
Kızıl Kmerler: Dört Yıla Sığan Büyük Felaket
.
17 Nisan 1975 sabahı Kızıl Kmerler, Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’e girdi. Beş yıldır devam eden iç savaş sona ermişti. Sokaklara çıkan halkın bir bölümü savaşın bittiğini düşünerek yeni gelen askerleri karşıladı. İnsanlar artık evlerine döneceklerini, işlerine devam edeceklerini ve ülkede hayatın normale döneceğini umuyordu.
Fakat aynı gün öğleden sonra şehirde bambaşka olaylar yaşanmaya başladı. Silahlı askerler halka evlerini terk etmesini emretti. Hastaneler boşaltıldı, dükkânlar kapatıldı. Yaşlılar, çocuklar ve hastalar dâhil herkes yollara döküldü.
Bu olay, Kamboçya tarihinin en ağır dönemlerinden birinin başlangıcıydı. Ülkeyi yöneten Kızıl Kmerler, üç yıl sekiz ay süren iktidarları boyunca yaklaşık 1,5 ila 2 milyon insanın ölümüne yol açtı. İnsanların bir bölümü kurşuna dizildi, bir bölümü işkenceyle öldürüldü. Çok daha fazlası açlık, hastalık, ağır çalışma şartları ve tedavisizlik yüzünden hayatını kaybetti.
Bu felaketi anlamak için Kızıl Kmerler’in yalnızca kimleri öldürdüğüne değil, ülkede nasıl bir yönetim kurduğuna da bakmak gerekiyor.
İç savaş ve Kızıl Kmerler’in yükselişi
Kamboçya, 1970’li yıllara siyasi çatışmaların ve bölgesel savaşların etkisi altında girdi. Komşu Vietnam’da devam eden savaş, Kamboçya’nın iç siyasetine de yansıyordu.
Mart 1970’te Prens Norodom Sihanouk bir darbeyle iktidardan uzaklaştırıldı. General Lon Nol’un yönetimi ele geçirmesiyle ülkedeki siyasi mücadele kısa sürede geniş çaplı bir iç savaşa dönüştü.
Amerika Birleşik Devletleri, Lon Nol yönetimini destekliyordu. ABD’nin Kamboçya topraklarına düzenlediği bombardımanlar, savaşın yol açtığı yıkımı artırdı. Köyler boşaldı, tarım alanları zarar gördü ve çok sayıda insan yaşadığı yeri terk etti.
Kızıl Kmerler bu ortamda güç kazandı. Başlangıçta sınırlı bir silahlı hareket olan örgüt, savaş ilerledikçe kırsal bölgelerde geniş alanları kontrol etmeye başladı. Sihanouk’un darbeden sonra Kızıl Kmerler’le ittifak kurması da hareketin halkın bazı kesimlerinden destek bulmasına katkıda bulundu.
Örgütün lideri Pol Pot’tu. Asıl adı Saloth Sar olan Pol Pot, Fransa’da eğitim görmüş, komünist düşüncelerle tanışmış ve ülkesine döndükten sonra siyasi örgütlenme faaliyetlerine katılmıştı. Nuon Chea, Khieu Samphan ve Ieng Sary de hareketin önde gelen isimleriydi.
1975 baharında Lon Nol yönetimi çöktü. Kızıl Kmerler başkenti ele geçirerek ülkenin tamamında iktidar kurdu.
Ancak iç savaş boyunca vaat edilen yeni düzen, halkın beklediği barışı getirmedi.
Bir ülkenin şehirleri boşaltıldı
Phnom Penh’in ele geçirilmesinin ardından Kızıl Kmerler şehir halkına derhâl evlerini terk etmesini emretti.
Askerler, Amerikan bombardımanı ihtimalini gerekçe gösteriyor ve insanların birkaç gün içinde geri döneceğini söylüyordu. Bu açıklama gerçeği yansıtmıyordu. Yönetimin amacı şehirleri geçici olarak boşaltmak değil, şehir hayatını ortadan kaldırmaktı.
