
Boğaziçi Dergâhları
Bu yazıda Boğaziçi dergâhlarını tespit sadedinde Rumeli kıyısını Tophane’den başlatıp Karadeniz’e, Karadeniz’den de Anadolu kıyısını Kuzguncuk’ta bitirmek şeklinde bir tahdide gidildi. Zira Boğaziçi ilçelerinin tüm dergâhları ele alındığı takdirde elli civarında bir sayıya ulaşılacaktır ki bu, yazının hacmini oldukça zorlayacaktır.
Bilindiği üzere “tekke” ve “dergâh” aynı mânâya gelse de “âsitâne” merkez tekkeyi ifade etmektedir ve daha müştemilatlıdır. Bir de “zâviye” tabiri kullanılır ki bu da küçük tekkeleri ifade eder.
Ayrıca tekkeler müstakil yapılar olduğu gibi bir kısmı ev-tekke denen türde olup, şeyhin evinin bir kısmını tekke haline getirmesiyle oluşmuş veyahut da camilere vaz‘-ı meşihat denilen uygulama ile camileri-mescitleri aynı zamanda tekke olarak kullanmak söz konusu olmuştur.
Boğaziçi Rumeli Yakası Dergâhları
1. Cihangir Âsitânesi
Aynı adla anılan cami ile bir bütün teşkil eden tekkenin bânisi, Halvetiyye tarikatının Cihangîriyye şubesinin kurucusu Şeyh Hasan Burhâneddin Cihangîrî’dir (v. 1663).
Bu camii ilk defa 1559 yılında Kânûnî Sultan Süleyman, 1552 yılında Halep’te ölen oğlu Cihangir adına Mimar Sinan’a yaptırmıştır.
Mimar Sinan eserlerini yaparken yerin hususiyetini göz önünde tuttuğu için camii kârgir kubbe ile değil, “çarpuşta” denilen ahşap kubbe ile örtmüştür. Bu kubbe Ramazan Efendi Camii gibi kurşunla kaplanmıştı.
Camiin hünkâr mahfeli ve yanında bir sıbyan mektebi, zaviyesi ve imareti vardı. Bu manzume altı defa yangın felâketi geçirmiştir. Sadece cami ve türbe günümüze ulaşmıştır.
2. Tophane-Karabaş Tekkesi
Babüssaade Ağası Karabaş Mustafa tarafından XVI. yüzyılda yaptırılmış, müteaddit zamanlarda tamir görmüştür. 1957 yılında temelden yıkılıp namazgâh, mektep ve zâviyesi üzerinden yol geçirilmiştir. Bilahare 1962 yılında cami yeniden inşa edilmiştir.
Zaviye bir Halvetî zâviyesi iken bilahare Kadirî ayinlerinin yapıldığı bazı kaynaklarda yer alır.
Haziresinde medfûnîn arasında bânisi ile Kılıç Ali Paşa Camii yazılarının hattatı Demirci Kulu Yusuf Efendi de vardır. Demircikulu Yusuf Efendi, Hattat Ahmed Karahisarî ekolünün son temsilcisidir.
Demircikulu, Topçu ocağında/Tophane-i Amire’de “Ulufeli Duacılık” hizmetinde bulunmuştur. Top dökümü esnasında, ateş yakılmadan evvel ocak başında dua eden kimselere “Ulufeli Duacı” denilirmiş.
Bu vazife daha sonra burada bulunan Karabaş Zaviyesi şeyhliğine tahsis olunmuş.
3. Fındıklı-Keşfî Cafer Tekkesi
Fındıklı’da Kânûnî devri Kıbrıs Beylerbeyi Ahmed Paşa’nın eşi Perizat Hatun tarafından 1575’te Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Mescit-zaviye, türbe, çeşme ve mektepten oluşmaktaydı. Ahmed Paşa’nın yalısının bahçe kısmına yapılmıştır.
