
Lula'nın Zaferi Latin Amerika'yı Değiştirebilir
Guillaume Long*
Brezilya'da devlet başkanlığı seçimini ikinci turda kazanan Luiz Inácio Lula da Silva, aşırı sağın yeniden iktidara gelmesini engelledi. Al Jazeera yazarı Guillaume Long'a göre seçim sonucu yalnızca Brezilya'nın değil, Latin Amerika'nın siyasi geleceği açısından da önemli bir dönüm noktası olabilir.
Brezilya'da 25 Ekim'de yapılan devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunda, 80 yaşındaki Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva yeniden seçildi. Lula, oyların yüzde 51,8'ini alırken rakibi Flávio Bolsonaro yüzde 48,2'de kaldı.
İlk turda Bolsonaro'nun yüzde 47, Lula'nın ise yüzde 45 oy alması, iktidardaki İşçi Partisi açısından beklenmedik bir sonuç olmuştu. Ancak ikinci tur öncesindeki üç haftalık kampanya, seçim yarışının yönünü değiştirdi.
Al Jazeera'de 26 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan analizinde, Ekonomi ve Politika Araştırma Merkezi kıdemli politika analisti Guillaume Long, Lula'nın zaferinin Brezilya'da aşırı sağın iktidara dönüşünü engellemenin ötesinde anlam taşıdığını belirtti.
Long'a göre sonuç, Latin Amerika'da son dönemde yaşanan sağcı seçim zaferlerinin oluşturduğu siyasi eğilimin değişmeye başlayabileceğini gösteriyor.
İlk tur yenilgisinden ikinci tur zaferine
Lula'nın ilk turda geride kalması, hükümetin ekonomik performansı dikkate alındığında sürpriz olarak değerlendirildi.
Brezilya ekonomisi 2023-2025 döneminde toplam yüzde 9,2 büyürken Güney Amerika'daki komşu ülkelerin ortalama büyümesi yüzde 5,6 seviyesinde kaldı.
İşsizlik oranı da 2022'deki yüzde 9,3 seviyesinden 2026'da yüzde 5,4'e geriledi.
Brezilya, 2025 yılında Birleşmiş Milletlerin Açlık Haritası'ndan çıktı. Amazon bölgesindeki ormansızlaşma ise önceki yönetim dönemindeki eğilimin tersine dönmesiyle son on yılların en düşük seviyelerine geriledi.
Ancak ekonomik göstergelerdeki iyileşme, seçmenlerin günlük hayatındaki bütün sorunları ortadan kaldırmadı.
Milyonlarca Brezilyalı kredi kartı borçları ve yüksek faiz oranlarıyla mücadele etmeyi sürdürdü. İnternet üzerinden kumarın yaygınlaşması da ailelerin ekonomik durumunu olumsuz etkileyen sorunlardan biri oldu.
Long, ilk tur sonuçlarının hükümete yönelik toplumsal hoşnutsuzluğu açık biçimde ortaya koyduğunu belirtiyor.
Lula seçim kampanyasında neyi değiştirdi?
İlk turun ardından Lula yönetimi, ekonomik sorunlara yönelik yeni adımlar attı.
Kapsamlı borç hafifletme girişimi, internet üzerinden bahis faaliyetlerine kısıtlamalar, sosyal yardımların artırılması ve yakıt sübvansiyonları bu adımlar arasında yer aldı.
Ayrıca haftada altı gün olan çalışma düzeninin beş güne indirilmesi gündeme getirildi.
Long'a göre bu politikalar, hükümetin ekonomik büyüme ve istihdam alanındaki başarılarını vatandaşların günlük geçim sorunlarıyla ilişkilendirmeyi amaçlıyordu.
İşçi Partisi'nin ilk turda yeterince hareketli olmayan seçim kampanyası da ikinci tur öncesinde değişti.
Genç seçmenlerin ve yerel düzeyde çalışan destekçilerin katılımıyla kampanya yeniden canlandı.