Yaklaşık iki milyon insan başkentten çıkarıldı. Hastanelerde tedavi gören hastalar bile yataklarından kaldırıldı. Yürüyemeyenler yakınlarının yardımıyla taşındı. Yiyecek, su ve ilaç sıkıntısı yüzünden tahliye sırasında binlerce insan öldü.
Aynı uygulama daha sonra başka şehirlerde de sürdürüldü.
Kızıl Kmerler, şehirleri kapitalizmin, sınıf ayrımının ve eski toplum düzeninin merkezi olarak görüyordu. Onlara göre ülkenin geleceği fabrikalarda, üniversitelerde veya ticaret merkezlerinde değil, tarım alanlarında kurulacaktı.
Bu düşünce doğrultusunda para kullanımı kaldırıldı, özel ticaret yasaklandı, bankalar kapatıldı. Okullar ve birçok dinî kurum faaliyetlerini durdurdu. Özel mülkiyet büyük ölçüde ortadan kaldırıldı.
Ocak 1976’da kabul edilen anayasayla ülkenin resmî adı Demokratik Kampuçya oldu.
Adında demokrasi bulunan bu ülkede halkın yönetime katılacağı bir siyasi düzen kurulmadı. Kararlar, Komünist Parti’nin dar yönetici kadrosu tarafından alınıyordu.
Tarlalara gönderilen milyonlarca insan
Şehirlerden çıkarılan insanlar ülkenin farklı bölgelerindeki tarım kolektiflerine yerleştirildi.
Kızıl Kmerler bütün halkı tarımsal üretime katmak istiyordu. Pirinç tarlaları genişletilecek, sulama kanalları açılacak, barajlar yapılacak ve ülke kısa sürede kendi kendine yeterli hâle gelecekti.
Bu hedefler uğruna milyonlarca insan ağır işlerde çalıştırıldı.
Çalışmalar çoğu yerde sabahın erken saatlerinde başlıyor, hava karardıktan sonra da devam ediyordu. İnsanlar yeterli beslenemiyor, hastalandıklarında tedavi göremiyordu. Yetersiz beslenme ve uzun çalışma saatleri, özellikle çocukları, yaşlıları ve hastaları ağır biçimde etkiledi.
Üretim hedefleri gerçek koşullar dikkate alınmadan belirleniyordu. Tarlalarda çalışan insanların beslenmesi için gereken yiyecek bile her zaman kendilerine bırakılmıyordu.
Yönetim, halkın gündelik hayatını da denetliyordu. İnsanların nerede yaşayacağı, kiminle çalışacağı, ne kadar yemek alacağı ve ailesiyle ne zaman görüşeceği görevlilerin kararlarına bağlıydı.
Kızıl Kmerler toplumu iki ana gruba ayırmıştı. Daha önce kendi denetimlerindeki kırsal bölgelerde yaşayanlar eski halk, şehirlerden getirilenler ise yeni halk olarak değerlendiriliyordu.
Şehirli nüfusa daha fazla kuşkuyla yaklaşılıyor, bu insanlar daha ağır şartlarda çalıştırılıyordu.
Böylece aynı ülkenin vatandaşları, geçmişte nerede yaşadıklarına göre farklı muamele görmeye başladı.
Eğitimli olmak bile şüphe sebebiydi
Kızıl Kmerler, eski devlet düzeniyle ilişkili gördükleri kişileri tehlikeli sayıyordu.
Lon Nol yönetiminde görev yapmış askerler, memurlar ve siyasetçiler ilk hedefler arasındaydı. Öğretmenler, doktorlar, öğrenciler ve başka eğitimli kişiler de baskıya uğradı.
Şehirde yaşamış olmak, yabancı dil bilmek veya eski yönetimle bağlantılı olduğundan şüphelenilmek tutuklanmak için yeterli görülebiliyordu.
İnsanların geçmişleri araştırılıyor, söyledikleri sözler takip ediliyordu. Bir ihbar üzerine gözaltına alınan kişi, kendisine yöneltilen suçlamanın ne olduğunu bile öğrenemeden sorguya götürülebiliyordu.
Kızıl Kmerler’in kullandığı Angkar adı, halkın karşısına çıkan görünmez yönetim otoritesini ifade ediyordu. Emirlerin hangi kişiden geldiği çoğu zaman bilinmiyordu. Buna karşılık emirleri yerine getirmemenin sonuçları ağırdı.