Zakir Şükrü’nün Mecmua-i Tekâyâ’sında “bina-yı tekke 1008/1600” olarak gösterilmektedir. Tekke, Halvetî-Sünbülî tekkesidir.
İlk şeyhi Yemenî Hasan Efendi halifesi Hasan Efendi’dir. Bu zatlar hakkında bilgi bulunmamaktadır. Tekkeye adını veren ikinci şeyhi Keşfî Cafer Efendi’dir.
Koca Mustafa Paşa Sünbülî tekkesi şeyhlerinden Hasan Adli Efendi’nin halifelerinden olan Keşfî Cafer Efendi (v. 1643) İstanbullu’dur.
“Keşfî” mahlası ile söylediği bir hayli ilahileri bulunmakta ise de pek azı günümüze ulaşmıştır.
Hatuniye adı da verilen bu yapı topluluğu 1956’da istimlak edilerek tarihe karışmıştır.
4. Kabataş-Çizmeciler Tekkesi
Beyoğlu ilçesi, Kabataş’ta, Ömer Avni Mahallesi, Meclis-i Mebusan Caddesi’nde, Hekimoğlu Ali Paşa çeşmesinin önündeki büyük çınar ağacının yanında medfun olan Fatih Sultan Mehmed’in Çizmecibaşısı Mahmud Bedreddin Ağa tarafından 1498’de inşa ettirilmiştir.
Tarihinde geçirdiği tamirler tespit edilememektedir. 1865’te basılmış olan Hadikâtü’l-Cevâmi, fevkânî olan bu mescidin yıkılmış olduğunu kaydeder.
Yerine bilahare Sürre Emini Denizlili Hüseyin Efendi vakfından Halvetî tekkesi kurulmuştu.
Evliya Çelebi bu tekkenin deniz kenarında olduğunu kaydettikten sonra semtin bir mesiresi olduğunu da yazıyor.
Yanındaki namazgâh ve karakol da 1950’li yıllarda yol açılırken ortadan kaldırılmıştır.
5. Dolmabahçe-Çakır Dede/Karaabalı Tekkesi
Beyoğlu ilçesi, Kabataş-Ömer Avni Mahallesi, Meclis-i Mebusan Caddesi’nde, Sipahiler Ağası Emin Ağa Sebil ve çeşmesi bitişiğinde yer alan mescit, Çakır Dede adlı bir hayır sahibi tarafından 1688’den önceki bir tarihte yaptırılmıştır.
Zamanla harap olan mescit, Tersane Emini Hacı Hüseyin Ağa (v. 1753) tarafından fevkânî (iki katlı) olarak ihya edilmiş, ayrıca bir minber eklenmek suretiyle camiye dönüştürülmüştür.
Neccarzade Rıza Efendi’nin halifelerinden ve Güzelce Kasımpaşa Camii’nin cuma vaizi olan Attarzade Şeyh Mustafa Efendi (v. 1790), mescidin alt katına Halvetî/Sünbülî ve Nakşibendiyye meşihati vaz’ etmiştir.
Mektep binası ise XIX. yüzyıl sonlarında eve dönüşmüş, mektebin alt katı dükkân olarak kullanılmıştır. II. Mahmud ve II. Abdülhamid dönemlerinde de tamir görmüştür.
Harem ve meşihat meşrutası bölümü 1930’lu yıllarda yıkılmıştır. Diğer bölümler ile mektep ve sebil 1958’e kadar ayakta kalabilmiş. Bu tarihte mektep ve tekke binası yıktırılmış, sebil binası ve hazîresi ise sökülerek daha geriye taşınmıştır.
6. Beşiktaş-Neccarzâde Rıza Efendi Tekkesi
Neccarzâde Rıza Efendi (v. 1746) 1679’da doğmuştur. Üsküdar’da başladığı tahsilini Beşiktaş’ta Sinan Paşa Medresesi’nde sürdürdü. Bir yandan da hat dersleri alarak bu alanda kendini yetiştirdi.
