
13 Günde Bir Müdür mü?
"Devletin kapısı sınavla bekleyenlere kapanıp tanıdıklara açılıyorsa mesele yalnızca atamalar değil, adaletin kendisidir."
Bir bakanlıkta 776 günde yaklaşık 60 özel kalem müdürü değiştirildiği iddiası Meclise taşındı. Milyonlarca genç sınavla kamuya girmeye çalışırken, istisnai kadrolar kimler için kullanılıyor?
Şair Eşref bugün yaşasaydı, herhâlde bu manzarayı anlatmak için kalemini eline alır, makam sahiplerini hicveden bir dörtlük yazardı. Ne var ki önümüzdeki mesele, bir şairin hayal gücünden çok devletin atama kayıtlarını ilgilendiriyor.
Gazeteci Taha Hüseyin Karagöz'ün ekim ayı başında gündeme getirdiği iddiaya göre, bir bakanlıkta 776 gün içerisinde yaklaşık 60 özel kalem müdürü değiştirildi.
İddia doğruysa ortalama 13 günde bir müdür değişmiş demektir.
İnsan merak ediyor.
Bir bakanlıkta özel kalem müdürü neden bu kadar sık değişir? Gelen kişi odasına yerleşmeden, çalışma arkadaşlarını tanımadan, görevine alışmadan ne olur da ayrılır?
Geçimsizlik mi, yetersizlik mi, yoksa başka bir hesap mı?
Henüz bu atamaların tamamını doğrulayan resmî bir liste açıklanmış değil. Ancak konu Türkiye Büyük Millet Meclisine taşındı. İstanbul Milletvekili Elif Esen, 6 Ekim 2026 tarihli soru önergesiyle kaç kişinin atandığını, ne kadar süre çalıştığını ve sonrasında hangi kadrolara geçtiğini sordu.
Aslında cevaplanması zor sorular değil bunlar. Kayıtlar açılır, atamalar açıklanır, herkes gerçeği öğrenir.
Gelelim meselenin asıl tarafına.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 59. maddesi, özel kalem müdürlüklerini istisnai memuriyetler arasında sayıyor. Bu kadrolara, belirli şartlarla, genel memur alımındaki sınav usulüne bağlı olmadan atama yapılabiliyor.
Düzenlemenin gerekçesi anlaşılır. Bakanlar ve bazı üst düzey yöneticiler yakın çalışma arkadaşlarını kendileri seçebilmelidir.
Ama istisna başka şeydir, istisnayı memuriyete giriş kapısına çevirmek başka.
Bir tarafta yıllarca KPSS'ye hazırlanan, kurslara giden, ailesinin imkânlarını zorlayan, yüksek puan aldığı hâlde atanamayan gençler var. Diğer tarafta sınavsız atama yapılabilen özel kalem müdürlükleri.
Peki, bir kişi bu kadroya getirildikten birkaç hafta sonra başka bir memuriyete geçirilirse?
İşte o zaman işin rengi değişiyor.
Üstelik böyle uygulamalar geçmişte Sayıştay raporlarına da girdi.
Sayıştay'ın 2018 yılı Sakarya Büyükşehir Belediyesi denetiminde, 2014-2018 yılları arasında özel kalem müdürlüğüne yedi personel atandığı, bunlardan birinin yalnızca 25 gün, bir diğerinin ise 29 gün görev yaptıktan sonra kurum içinde başka kadrolara geçirildiği tespit edildi.
Sayıştay, özel kalem müdürlüğünün sınavsız memuriyete giriş yöntemi olarak kullanılmasını eşitlik ve liyakat ilkelerine aykırı buldu.
Demek ki mesele yeni değil.
Elbette geçmişteki bu tespit, bugün bir bakanlık hakkında ortaya atılan iddiayı doğrulamaz. Her özel kalem ataması da usulsüz değildir. Ancak geçmişte yaşananlar, bugün sorulan soruların neden cevaplanması gerektiğini gösteriyor.
Çünkü kamu kadroları kimsenin şahsi mülkü değildir. Ne seçim kazananların yakınlarına dağıtılacak ödüldür ne dostluğun hediyesi ne de siyasi sadakatin karşılığı.
Bu ölçü yalnızca bakanlıklar için değil, bütün belediyeler ve kamu kurumları için geçerli olmalı.
Kendi partisinin yaptığına susup karşı tarafın benzer uygulamasına itiraz edenlerin liyakat savunuculuğu da inandırıcı olmaz.
Asıl düşündürücü olan, bütün bunların gençlerde yarattığı hayal kırıklığı.
Bir genç yıllarca çalışıp sınav kazanacak, atama bekleyecek, belki yaş sınırına takılacak. Başka birinin ise tanıdıkları sayesinde sınavsız kamuya girebildiği düşüncesi yayılacak.
Sonra gençlere neden devlete güvenmediklerini, neden geleceklerini başka ülkelerde aradıklarını soracağız!
Oysa çözüm çok açık.
İddia doğru değilse belgeleriyle açıklanır. Doğruysa atamalar tek tek incelenir. Kimlerin kaç gün görev yaptığı, hangi kadrolara geçtiği ve işlemlerin hukuki dayanakları kamuoyuyla paylaşılır.
Hukuka aykırı bir uygulama varsa sorumluları hakkında gereken yapılır. İstisnai kadroların başka memuriyetlere sınavsız geçiş için kullanılmasını önleyecek denetimler de güçlendirilir.
Bunun için günlerce televizyonlarda tartışmaya, karşılıklı suçlamalara gerek yok.
Kayıtlar açılsın, gerçek ortaya çıksın.
Şair Eşref'in yaşadığı dönemde makam sahiplerini anlatmak için bazen bir dörtlük yeterliydi. Bugün ise bir atama çizelgesi, sayfalarca hicivden daha fazlasını anlatabilir.
Devletin kapısı sınavla bekleyenlere kapanıp tanıdıklara açılıyorsa mesele yalnızca atamalar değil, adaletin kendisidir.