Long, ikinci turda yaşanan bu hareketliliğin, Bolsonaro'yu desteklediğini ileri sürdüğü Meta gibi sosyal medya şirketlerinin algoritmik etkilerine rağmen sonuç verdiğini savunuyor.
Bolsonaro'nun vaatleri nelerdi?
Flávio Bolsonaro ise seçim kampanyasında Lula'dan farklı bir ekonomik ve siyasi program sundu.
Bolsonaro'nun vaatleri arasında kamu harcamalarının azaltılması, özelleştirmelerin artırılması ve vergilerin düşürülmesi bulunuyordu.
Suç ve güvenlikle mücadele, kampanyasının en önemli başlıklarından biri hâline geldi.
Bolsonaro, El Salvador'daki cezaevi sisteminden esinlenen beş yüksek güvenlikli hapishane inşa etmeyi ve ağır silahlı suçlulara karşı ölümcül güç kullanılmasına izin vermeyi önerdi.
Ayrıca 2022 seçim sonuçlarını değiştirmeye yönelik girişim nedeniyle 27 yıl hapis cezasına çarptırılan babası Jair Bolsonaro'yu affedeceğini açıkladı.
8 Ocak 2023'te Brezilya'nın demokratik kurumlarına yönelik saldırılardan mahkûm edilenler için de af çıkarma sözü verdi.
Bu vaatler, seçmenler arasında farklı değerlendirmelere yol açtı.
Bolsonaro'nun destekçileri söz konusu davaları siyasi ve hukuki bir haksızlık olarak görürken karşıtları, vaat edilen afların darbe girişimini meşrulaştırabileceğini ve yargı bağımsızlığına zarar verebileceğini savundu.
Trump yönetimi seçim tartışmasının merkezindeydi
Guillaume Long'un analizinde, Brezilya seçimlerinin yalnızca ülkenin iç politikasıyla sınırlı kalmadığı vurgulanıyor.
Long'a göre ABD Başkanı Donald Trump'ın Brezilya'ya yönelik politikaları, seçimi ulusal egemenlik konusunda da önemli bir mücadeleye dönüştürdü.
Trump yönetiminin Lula'nın görev süresi boyunca Brezilya'ya cezalandırıcı gümrük vergileri uyguladığı, Jair Bolsonaro'nun yargılanmasında görev alan bir Yüksek Mahkeme yargıcına yaptırım getirdiği ve Flávio Bolsonaro'nun adaylığını desteklediği hatırlatılıyor.
Mayıs ayında Trump, Flávio Bolsonaro'yu Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te ağırladı.
Bu görüşmeden iki gün sonra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Brezilya'nın en büyük iki suç örgütünü yabancı terör örgütü olarak ilan etti.
Long, bu kararın Bolsonaro'nun daha önce kamuoyu önünde dile getirdiği taleplerle örtüştüğüne dikkat çekiyor.
Analizde, söz konusu tanımlamaların ABD'nin uyuşturucu terörizmiyle mücadele politikası kapsamında Brezilya topraklarında askerî operasyonların önünü açabileceği görüşü savunuluyor.
Long, Venezuela'ya yönelik ABD askerî müdahalesini ve görevdeki cumhurbaşkanının kaçırılmasını bu politikanın doğurabileceği sonuçlara örnek gösteriyor.
Seçim aynı zamanda egemenlik tartışmasına dönüştü
Long'a göre Trump yönetimi, Brezilya'yı Washington'un Latin Amerika'da genişlettiği askerî ve siyasi etki alanına dahil etmeye çalıştı.
Lula ise organize suçla mücadelede uluslararası işbirliğine karşı çıkmadan, bu işbirliğinin Brezilya'nın ulusal egemenliğine saygı göstermesi gerektiğini savundu.
Seçim kampanyasının son döneminde Lula, yarışın yalnızca iki aday arasında olmadığını vurguladı.