Hüdâyî Âsitanesi şeyhi Yâkub Afvî’nin tavsiyesiyle Celvetî şeyhi Mustafa Fenâyî’ye intisap ederek hilâfet aldı.
1710’da Ruslara karşı ilan edilen gazâya katılmak üzere Edirne’ye gitti. Burada Nakşibendî-Müceddidî şeyhi Arapzâde Mehmed İlmî Efendi’nin müridi oldu ve 1711’de hilâfet alarak ertesi yıl İstanbul’a döndü.
Bir süre Beşiktaş’taki Sinan Paşa Camii’nde imamlık yaptı. Caminin yanında bulunan ve daha sonra kendi adıyla anılacak olan tekkeyi inşa ederek irşatta bulundu.
Tekke daha ziyade Nakşibendîliğe bağlı olmuştur. 1958’de tarihe karışmıştır.
7. Beşiktaş Mevlevîhânesi
İstanbul’daki Mevlevî âsitânelerinden olan tekke, Vezîriâzam Damad Ohrili Hüseyin Paşa tarafından 1622’de halen Çırağan Sarayı’nın bulunduğu yerde kurulmuştur.
Gelibolu Mevlevîhânesi’nin bânisi ve ilk postnişini Ağazâde (Yeniçeriağasızâde) Şeyh Mehmed Hakîkî Dede Efendi, kendi mensuplarından olan Hüseyin Paşa’nın ricası üzerine Beşiktaş Mevlevîhânesi’nin meşihatını da üstlenmiştir.
Kaynaklarda belirtildiğine göre Ağazâde Mehmed Efendi her iki meşihatı birlikte sürdürmüş, küçük bir yelkenliyle Gelibolu-İstanbul arasında gidip gelerek mukabele günü olan çarşambaları bir hafta Gelibolu’da, bir hafta Beşiktaş’ta geçirmiştir.
Bu yelkenlinin bir maketinin tekkenin son günlerine kadar semâhânenin tavanında asılı olduğu söylenmektedir.
III. Selim, Çırağan Sahilsarayı’nı tamir ettirip genişlettiği sırada 1804 yılında Beşiktaş Mevlevîhânesi’ni yeniden inşa ettirmiş, II. Mahmud aynı sarayı 1836-1838 arasında büyütmek istediğinde Hanım Kadın Mescidi ve Eğribozlu Hacı Ahmed Ağa Mektebi gibi diğer bazı hayır eserleriyle beraber mevlevîhâneyi de yıktırarak arsasını saray arazisine katmıştır.
Bu arada Mevlevîhâne, bitişikteki Musâhib Abdi Bey Yalısı’na nakledilmiştir.
Sultan Abdülaziz, ağabeyi Sultan Abdülmecid’in 1860’da yıktırdığı Çırağan Sahilsarayı’nın yerine eskisinden daha büyük olan bugünkü sarayını yaptırırken 1868’de mevlevîhâne olarak kullanılan yalıyı da yıktırınca Beşiktaş Mevlevîhânesi ikinci defa zarar görmüştür.
Bu defa Mevlevîhâne önce geçici olarak Fındıklı’daki Karacehennem İbrahim Paşa Konağı’na, 1870’te de Maçka sırtlarında inşa ettirilen yeni binaya taşınmıştır.
Beşiktaş Mevlevîhânesi’nin devamı niteliğindeki Maçka Mevlevîhânesi de ancak dört yıl ayakta kalabilmiş ve 1874’te halen İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi olarak kullanılan kışlaya yer açmak için ortadan kaldırılmıştır.
O tarihteki postnişin Hüseyin Fahreddin Dede Efendi, ailesi ve dedegânı ile beraber Eyüp Bahariye’de, bahçelerinde aynı yıl Bahariye Mevlevîhânesi’nin yapımına başlanan Hatab Emini Mustafa ve Hüseyin efendilerin yalılarına taşınmıştır.
