Deneme - Düşünce

Önce İnsanlık, Sonra Demokrasi

.

25 Ekim 20262 dk okuma

Seçimden seçime, yıldan yıla; bazen üç, bazen beş yılda bir halk da değişir, insanlık da… Fakat en büyük değişim, bütün canlıların hayat kaynağı olan dünyaya vurulan darbelerle yaşanır. Bu değişim, canlı hayatını çoktan tehlikeye atmıştır.

Denetimsiz ve sınırsız üretim, canlıların ortak dünyası için en büyük tehlikelerden biridir. Durmadan otomobil üretmek, dünyayı asfaltla kaplamak, her yere beton dökmek, göğe doğru yükselen binalar yapmak… Bunların hepsi tabiatın dengesini bozan büyük ölçekli değişimlerdir.

Bilişim alanındaki kontrolsüz üretim de insanlığı kör bir kuyuya sürüklemiştir. Evlerde, sokaklarda, hayatın her alanında cep telefonları var. Kafeteryalar, kahveler, kuaförler ve daha nice mekân, insanın başını ekrandan kaldıramadığı yerlere dönüşmüş durumda.

Zihin, ruh ve beden için gerçek bir iyilik üretilmiyor. Aksine zihne, ruha ve beyne doğrudan zarar veriliyor. Dünyanın neredeyse her yerinde benzer bir manzara görülüyor.

Ağaçlandırma yok denecek kadar az; yangınlarsa dünyanın dört bir yanında var. Tabiatı ve tabiattaki ortaklarımız olan bütün canlıları yeterince sevmiyor, korumuyoruz. Evlerimizde kedi ya da köpek beslememiz, dünya üzerindeki bütün canlıları sevdiğimiz ve koruduğumuz anlamına gelmiyor.

Peki insan, kendisini gerçekten seviyor mu?

Ailesini, çocuğunu seviyor mu?

Sevseydi, ne kadar büyük bir sebebi olduğunu düşünürse düşünsün, en yakınlarının canına kıyabilir miydi?

Vicdan gibi sevgi de; iradeye dayanan sevgi ve bütün güzel insani değerler de erozyona uğramış durumda. Buna rağmen halkın değişimi kaçınılmazdır. Değişim, her hâlükârda karşımıza çıkar.

Doğruluk, vicdan, vicdanın sesi ve acıma duygusu aşınsa da bütünüyle ortadan kalkmaz. Her iktidarın incittiği halk kesimleri, sarstığı ve yaraladığı vicdanlar vardır. İncinen vicdanlar, zamanı geldiğinde kendilerine yakın gördükleri siyasete ve siyasi partilere yönelir.

Siyasi aktörler doğruluğu, insanlığı, vicdanı ve merhameti aşındırabilir; fakat onları tamamen yok edemez. Vicdanlar, günü geldiğinde mutlaka harekete geçer ve yeni bir siyasi yol açar.

Bütün bunlar hem halk hem de insanlık için zordur.

Artık demokrasinin önüne insanlığı ve insani değerleri koymanın zamanı gelmiştir, hatta geçmektedir. Bundan böyle “Önce insanlık, vicdan, doğruluk ve merhamet; sonra demokrasi” denmelidir.

İnsanlığı kalıcı bir iradeyle sahiplenen ve özümseyen toplumlarda, vicdanları inciten sevimsiz bir demokrasiye yer olmaz. Bu nedenle insanlığı yeniden halka, hatta bütün insanlığa anlatmak ve yazmak gerekir.

Çünkü insanlığın tek tek vicdanlı insanları, ümitleri tükendiğinde, büyük bir üzüntü içinde bu dünyadan göçüp gidiyor.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Deneme - Düşünce
Mahir Saye19 Ekim 20265 dk okuma

Her Şeyi Bilen İnsanın Bilmediği Şey: Haddi

Deneme - Düşünce
Derya İz30 Eylül 20263 dk okuma

İnsan yükseldikçe neden eski sözlerini unutur?

Deneme - Düşünce
Hüseyin Demirci28 Eylül 20262 dk okuma

“Şimdi Ölmek İstemem”