Toplum ve İnsan

Her Söze Cevap Vermek Gerekmez

"İnsanı yücelten çok konuşması değil, yerinde konuşmasıdır."

21 Ekim 20262 dk okuma

Bazen sıradan bir konuşma bile tartışmaya dönüşüyor. Birimiz sözünü bitirmeden öteki araya giriyor. Yanlış anlaşılan bir cümle, gereksiz bir inatlaşmaya neden oluyor. Üstelik böyle durumlar yalnızca yabancılar arasında yaşanmıyor. Aynı evde yaşayan, yıllardır birbirini tanıyan insanlar da bir söz yüzünden kırılabiliyor.

Çoğu anlaşmazlık aslında büyütülecek meseleler değil. Fakat öfkelendiğimizde bunu fark edemiyoruz. Sesimizi yükseltiyor, haklı olduğumuzu kabul ettirmeye çalışıyoruz. Tartışma bittikten sonra da neden bu kadar ileri gittiğimizi düşünüyoruz. Oysa bazen birkaç dakika beklesek, sonradan pişman olacağımız sözleri söylemeyebiliriz.

Eskilerin bir sözü vardır: “İnsan dilinin altında gizlidir.” Bir insanın konuşma biçimi, başkalarına nasıl davrandığı hakkında çok şey söyler. Özellikle öfkelendiğinde kullandığı kelimeler önemlidir. Çünkü insanın terbiyesi yalnızca sakin zamanlarda değil, anlaşmazlık sırasında da belli olur.

Birine söylediğimiz kırıcı bir söz, aradan yıllar geçse bile unutulmayabilir. Özür dilemek elbette önemlidir ama her kırgınlığı hemen gidermez. Bazen bir anlık öfkeyle söylenen söz, uzun yılların dostluğunu bile zedeleyebilir.

Her söze karşılık vermek zorunda değiliz. Birisi bizi eleştirdiğinde ya da yanlış anladığında hemen kendimizi savunmaya çalışıyoruz. Bazen de karşımızdakinin söylediklerini dinlemeden cevap veriyoruz. Böyle olunca mesele çözülmüyor, tartışma uzuyor.

Peygamber Efendimizin “Allah’a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sussun.” öğüdü, bu konuda bize yol gösteriyor. Konuşmak kadar susmanın da bir zamanı vardır. Söyleyeceğimiz söz kimseye fayda sağlamayacak, yalnızca kırgınlığı artıracaksa susmak daha doğru olabilir.

Ancak susmak, her şeye razı olmak değildir. Haksızlığa uğradığımızda kendimizi savunmak, yanlış gördüğümüz bir davranışa itiraz etmek hakkımızdır. Bunun için bağırmamız ya da karşımızdakini küçük düşürmemiz gerekmez. Düşüncelerimizi sakin bir şekilde de anlatabiliriz.

Aile içinde, iş yerinde ya da komşular arasında yaşanan tartışmalara bakalım. Bazen küçük bir mesele büyüyor, taraflar birbirini dinlemeden konuşmaya başlıyor. Herkes kendi açısından haklı olduğunu düşünüyor. Oysa birinin biraz sakin davranması, diğerinin sözünü bitirmesini beklemesi bile ortamı değiştirebilir. Üstelik karşımızdaki insanın o gün neler yaşadığını, hangi sıkıntılarla uğraştığını her zaman bilemeyiz.

Bazen susmak bize de iyi gelir. O sırada söylemek istediklerimizi yeniden düşünürüz. Belki meseleyi yanlış anladığımızı, gereğinden fazla tepki gösterdiğimizi fark ederiz. Hatalıysak bunu kabul etmek de önemlidir.

Elbette insan her zaman sabırlı olamaz. Hepimiz zaman zaman öfkelenir, istemediğimiz sözler söyleyebiliriz. Önemli olan bunu alışkanlık hâline getirmemek ve karşımızdakinin de incinebileceğini unutmamaktır.

Her tartışmada son sözü bizim söylememiz gerekmiyor. Haklı olduğumuz bir konuda bile kullandığımız sözlerle haksız duruma düşebiliriz.

Bazen cevap vermemek, sonradan özür dilemek zorunda kalmaktan daha iyidir.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Toplum ve İnsan
Mehmet Yüksel16 Ekim 20263 dk okuma

Değişen gençlik mi, değişen dünya mı?

Toplum ve İnsan
Hamza Aras10 Ekim 20264 dk okuma

Çok Seçenek, Az Huzur

Toplum ve İnsan
Mehmet Yüksel9 Ekim 20262 dk okuma

Edeple Olgunlaşmak