Bu arada Hasan Nazif Dede’nin naaşı önce Beşiktaş’tan Maçka’ya, sonra Maçka’dan Bahariye’ye, Mehmed Said Dede’ninki ise Beşiktaş’tan Bahariye’ye nakledilmiş, diğer kabirler Çırağan Sarayı’nın bodrumunda kalmıştır.
1987 yılında otel olarak kullanılmak üzere restorasyonuna başlanan sarayın bodrumunda bulunan kabir ve mezar taşları Galata Mevlevîhânesi hazîresine nakledilmiştir.
8. Beşiktaş-Yahyâ Efendi Dergâhı
Yahyâ Efendi (v. 1571) 1495 yılında Trabzon’da doğdu. Babası Şâmî Ömer Efendi Trabzon kadısı iken Şehzade Selim Efendi de Trabzon Sancak Beyi idi.
Yahyâ Efendi doğduğu sıralarda Selim Efendi’nin oğlu Süleyman da dünyaya gelmiş ve bilvesile ikisi sütkardeş olmuşlardır.
Bilahare İstanbul’a gelerek tahsilini tamamlamış ve medreselerde müderrislik yapmış.
Müderrislikten ayrıldıktan sonra bugünkü dergâhının bulunduğu yeri alarak oraya ve bilahare Anadolu Kavağı’nda mescit-medrese-hamam yaptırmıştır. Beşiktaş’taki tekke, medrese ve türbesini Mimar Sinan yapmıştır.
Üveysî olarak tanınan Yahyâ Efendi dergâhında Kadirî ve Nakşî şeyhleri irşatta bulunmuştur. Son şeyhi Abdülhay (Öztoprak) Efendi (v. 1961)’dir.
XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren dergâhın civarında oluşan kabristana birçok tarikat ehli, devlet ricali, ulema, hanedan ve saray mensubu gömülmüş ve türbenin çevresi, XIX. yüzyılın ikinci yarısında önce Osmanlı üst tabakasının mezarlığına, daha sonra da padişahın aile mezarlığına dönüşmüştür.
Türbesinde son dönem Nakşibendî şeyhlerinden ve Miftâhü’l-Kulûb isimli eserin müellifi Mehmet Nuri Şemseddin Efendi (v. 1886) de medfundur.
9. Rumelihisarı-Kayalar Mescidi Tekkesi
Mescidin bânîsi, daha önce reisü’l-küttablık da yapmış olan Sultan IV. Mehmet dönemi (1648-1687) Nişancıbaşısı Sıdkı Ahmet Paşa’dır. Kabri Eyüp Sultan’dadır.
XVII. yüzyılda inşa edilmiş bu yapı tahribata uğrayınca, 1877 yılında Kadirî şeyhlerinden Niyazi Efendi tarafından yeniden restore edildi.
“Kayalar Mescidi”, “Şeyh Mehmet Efendi Tekkesi”, “Ahmet Sıdkı Efendi Tekkesi” olarak da geçen bu mescid-tekke, 1925’te tekkelerin seddinden sonra terk edildiğinden ve kadro harici bırakıldığından 62 sene kapalı kalmış, çürümüş, harap olmuştur.
1987’de bir hayırseverin yardımı ile ihya edilmiştir. Aksaray-Olanlar Tekkesi Şeyhi İsmail Maşukî’nin kabri haziresindedir.
10. Rumelihisarı-Durmuş Dede Tekkesi
Durmuş Dede Tekkesi, Osmanlı tarihi sürecinde Galata’ya tâbî, Rumelihisarı’nda Bebek Mahallesi Kayalar Mezarlığı’nın sonunda, deniz kenarında, iki katlı bir yapıydı.
Tekke, Hasan Zarifî Efendi (v. 1569) tarafından 1528’de inşa ettirilmiştir. Bu zat Hac yolculuğu sırasında Kahire’de İbrahim-i Gülşenî (v. 1533)’ye bağlandığından bu tekke uzun yıllar Gülşenî tekkesi olarak faaliyet göstermiştir.