Brezilya'nın kendi politikalarını belirleyebilen bağımsız bir ülke olarak mı hareket edeceği, yoksa Washington'un bölgesel gündemine mi uyacağı sorusu kampanyanın önemli konularından biri oldu.
Long, ikinci tur sonucunu Brezilyalı seçmenlerin bu tartışmada ortaya koyduğu bir tercih olarak değerlendiriyor.
Latin Amerika'da sağın yükselişi durabilir mi?
Analize göre Lula'nın yeniden seçilmesi, Latin Amerika'daki siyasi dengeler açısından da önemli.
Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünün ardından Honduras, Şili ve Bolivya'da sağcı siyasi hareketler seçim zaferleri elde etmişti.
Long, Brezilya'daki sonucun bu eğilimin devam edeceği yönündeki beklentileri zayıflattığını belirtiyor.
Lula'nın zaferi, ABD'deki ara seçimler öncesinde Trump'ın bölgesel siyasi etkisi açısından da bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, seçim sürecinde Lula'yı sık sık eleştirerek Bolsonaro'ya destek verdi.
Ancak Long'un aktardığına göre Milei'nin kamuoyu desteği, gelecek yıl yapılacak devlet başkanlığı seçimi öncesinde geriliyor.
Şili Cumhurbaşkanı José Antonio Kast'ın kamuoyu desteğinde ise daha hızlı bir düşüş yaşandığı belirtiliyor.
Long, bu gelişmelerin Latin Amerika'daki sağcı yükselişin kalıcı ve kaçınılmaz olduğu düşüncesini sorgulattığını ifade ediyor.
Meksika açısından da önemli bir sonuç
Brezilya'daki seçim sonucu, Meksika yönetimi açısından da dikkat çekici bulunuyor.
Long'a göre Lula'nın seçimi kaybetmesi durumunda Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, sağcı yönetimlerin ağırlık kazandığı bir Latin Amerika'da siyasi bakımdan daha yalnız kalabilirdi.
Lula'nın yeniden seçilmesiyle Latin Amerika'nın nüfus ve yüzölçümü bakımından en büyük iki ülkesinde sol yönetimler görevlerini sürdürmüş oldu.
Long, bu durumun bölgedeki siyasi ilişkiler ve ABD ile yürütülen ilişkiler bakımından önem taşıdığını belirtiyor.
Lula'nın zaferi ne anlama geliyor?
Guillaume Long, Latin Amerika'nın siyasi yönünün tamamen değiştiğini söylemek için henüz erken olduğunu belirtiyor.
Bununla birlikte Brezilya seçimlerinin, bölgede sağa yönelişin en güçlü dönemini geride bırakmış olabileceğine işaret ettiğini savunuyor.
Analizde Brezilya'nın Trump'ın Amerika Kalkanı girişimine katılmayacağı ve ABD'nin bölgesel müdahalelerine ilişkin tehditlerin devam ettiği ifade ediliyor.
Long'a göre Lula'nın yeniden seçilmesi, demokrasi, çok taraflılık, uluslararası hukuk, çevre koruma ve Küresel Güney ülkelerinin egemenliği konusunda da siyasi bir mesaj taşıyor.
Yazar, seçim sonucunun Latin Amerika'da aşırı sağın yükselişinin kaçınılmaz olmadığını gösterdiği görüşünde.
Long, Lula'nın zaferini yalnızca Brezilya'nın geleceği açısından değil, bölgedeki diğer ülkelerin siyasi tercihleri bakımından da değerlendirilmesi gereken bir gelişme olarak görüyor.
Kaynak: Al Jazeera English, 26 Ekim 2026
Özgün makale: Lula's victory could be a turning point for Latin America
Yazar: Guillaume Long — Ekonomi ve Politika Araştırma Merkezi kıdemli politika analisti, Ekvador eski Dışişleri Bakanı.
Editoryal not: Bu haber, Guillaume Long'un Al Jazeera'de yayımlanan görüş yazısındaki bilgi, iddia ve değerlendirmeler esas alınarak hazırlanmıştır.


