Deneme

Toplumsal Aşamalar ve Modern Bir Toplumda Klinik Açıdan Politikacılar

"Toplumun bütününü kucaklayacak bir siyasî vizyona sahip olamadıklarından zihniyet olarak feodaller." Metin Kondel yazdı..

24 Ekim 20265 dk okuma

“Hatasıyla doğrusuyla hafızam üzere gözetirim ilmimi, Google yapay zekâya minnet eylemem!”

Üniversite yıllarında sosyoloji derslerinde aklımda kalmış şeyler şunlardı. Toplumlar da canlılar gibi doğarlar, belli aşamalardan geçerler ve ölürler. Bu aşamalar kısaca şöyle özetlenebilir.

1- Komünal (ilkel) toplum

Kabilelerden oluşan ilkel bir klan toplumudur. Kabileler belli bölgelerde, belli kabile şeflerinin gözetiminde yaşarlar; avcılık ve toplayıcılıkla geçinirler. İlkel aletlerle avlanırlar. Düşman kabilelerle savaşırlar ya da dost kabilelerle takas usulde değerli eşyalarla ticaret yaparlar.

Bu toplumlarda doğaüstü güçlere inanılır ve kötülüğü defetmek için türlü büyüler yapılır. Kabile reisi, ölüm dahil, hayatın bütün sırlarını bilir.

2- Feodal toplum

Yerleşik hayata geçmiş kabilelerden oluşur. Genellikle tarımla uğraşırlar. Bu türden toplumlarda bir derebeyi (feodal ağa) ya da bir dini liderin etrafında kümelenme gözlemlenir.

Tipik örneği 18. yüzyıl Rusya’sıdır. Serfler toprak ağalarının çiftliklerinde çalışırlar. Ya da Ortaçağ Avrupa’sında kilisenin etrafında cennet için sıra bekleyen köylüler feodal topluma örnek olarak verilebilir.

Bütün güzel kadınlar derebeyinin, taze yumurtalar ise kilisenindir.

3- Sanayi toplumu

Sanayi tipi üretiminin olduğu, işçilerin köylerden şehirlere göç edip ücret karşılığında fabrikalarda çalıştığı, sermaye ve işçi sınıfının ortaya çıktığı modern bir toplum yapısıdır.

Sanayi üretimiyle birlikte toplumda işçi sendikaları ve çeşitli örgütlenme biçimleri gözlemlenir. Bu toplum özü itibarıyla bir hukuk toplumudur. Kanunlar, kurallar sarihtir.

4- Enformasyon toplumu

Bu aynı zamanda sanayi ötesi toplumdur. Üretimde bilginin kullanımı önemli hale gelmiştir. Bir şeyi fabrikalarda üretmekten ziyade, o şeyin nasıl üretildiğinin bilgisine sahip olmak ve bunu dünyanın herhangi bir ülkesinde üretebilme kapasitesini içerir.

Meselâ Mercedes Benz’in Almanya yerine ham madde ve gücünün daha ucuz olduğu iş bir Uzakdoğu ülkesinde üretim yapması gibi. Enformasyon toplumu aynı zamanda bir patent toplumudur.

5- Tekno-pagan toplum

Bu toplumsal evrede artık üretim tamamen robotlarla ve yapay zekâ ile yapılmaktadır. İnsan unsurunun üretim sürecine müdahalesi sınırlıdır.

Yapay zekâ ile teknolojinin çok daha sofistike ürünler üretebildiği ve sistemin bütününü kontrol etme tehlikesinin de bulunduğu, henüz tam olarak belirginleşmemiş bir toplumsal aşamadır.

İçinde insanlığın geleceğini tehlikeye atma gibi bir riski de barındırmaktadır. Teknoloji insanın yegâne hakikatidir!


Şimdi yukarıdaki özet, modern bir toplumda yaşayan bir insanın davranışları itibarıyla ilkel bir topluma mı, feodal bir topluma mı, sanayi toplumuna mı, enformasyon toplumuna mı, tekno-pagan topluma mı ait olduğunu tahlil etmenin en kısa formülüdür.

Bu toplumsal aşamalar aynı anda dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanmaktadır. Bazı ülkeler yapıları itibarıyla birden çok aşamayı ihtiva edebilmektedirler.

Şimdi bazı örneklerle vakıayı biraz absürt hale getirelim.

Meselâ Londra’da yaşayan iki Budist, işlek bir caddede karşılaşınca tıpkı Hindistan’daki gibi yere eğilip boynuzlarını tokuşturur. Ve bu şekilde selamlaşır.