Rivayete göre Sultan I. Ahmet döneminde bu tekkede postnişin olan Akkirmanlı Ali Baba’nın hemşehrisi Durmuş Dede, kaptan ve gemicileri arasında şöhret kazanmış, bu sebeple tekke o zamandan itibaren onun adıyla anılmıştır.
Tekke XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Cerrahî tarikatına intikal etmiştir. 1894’te bu tekkenin idaresi kendisine tevdî edilen Şeyh Eşref Efendi burada uzun yıllar şeyhlik yapmıştır.
Durmuş Dede Tekkesi, 1938 sonrası Bebek-Rumelihisarı kara yolunun genişletilmesi sırasında yıktırılarak tamamen ortadan kaldırılmıştır.
11. Rumelihisarı-Karabaş Tekkesi
Sarıyer, Rumelihisarı Mahallesi Ali Pertek Sokak yanındaki Torlak Fırını Sokak’ta idi.
Mir’at-ı İstanbul’da Fatih’in hocalarından Karabaş Velî’nin mescidi ve türbesi olduğu nakledilmektedir.
Halvetiyye’den Üsküdarî Raufî Seyyid Ahmed Efendi’nin halifelerinden Karabaş Ahmet Efendi (v. 1735) buradaki tekkenin ilk şeyhidir.
Tabii eski mescit mevcut da oraya mı vaz‘-ı meşihat etmiş yoksa yeni bir tekke mi inşa etmiş, şimdilik bilemiyoruz.
Tekke bilahare Cerrahîliğe intikal etmiştir. XIX. yüzyılda tekke yenilenmiştir.
Tekkenin son şeyhi Halil Muhlis Efendi (v. 1942) ise Üsküdar Nasuhî Âsitânesi postnişini Ahmed Kerameddin Efendi’den Halvetî-Şâbanî icazeti almıştır.
1925 sonrasında kendi haline terk edilen yapılar 1947 yılında yıkılmış olup yeri günümüzde arsa halindedir.
12. Rumelihisarı-Nâfi Baba Bektâşî Tekkesi
Rumelihisarı Şehitlik Kabristanı’nı muhafaza ile görevlendirilen dergâhın kurucusu Seyyid Bedreddin Efendi, Hacı Bayram-ı Velî’nin dervişi olup İstanbul’un Fethi’ne iştirak etmiştir.
Tekke haziresinde 1451 ve 1455 tarihlerine ait mezar taşları bulunmaktadır. Tekkenin kurucusu olan Şeyh Bedreddin, İstanbul’un fethi öncesi Akşemseddin ile birlikte buraya gelmiş ve İstanbul’un fethi hazırlıklarına iştirak etmiştir.
Bayramîliğe bağlı olarak kurulan tekkenin zamanla Bektaşîliğe geçtiği anlaşılmaktadır.
Şehitlik Tekkesi İstanbul’da açılan ilk Bektaşî tekkelerinden biridir. Tekkenin bilinen en eski şeyhi Ali Baba’dır.
1826 yılında Bektaşîliğin ilgâsıyla birlikte Şehitlik Tekkesi yıktırılmıştır. 1832’de affedilen Mahmud Baba İstanbul’a dönmüş ve tekkeyi yeniden inşa ettirmiştir.
Oğlu Nafi Baba (1860-1912) döneminde tekke en faal dönemini yaşamıştır.
Nâfi Baba, 1870 yılında Robert College’in kuruluşuna ön ayak olmuş, tekkenin bazı arazilerini buraya devrederek okulun kurucu heyetinde yer almıştır.
Daha sonra Mahmud Bey Baba ve Nüzhet Baba’nın şeyhlik yaptıkları tekke, 1947’de yıkılmıştır.
2015’te restore edilerek “Boğaziçi Üniversitesi Nâfi Baba Tarih, Kültürel Miras ve Arşiv Merkezi” haline getirilmiştir.
