almayı amaçlar. Bunun için de okullarda Batı medeniyetini insanlığın yegâne kurtuluşu olarak belletirler size.

Bu bahiste biraz fragmantal gidecek olursak:

Tarihte Romalı tacirlerin giremediği ülkelere Romalı askerler girerdi. Ya da Romalı askerlerin giremediği şehirlere Romalı tacirler girerdi. Osmanlı ordusunun yenilip çekildiği yerlere İngilizlerin British Petroleum şirketinin girmesi gibi. Amerikan askerlerinin girdiği ülkelere Amerikalı petrol şirketleri ya da Kanadalı görünümlü Siyonist altın şirketleri girer.

Aşk ile bir daha tekrar edelim.

Demokrasi, geçen yüzyılın başında İngilizlerin piyasa rejimi (tekeli) idi. Zannedildiği gibi demokrasi siyasi bir kavram değil, bilakis iktisadi bir kavramdır. Demokrasi, antik Yunan’da Atina’nın çöpünü hangi lağo (şehirli olmayan) toplayacak meselesiydi.

Demokrasinin 100 yıl önceki anlamı da “Bu gümrükten mal ve emtia geçişinde mutlak üstünlük İngiliz Kraliyet ailesine aittir.” sözünden başka bir manaya gelmez. Demokrasinin II. Dünya Savaşından sonraki anlamı “Bundan böyle bu ülkede herkes kot pantolon giyecek, kola içecek, John Wayne filmi izleyecek ve afyon ekmeyecek!”tir.

Mübalağa iyidir, düşünceyi yakın gezegenlere kadar genişletir.

Meselâ bazılarının yere göğe sığdıramadığı şu cumhuriyet fikri. Roma İmparatorluğunun eyaletlerinde yaşayan Yahudi tacirlerin meslek localarında örgütlendiği bir yaşama biçimidir. Yani cumhuriyet, zannedildiği gibi çoğunluğun değil, belirli bir azınlığın, özellikle Yahudilerin, haklarını gözeten bir idari biçimidir.

Muammer Kaddafi’nin cemahiriyesi gibi herhangi bir kutsiyeti de mevcut değildir. Amerika’da ve Avrupa’da tam da bu haliyle uygulanmaktadır. Hatta Türkiye’de bile cumhuriyet sadece bir azınlığın çoğunluğa hükümranlığı gerçeği üzerinden işletilir. Başlangıçta öyleydi, maalesef günümüzde de öyledir.

Amerikalı Yahudi sermayesinin iktisadi ve siyasi öncelikleri Türkiye’de yaşayan insanların siyasi iradelerinin üzerinde bir yerdedir. Demokrasi oyunu üzerinden bir ülkenin siyasi maslahatını bir çuvala tıkıştırıp küresel baronlara pazarlamaktan başka bir halta da yaramaz.

Uzun etmeyelim, ortam yeterince gergin.

Meselâ şu turizm bahsi: Romalı politikacıların, senatörlerin, generallerin, zenginlerin her hafta sonu Roma eyaletlerinden birine gidip ölçüsüzce yiyip içmeleri, gezip tozmaları, her türlü melaneti yedikten sonra yüksek bir yere çıkıp halka para saçmalarıdır. Turizm tam olarak budur. Günümüzde bu gerçeğe dahil olan tek şey 5 yıldızlı oteller ve restoranlardaki menülerin çeşitliliğidir.

Kültür; tamamen ziraatla ilgili bir mefhumdur. Kültür dendiğinde topraktan türetilmiş şeyleri ihtiva eder.

Ekonomi; ev kanunu demektir, sarayın olduğu yerde herhangi bir evin kanunu olamaz. Sarayın pazarı olur.

Spor; biyolojide üreme konusuyla alakalıdır; hiç öyle zannedildiği gibi fiziksel aktivitelerle alakalı değildir.

Yani geçen yüzyıldan günümüze intikal eden bazı kavramlar değişmiş olup toplumların onlardan beklediği neticelerin tam aksi istikamete icbar edilmektedirler. Daha bu işin modern toplumları esir alan tahrif edilmiş dinler, sapkınlık derecesinde ideolojiler ve yolları Siyon kardeşliğe çıkan eli kanlı liderler bahsi var.

Neyse, uzun etmeye gerek yok.

Ama dedeleri tam dört asır Osmanlıda kır serdarlığı yapmış, ölüleri unutulmuş bir sülalenin ferdi olarak hepiniz için aşk ile bir daha yineliyorum.

Kesesinde Benjamin Franklin devrinde basılmış yeşil dolar banknotu taşıyor olmak ya da Henry Ford işi bir otomobil biniyor olmak veyahut cüzdanında Master Card taşıyor olmak modern bir toplumda prangasız köle olmanıza mania teşkil etmez.

Aklınızı başınıza alın!

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Deneme

Yalnızlık ve hicret

Deneme
Hüseyin Demirci26 Ekim 20262 dk okuma

Sizin Antidepresan Hangi Renk

Deneme
Metin Kondel24 Ekim 20265 dk okuma

Toplumsal Aşamalar ve Modern Bir Toplumda Klinik Açıdan Politikacılar