Yani modern bir toplumda insan bazen komünal toplum, bazen feodal toplum, bazen modern toplum davranışı gösterebilir. İnsan her ne kadar modern bir toplumda yaşıyor olsa da farklı bir toplum kategorisine ait bir davranışı sergileyebilir.

Otomobilindeki levyeyi kaptığı gibi önündeki otomobilin sürücüsüne saldıran bir lümpenin hangi toplumsal kategoriye girdiğini düşünün.

Sürdüğü son model otomobil itibarıyla modern bir toplumun, ama trafikteki fevri davranışı itibariyle eli mızraklı ilkel toplum davranışı sergileyebilir.

Meselâ Süleyman Demirel, görünürde modern bir toplumun kalkınma enstrümanlarını vaad ederek köylüleri ikna edebilen bir politikacıydı.

Köylüler düşünce itibarıyla feodal toplum kategorisindelerdi ama Süleyman Demirel’in onlara vaad ettiği elektrik, yol, baraj vs. şeyler tamamen modern topluma ait medeni ihtiyaçlardı.

Demek ki politikacılar, siyaset yaparken bir üst topluma ait unsurları daha güdüsel hareket eden feodal düşünceli halk kitlelerine pazarlayarak oy toplayabilir.

Örneğin aynı politikacının bir seçim öncesinde halka iki anahtar vaad etmiş olması gibi. Modern bir topluma ait konut ve otomobil ihtiyacını feodal bir topluma politik bir ayrıcalık olarak pazarlayabiliyor.

Gelelim çeyrek asırlık siyasal İslamcıların sosyolojik tahliline.

Amblemlerinde ampul var; yani modern bir toplumda terakkiyi vaad eden bir sembol. Ama siyasi pratiklerinin önceliğinde kendi hizipleri var, mafya babaları var ve siyaseten sırnaştıkları cemaatler var.

Dolayısıyla kaportaları modern topluma ait gibi görünüyor olsa da düşünceleri, davranışları ve içerikleri itibarıyla feodal toplumun davranış biçimine aittirler.

Toplumun bütününü kucaklayacak bir siyasî vizyona sahip olamadıklarından zihniyet olarak feodaller.

Mesela aynı siyasal İslamcılar, Alper Gezeravcı adlı bir Türk astronotu uzaya göndermişlerdi.

Hatırlayın, uzaya gönderilen o astronot tipik bir Anadolu köylüsüne benziyordu. Oysa onun muadili olan diğer bir astronot daha modern bir profil çiziyordu. O tercih edilmedi.

Çünkü siyasal İslamcıların oy aldıkları halka, “Bakın, sizden biri uzaya çıktı.” duygusunu vermeleri gerekiyordu.

Bunun analizi özünde feodal bir siyasi zihniyet ülkenin enformasyon toplumu seviyesine çıktığı izlenimi yaratma gayretiydi.

Türkiye gibi ülkelerde ise bütün bu toplumsal katmanların iç içe geçtiği durumlar yaşanabilir.

Yani Türkiye bir yanıyla ilkel toplum düzeyini, bir yanıyla feodal toplum semptomları, bazı bölgeleri itibarıyla modern bir toplum, bazı yapıları itibarıyla bilgi toplumu semptomları gösterebilir.

Ama ülke siyasasını belirleyen başat faktörün feodal toplumla modern bir toplum arasında gelgitlerden ibaret olduğu söylenebilir.

Kısacası sosyolojinin temel kavramlarına vakıf olmak, modern bir toplumu tahlil ederken bize insana ait bir sözün, bir davranışın menşeine vakıf olma imkânı verir.

Sosyolojik bakış, modern bir toplumun önünde raks eden politikacı, sanatçı, bilim adamı, bürokrat, asker vs.yi bir deney faresi gibi klinik açıdan gözlemlememize yardımcı olur.

Onu klinik bir vakıa olarak gözlemler ve sosyolojik açıdan tam olarak neye tekâbül ettiğini, serdettiği bir sözün ve sergilediği bir davranışının ileride nereye varabileceği hususunda bize ciddi fikir verir.

Aksi durum ise politikacıların yalanla, dolanla, hırsızlıkla modern bir toplumu sonsuza dek oyalayıp servet biriktirmesini izlemekten başka bir işe yaramaz.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Deneme
Turgut Akça21 Ekim 20265 dk okuma

Şehre Yağmur Yağdı, Üzülelim mi Sevinelim mi?

Deneme
Metin Kondel21 Ekim 20263 dk okuma

The sheriff, Sam Amca, Kızılderililer ve Gazze'nin sahipsiz çocukları

Deneme
Hüseyin Demirci19 Ekim 20262 dk okuma

Yorulduk Ey Halkım, Unutma Bizi!