13. Emirgân-Haffâf Hüseyin Efendi Tekkesi
Haffâf Hüseyin Efendi Tekkesi, İstanbul’un Emirgân semtinde Muvakkithane Caddesi, Emirgân Çeşmesi Sokağı’nda yer almakta idi.
Ziba Hanım vakfına bağlı olup, 1700 tarihinden sonra kurulduğu tahmin edilebilir. Tekke, Kadirî Haffâf Hüseyin Efendi tarafından kurulmuştur.
Son şeyh Ahmed Muhyiddin Efendi (Eriçok) (v. 1953)’nin Derviş Hediyyesi ve Gülzâr-ı-Kâdîrîyye’den Bir Yaprak isimli iki matbu eseri günümüze ulaşmıştır.
Tuhfe-i Rumi adlı eserde, Ahmed Muhyiddin Efendi’nin, Kadirîhâne postnişini Ahmed Muhyiddin Efendi ile aynı adı taşımasından dolayı karıştırılmaması için farklı bir zat olduğu, Emirgân dergâhının hizmetçisi olduğu belirtilmiştir.
14. Yeniköy İsmail Efendi Tekkesi
Tekke, Yeniköy’ün iç kesiminde, Molla Çelebi Mahallesi’nde, Köybaşı Caddesi, Molla Çelebi Camii’nin yakınındaki Tekke Sokağı’nda, Arpacı Ali Sokak’ta bulunmakta idi.
Tekkenin vâkıfı, Şeyh İsmail Efendi’nin müntesiplerinden Anadolu Kazaskeri Mehmed Emin Âtıf Efendi’dir (v. 1770).
Tekke, Seyyid Ahmed Raûfî’nin halîfesi Şeyh İsmail Efendi için yaptırılmıştır. Şeyh İsmail Efendi, 1771’de vefat etmiş ve tekkenin haziresine defnedilmiştir.
Beykoz Hafız Efendi Tekkesi şeyhi Tevfik Efendi (v. 1887)’nin oğlu Ahmed Raufî Efendi (v. 1898), 1958’de hamamı ile birlikte yıktırılıp yeri park yapılan Molla Çelebi Camii’nin imamlığını yapmıştır.
Son vekil şeyhlerinden biri Hacı Arif Bey’in talebelerinden Mustafa Servet Efendi (v. 1918)’dir. Tevhidhânesi yıkılan tekkenin hazîre ve meşrutası günümüze intikal etmiştir.
Anadolu Yakası Dergâhları
1. Anadolu Kavağı-Yuşa Tepesi Dergâhı
Anadolu Kavağı’nda yer alır. Bölge daha önce Zeus tapınağına ve Hagios Michael kilisesine de ev sahipliği yapmış fakat bu yapılar deprem esnasında yıkılarak günümüze kadar ulaşamamışlardır.
Sultan Süleyman Vakfı’na bağlı olan bu yerde 1755 yılında bir mescit yaptırılmış ve Yûşa (a.s.)’a ait olduğuna inanılan mezarın etrafına koruma amaçlı bir duvar örülmüştür.
Sonraki yıllarda Hz. Yûşa Camisi bir yangın geçirmiş fakat Sultan Abdülaziz döneminde ilk haline uygun olarak yenilenmiş ve gerekli bakımı sağlamıştır.
Son döneme kadar Nakşî şeyh ve türbedarlar görev yapmıştır. Mescit ve haziresi mevcuttur.
2. Macar Kalesi Câmii ve Zâviyesi
Tokat Köşkü’nün yanında Mâ-i Cârî denilen mesire zamanla Macar Bahçesi adını almış, Yûşa Tepesi’nin sahile indiği buruna Macar Burnu, hatta Yûşa Tabyası’na Macar Tabyası veya Macar Kalesi denilmiştir.