Rejim yalnızca eski düzenin mensuplarını hedef almakla kalmadı. Zamanla kendi üyelerinden de şüphelenmeye başladı.
Özellikle 1978’de ülkenin doğu bölgelerinde gerçekleştirilen tasfiyelerde çok sayıda parti görevlisi, asker ve sivil öldürüldü.
Bir süre önce devrim adına birlikte hareket eden insanlar, bu kez aynı yönetimin emriyle tutuklanıyor ve infaz ediliyordu.
Bir okulun işkence merkezine dönüşmesi
Kızıl Kmerler döneminin en çok bilinen yerlerinden biri Phnom Penh’deki Tuol Sleng Hapishanesi’dir.
S-21 adıyla bilinen bu merkez, daha önce okul olarak kullanılan bir binada kurulmuştu.
Sınıflar hücrelere dönüştürüldü. Pencerelere demir parmaklıklar yerleştirildi. Tutuklular burada sorgulandı, işkence gördü ve öldürüldü.
S-21’in dikkat çeken özelliklerinden biri, tutuklular hakkında ayrıntılı kayıt tutulmasıydı.
İnsanların fotoğrafları çekiliyor, kimlik bilgileri yazılıyor ve sorgu ifadeleri dosyalanıyordu. İşkence altında alınan ifadelerde başka kişilerin isimleri de geçiyor, bu isimler yeni tutuklamaların gerekçesi hâline geliyordu.
Böylece bir kişinin sorgulanması, hiç tanımadığı insanların bile suçlanmasına yol açabiliyordu.
Tutukluların büyük bölümü sorguların ardından öldürüldü. Birçoğu Phnom Penh yakınlarındaki Choeung Ek infaz alanına götürüldü.
Bugün Ölüm Tarlaları adıyla bilinen bu bölgede toplu mezarlar bulundu.
Tuol Sleng, Kızıl Kmerler dönemindeki tek hapishane değildi. Ülkenin farklı yerlerinde çok sayıda sorgu merkezi ve infaz alanı kurulmuştu.
S-21’in yöneticisi Kaing Guek Eav, diğer adıyla Duch, yıllar sonra mahkemeye çıkarılarak işlediği suçlardan dolayı mahkûm edildi.
Bugün müze olarak kullanılan Tuol Sleng’de tutukluların fotoğrafları, belgeleri ve kişisel eşyaları sergileniyor.
Dinî ve etnik topluluklara yönelik baskılar
Kızıl Kmerler’in politikaları yalnızca siyasi muhalifleri etkilemedi.
Kamboçya’nın Müslüman Çam topluluğu, rejimin özellikle hedef aldığı gruplardan biriydi.
Çamların dinî hayatına müdahale edildi. İbadetleri sınırlandırıldı, camiler kapatıldı veya başka amaçlarla kullanıldı. Dinî geleneklerini sürdürmek isteyenler ağır baskılarla karşılaştı.
Çam yerleşimlerinin bir bölümü dağıtıldı. Direniş gösteren topluluklara karşı askerî operasyonlar düzenlendi. Çok sayıda Çam Müslümanı öldürüldü.
Ülkedeki etnik Vietnamlılar da sınır dışı edildi, zorla yerinden edildi veya katledildi.
Budist rahipler ve dinî kurumlar da baskıya uğradı. Manastırlar kapatıldı, birçok din görevlisi zorla çalıştırıldı veya öldürüldü.
Kızıl Kmerler döneminde yaşanan felaket genel olarak Kamboçya Soykırımı adıyla anılıyor. Ancak uluslararası hukuk bakımından suçların sınıflandırılması daha ayrıntılıdır.
Kamboçya’daki özel mahkemede Çam Müslümanlarına ve etnik Vietnamlılara yönelik belirli eylemler soykırım kapsamında değerlendirildi. Rejimin diğer uygulamaları arasında insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları da yer aldı.
Bu ayrım, dönem boyunca hayatını kaybeden diğer insanların uğradığı zulmü azaltmıyor. Mahkemeler farklı suç türlerini hukuki ölçütlerine göre ele alıyordu.