Boğaz’daki diğer kale ve tabyalarda olduğu gibi Macar Kalesi’nde de bir cami bulunmakta ve bu caminin görevlilerinin maaşları Hamidiye Vakfı’ndan karşılanmakta idi.
Cerrâhîye’den Moralı Mehmed Efendi’ye intisab eden Mehmet Şakir Efendi (v. 1849), Macar Kalesi kitâbeti vazifesinde bulunmuş, ayrıca bu civardaki askerlerin kitâbet görevi de kendisine verilmiştir.
Bu sebeple kendisine Kavaklı Şakir Efendi denmiştir. Fransızlara karşı savaşmak üzere Mısır’a giden askerler arasında yer almış, dönüşünde Macar Kalesi Camii imamlığına atanmıştır.
Bu arada vefat eden şeyhinin yerine gelen Sirkeci şeyhi Hâfız Ahmed Efendi’den 1807’de hilafet almıştır. İmamı olduğu Macar Kalesi Camii’ni aynı zamanda bir zâviye haline getirmiştir.
Sonradan Fatih’te Kumrulu Mescid’deki Sertarîkzâde Salı Tekkesi’nin şeyhliğine getirilmiş ancak Anadolu Kavağı’ndaki vazifesine devam ettiğinden dolayı yerine vekil atamıştır.
1240/1824-25 yılında yeniçeriliğin kaldırılmasıyla birlikte Bostancıyân askerinin lağvedilmesi üzerine Macar Kalesi’ndeki görevinden ayrılarak Fatih Kumrulu Mescid Tekkesi yanına taşınmıştır.
Kendisinden sonra halifesi Hasan Birrî (v. 1852), bir iki zatın şeyhlik yaptığı kaynaklarda kaydedilmiştir.
Mescidin günümüzde bulunduğu tespit edilememiştir.
3. Beykoz-Hâfız Mehmet Efendi Tekkesi
Beykoz, Merkez Mahallesi Karacaburun Caddesi (günümüzde Kelle İbrahim Caddesi), 43 numara üzerinde kurulan tekke, 377 ada 27 parselde bulunmaktadır.
Halvetîliğin Ramazâniyye şubesinin bir kolu olan Üsküdar’daki Raûfî Âsitânesi’nin bir şubesi olmak üzere Şeyh Hâfız Mehmed Aziz Efendi tarafından kurulmuştur.
1918 tarihinde İstanbul tekkeleri Meclis-i Meşâyih tarafından merkezlere ayrılmıştır.
Beykoz tekkelerinin Meclis-i Meşâyih’e karşı sorumlu oldukları merkez tekke Hâfız Mehmed Efendi Tekkesi olmuştur.
Bağlı tekkeler, şeyhleri ve bağlı bulundukları tarikat ise şöyledir: Şeyh Süleyman Efendi Tekkesi, Halvetiyye; Şeyh Çayır Tekkesi, Rifâiyye; Yûşa Tekkesi, Nakşibendiyye; Emin Efendi Tekkesi, Atâullah Efendi Tekkesi ve Rûmî Mehmed Efendi Tekkesi, Nakşibendiyye.
Tekkelerin seddinden sonra, 1930’lu yıllarda yol genişletilmesi sebebiyle sağlam haldeki kârgir tekke binası yıktırılmıştır.
Arsası iki parsel haline getirilerek, hazirenin bulunduğu parsel vakıflarda kalmak suretiyle, harem kısmının da yer aldığı parsel satılmıştır.
Tekke binası son dönemde rekonstrüksiyon çalışması tamamlanarak 2021’de kültür merkezi olarak ihya edilmiştir.
4. Atâullah Efendi Tekkesi/Ubeydullah Efendi Tekkesi
Mihrâbâd Korusu yakınında, Kanlıca Mahallesi, Fıstıklı Bayır Yokuşu’ndadır.
Tekke, Nakşî-Kâsânî şeyhi Mehmed Atâullah Efendi tarafından kurulmuştur. Atâullah Efendi 1789 senesinde vefat ettiğine göre yapı, XVIII. asrın ortalarında inşa edilmiştir.
İkinci şeyh Amasyalı Ubeydullah Efendi, bâninin damadı olup tekke ile alakalı bir vakfiye tanzim etmiştir.
Tekkede 1870’e kadar Nakşî, 1870-1910’lu yıllar arası Halvetî-Şa’bânî, sonra tekrar Nakşibendî şeyhler görev yapmıştır.
1925’ten sonra harap olan tekke, 2010 senesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiş, camii 2012’de ibadete açılmış, 2013 tarihinde Vakıflar tarafından Beykoz Belediyesi’ne tahsis edilmiştir.
Günümüzde ise Bilim Kültür ve Sanat Derneği’nin (Biksad) Kanlıca Şubesi ve Efe Hazretleri Vakfı’nın merkezi olarak kullanılmaktadır.
5. Rûmî Mehmed Efendi Tekkesi/Nazif Dede Tekkesi
Anadoluhisarı’nda, Otağtepe Ayazma Caddesi, Setüstü Sokağı’nda bulunmaktadır.
Tekkenin bânisi Mehmed b. Ali b. Abdullah’dır. Kendi evini tekkeye çevirmiş ve 1797 tarihinde bir vakfiye düzenlemiştir.
Rûmî Tekkesi’nden günümüze hiçbir şey kalmamıştır. Yapının üzerinde yer aldığı 54 ada 78 parsel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İSKİ) malı olarak gözükmektedir.
Aynı adada Mihrişâh Valide Sultan’ın Otağtepe namazgâhı bulunmaktadır.
6. Çengelköy Şeyh Nevrûz Mescit Tekkesi
Üsküdar Çengelköy’de Havuzbaşı Sokak ile Mehmet Gümüşay Sokak’ın arasındadır.
Hacı Kâmil Efendi tarafından 1855’te Orta Asya’dan gelen dervişlerin ikameti amacıyla yaptırılan Havuzbaşı (Şeyh Nevruz) Tekkesi, kaynaklarda Afganî Kalenderhânesi, Özbekler Tekkesi ve Havuzbaşı Tekkesi olarak da anılır.
1884 tarihli bir belgede Nakşibendiyye’ye, 1890 tarihli Mecmûa-i Tekâyâ’da ise Kâdiriyye’ye bağlı olduğu kaydedilmiştir.
Sultan Vahidüddin’in Hazinedar Ağası Mukbil Ağa tarafından 1920’lerde yenilenmiştir.
Tekkenin son şeyhi Mehmet Nureddin Artam (v. 1958)’dır. Mehmet Akif Ersoy, bazı kaynaklara göre İstiklâl Marşı’nın bir bölümünü bu camide yazmıştır.
Cami 1985 yılında Çizmeci Ailesi tarafından restore edilmiştir.
7. Beylerbeyi Bedevî Tekkesi
Beylerbeyi, Istavroz deresi, Abdullah Ağa Mahallesi, Bedevî Tekkesi Sokağı’ndadır.
Tevhidhâne, haremlik, selâmlık, mutfak, türbe ve sarnıç bölümlerinden günümüze pek azı kalmıştır.
Dergâhı Seyyid Hüseyin Hıfzı Efendi 1855’te kurmuş ve dergâhın ilk şeyhi olmuştur.
Son şeyhi Seyyid Mahmud Said (Gülman) Efendi (v. 1963)’dir.
Restore edilen tekke 1987’de İstanbul Eğitim Vakfı’na tahsis edilmiştir.
Özgün kaynak: Mehmet Cemal Öztürk, “Boğaziçi Dergâhları”, Din ve Hayat, Türkiye Diyanet Vakfı İstanbul Müftülüğü Dergisi, Sayı 45, Yaz 2022, s. 28-34.
Kaynak bağlantısı: Boğaziçi Dergâhları – Özgün makale (PDF)