Aile hayatı da devletin denetimine girdi
Kızıl Kmerler döneminde aileler de ağır baskılarla karşılaştı.
Şehirlerin boşaltılması sırasında birbirinden ayrılan aile üyelerinin bir bölümü yıllarca haberleşemedi. Çocuklar farklı çalışma birliklerine gönderildi. Anne ve babalar çocuklarının nerede olduğunu öğrenemedi.
İnsanların bir araya gelmesi, birlikte yaşaması ve yakınlarıyla görüşmesi bile yöneticilerin iznine bağlıydı.
Rejim evliliklere de müdahale etti.
Bazı kadınlar ve erkekler, kendi tercihleri dışında belirlenen kişilerle evlenmeye zorlandı. Toplu evlilik törenleri düzenlendi. Bu evliliklere karşı çıkanlar cezalandırılma korkusu yaşadı.
Yıllar sonra yapılan yargılamalarda zorla evlendirme ve bu evliliklerle bağlantılı cinsel şiddet de incelendi.
Kızıl Kmerler böylece yalnızca siyasi ve ekonomik hayatı değil, insanların aile ilişkilerini de yönetmeye çalıştı.
Vietnam müdahalesi ve rejimin çöküşü
1977 ve 1978 yıllarında Kamboçya ile Vietnam arasındaki sınır çatışmaları giderek şiddetlendi.
Kızıl Kmerler’in Vietnam sınırındaki saldırıları ve iki ülke arasındaki siyasi anlaşmazlıklar savaşın büyümesine yol açtı.
Aralık 1978’de Vietnam ordusu Kamboçya’ya geniş çaplı bir askerî harekât başlattı.
Kızıl Kmerler kuvvetleri karşısında hızla ilerleyen Vietnam birlikleri, 7 Ocak 1979’da Phnom Penh’i ele geçirdi.
Pol Pot ve diğer Kızıl Kmer yöneticileri başkentten kaçtı.
Böylece 17 Nisan 1975’te başlayan yönetim, üç yıl sekiz ay yirmi gün sonra sona erdi.
Ancak Kızıl Kmerler tamamen ortadan kalkmadı. Örgütün silahlı birlikleri özellikle Tayland sınırındaki bölgelerde faaliyetlerini sürdürdü.
Kamboçya, 1980’li yıllar boyunca yeni çatışmalara, siyasi anlaşmazlıklara ve büyük göç hareketlerine sahne oldu.
Milyonlarca insanın hayatını etkileyen savaşın ardından ülkenin yeniden toparlanması uzun yıllar aldı.
Yaklaşık iki milyon insan nasıl öldü?
Kızıl Kmerler dönemindeki can kayıplarına ilişkin araştırmalar farklı sayılar ortaya koyuyor. Genel kabul gören tahmin, 1975 ile 1979 yılları arasında yaklaşık 1,5 ila 2 milyon insanın hayatını kaybettiği yönünde.
Bu sayı yalnızca infaz edilenleri kapsamıyor.
Açlık, bulaşıcı hastalıklar, aşırı çalışma, zorunlu göçler ve tıbbi bakım eksikliği de büyük can kayıplarına neden oldu.
Ülkenin nüfusu dikkate alındığında bu, toplumun çok büyük bir bölümünün birkaç yıl içinde hayatını kaybetmesi anlamına geliyordu.
Ölümlerin tamamına ilişkin ayrıntılı kayıt tutulmadığı için kaç kişinin doğrudan infaz edildiğini, kaç kişinin açlık veya hastalıktan öldüğünü kesin olarak belirlemek mümkün olmadı.
Üstelik hayatta kalanların birçoğu aile fertlerini, evlerini, geçim kaynaklarını ve eski yaşamlarını kaybetmişti.
Rejim sona erdiğinde ülkenin sağlık, eğitim ve ekonomi düzeni büyük ölçüde çökmüştü.
Yıllar sonra başlayan yargılamalar
Kızıl Kmerler yönetimi 1979’da devrilmesine rağmen dönemin üst düzey sorumlularının uluslararası destekli bir mahkemede yargılanması uzun yıllar aldı.
Kamboçya hükümeti ile Birleşmiş Milletler arasında yapılan anlaşmalar sonucunda Kamboçya Mahkemeleri Olağanüstü Daireleri kuruldu.
Mahkemenin amacı, 17 Nisan 1975 ile 6 Ocak 1979 arasında işlenen ağır suçların başlıca sorumlularını yargılamaktı.
S-21 Hapishanesi’nin yöneticisi Duch, yargılanan ilk önemli isimlerden biri oldu. Nuon Chea ve Khieu Samphan da insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve soykırımla ilgili davalarda yargılandı.
Pol Pot ise bu mahkemelerde hesap vermedi. Kızıl Kmerler’in eski lideri 1998’de, yargılamalar başlamadan önce öldü.
Davalar sırasında hayatta kalanların ifadeleri alındı, hapishane kayıtları incelendi ve ülkenin farklı bölgelerinde işlenen suçlara ilişkin belgeler değerlendirildi.
Mahkeme bütün sorumluları yargılayamadı. Aradan geçen uzun yıllar nedeniyle birçok tanık ve mağdur hayatını kaybetmişti.
Buna rağmen yargılamalar, suçların belgelenmesi ve hayatta kalanların yaşadıklarını anlatması bakımından önemli bir tarihî kayıt bıraktı.
Kamboçya’nın unutulmayan yılları
Kızıl Kmerler, iktidara geldiklerinde Kamboçya’yı sınıfsız, eşitlikçi ve tarıma dayalı bir ülkeye dönüştüreceklerini savunuyordu.
Bunun için şehirleri boşalttılar, özel mülkiyeti kaldırdılar, ticareti durdurdular ve milyonlarca insanı zorla çalıştırdılar. Kendilerine karşı olduğunu düşündükleri kişileri tutukladılar. Toplumun bütün kesimlerini sıkı bir denetim altına aldılar.
Sonuçta ülke, birkaç yıl içinde tarihinin en büyük insan kayıplarından birini yaşadı.
Bugün Phnom Penh’deki Tuol Sleng Müzesi’nde tutukluların fotoğrafları bulunuyor. Choeung Ek’te toplu mezarlar ve öldürülen insanların kalıntıları korunuyor. Ülkenin başka bölgelerinde de aynı döneme ait mezarlar, belgeler ve tanıklıklar var.
Bu kayıtlar, yaşananların yalnızca Pol Pot’un ve Kızıl Kmerler’in siyasi tarihinden ibaret olmadığını gösteriyor.
Öldürülenlerin arasında çocuklar, kadınlar, yaşlılar, çiftçiler, öğretmenler, doktorlar, işçiler ve din görevlileri vardı. Birçoğunun herhangi bir siyasi faaliyeti bulunmuyordu. Kimi şehirde yaşadığı, kimi etnik kimliği, kimi de hakkında yapılan bir ihbar yüzünden hedef alındı.
17 Nisan 1975’te iç savaşın bittiğini düşünen Kamboçyalılar, sonraki dört yıl boyunca çok daha ağır kayıplar verdi.
Kızıl Kmerler’in yönetimi 7 Ocak 1979’da sona erdi. Fakat ölenler geri gelmedi, dağılan ailelerin tamamı birleşemedi ve savaşın yarattığı yıkım kısa sürede giderilemedi.
Kamboçya’nın bu dönemi, bir siyasi hareketin kendi toplumunu zorla değiştirmek için neler yaptığını ve bunun milyonlarca insanın hayatına nasıl mal olduğunu anlatan yakın tarihin en ağır örneklerinden biri olarak kaldı.
Kaynaklar
Kamboçya Mahkemeleri Olağanüstü Daireleri (ECCC): Tarihsel süreç, mahkeme kararları ve yargılama belgeleri.
United States Holocaust Memorial Museum: Kızıl Kmerler dönemi ve Phnom Penh’in tahliyesi.
Documentation Center of Cambodia (DC-Cam): Demokratik Kampuçya tarihi, tanıklıklar ve arşiv kayıtları.
Birleşmiş Milletler: Kamboçya yargılamaları, zorla evlendirme ve insanlığa karşı suçlara ilişkin belgeler.


