Dünya - Haber

Saddam Haftar'ın Libya'da İktidar Hesabı

29 Ekim 20266 dk okuma

Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisinin Türkiye ile yapılan deniz yetki alanları anlaşmasını onaylaması, ülkedeki siyasi dengeleri yeniden gündeme taşıdı. Libya uzmanı Emadeddin Badi'ye göre bu kararın arkasında, Halife Haftar'ın oğlu Saddam Haftar'ın ülkenin başkanlığına uzanan siyasi hedefleri bulunuyor.

Libya'nın doğusundaki yönetim, yaklaşık yedi yıldır karşı çıktığı Türkiye ile deniz yetki alanları anlaşmasına onay verdi. Bingazi'deki Temsilciler Meclisi, 20 Ekim'de gerçekleştirdiği oturumda anlaşmayı kabul etti. Karar, Avrupa Birliği, Yunanistan, İsrail ve Mısır'ın tepkisini çekti.

Al Jazeera'de 26 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan analizinde Libya uzmanı Emadeddin Badi, bu gelişmenin yalnızca Türkiye ile Libya arasındaki ilişkiler açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Badi'ye göre anlaşmanın onaylanması, Libya'nın doğusunu kontrol eden Halife Haftar'ın oğlu Saddam Haftar'ın devlet başkanlığına ulaşmak için yürüttüğü siyasi girişimlerin önemli bir parçası.

Washington'un Libya planında Saddam Haftar

ABD yönetimi, Libya'nın doğusundaki Bingazi ile batısındaki Trablus arasında bir güç paylaşımı anlaşması sağlamaya çalışıyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos'un yürüttüğü girişimin, Saddam Haftar'ın Libya devlet başkanlığına gelmesinin yolunu açabileceği değerlendiriliyor.

Ancak Badi'ye göre Saddam Haftar'ın bu hedefe ulaşabilmesi için Türkiye'nin desteğine ihtiyacı var.

Ankara'nın Batı Libya üzerindeki etkisi, ülkede kurulacak yeni siyasi dengelerde Türkiye'yi önemli bir aktör hâline getiriyor. Bu nedenle denizcilik anlaşmasının onaylanması, Saddam Haftar'ın Ankara'nın desteğini elde etmeye yönelik bir hamlesi olarak değerlendiriliyor.

Meclis başkanının görevden alınması

Badi, Saddam Haftar'ın başkanlık hedefi doğrultusunda attığı ilk önemli adımın Temsilciler Meclisindeki yönetim değişikliği olduğunu ileri sürüyor.

On iki yıldır Meclis Başkanlığı görevini yürüten Aguila Saleh'in görevden alınmasıyla hem Mısır'ın doğu Libya'daki önemli müttefiklerinden biri hem de Türkiye ile yapılan anlaşmanın önündeki başlıca engellerden biri devre dışı kaldı.

Ancak Badi'ye göre bu değişikliğin önemi yalnızca Mısır'ın bölgedeki etkisinin sınırlandırılmasıyla ilgili değil.

Saleh, meclis başkanlığı görevinin yanı sıra Ubeidat kabilesinden aldığı destek sayesinde doğu Libya'daki güç dengelerinde önemli bir konuma sahipti. Halife Haftar'ın askerî otoritesinin dayandığı siyasi yapının da önemli isimlerinden biriydi.

Bu nedenle Saleh'in görevden alınması, Saddam Haftar'ın babasının ardından yönetimi devralma ihtimalini güçlendiren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Saleh'in yerine getirilen El-Salhin Abdülnabi'nin de aynı kabileden olması, olası aşiret tepkilerini azaltabilecek bir unsur olarak görülüyor.

Abdülnabi'nin daha önce Temsilciler Meclisinin Libya-Türkiye Dostluk Komitesine başkanlık etmiş olması ise yeni yönetimin Ankara ile ilişkilerde izleyeceği çizgi açısından dikkat çekiyor.

Türkiye'nin desteği neden önemli?

Badi'ye göre Saddam Haftar, Türkiye'nin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri'nin Washington üzerindeki etkisinden de yararlanmayı hedefliyor.

Trump yönetiminin Libya'da bir anlaşma sağlama isteği ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Trump'la ilişkileri, Saddam Haftar'ın hesaplarında önemli yer tutuyor.

Ancak bu süreç, ABD'nin bölgedeki diğer ortaklarıyla ilişkilerini de etkileyebilir.

Yunanistan ve Kıbrıs, Türkiye ile yapılan deniz yetki alanları anlaşmasına karşı çıkarken İsrail de Ankara'nın bölgedeki nüfuzunun artmasından rahatsızlık duyuyor.

Badi, Trump'ın Libya konusunda bir anlaşmaya ulaşma isteğinin, ABD'nin Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail ile uzun süredir devam eden ilişkileriyle karşı karşıya gelebileceğini belirtiyor.

Analizde ayrıca Türkiye ile yapılan anlaşmanın Saddam Haftar'a Libya iç siyasetinde de avantaj sağlayabileceğine dikkat çekiliyor.

Badi'ye göre anlaşmaya yönelik İsrail tepkisi, Saddam Haftar'ın İsrail'e karşı bir tutum sergilediği izlenimini güçlendirebilir ve İsrail ile gizli temasları bulunduğu yönündeki algıyı zayıflatabilir.

Avrupa Birliği'nin etkisi zayıflıyor

Analizde Avrupa Birliği'nin Libya üzerindeki siyasi etkisinin giderek azaldığı da savunuluyor.

Temmuz 2025'te Bingazi yönetimi, Avrupa Birliği'nin göçten sorumlu komiserini ve üç üye ülkenin bakanlarını sınır dışı etmişti.

Badi, bu gelişmenin ardından Avrupa ülkelerinin doğu Libya yönetimi karşısında güçlü bir tutum sergileyemediğini belirtiyor.

Aradan bir yıl geçmeden Yunanistan'ın Saddam Haftar'ı ağırladığına dikkat çeken Badi, buna rağmen Haftar'ın alternatif bir denizcilik anlaşmasına ilişkin herhangi bir taahhütte bulunmadığını hatırlatıyor.

Analizde, Avrupa Birliği'nin Libya politikasını büyük ölçüde göç meselesine odaklamasının, Birliğin bölgedeki siyasi hareket alanını daralttığı görüşüne yer veriliyor.

Birleşik Arap Emirlikleri Saddam Haftar'ı destekliyor

Badi'nin değerlendirmesine göre Saddam Haftar'ın en önemli dış destekçilerinden biri Birleşik Arap Emirlikleri.

Abu Dabi yönetiminin uzun yıllardır Halife Haftar'a verdiği destek düşünüldüğünde, Saddam Haftar'ın Libya devlet başkanlığına yükselmesi Birleşik Arap Emirlikleri açısından önemli bir kazanım olabilir.

Analizde Saddam Haftar'ın, Halife Haftar'ın oğulları arasında Birleşik Arap Emirlikleri'ne en yakın isim olduğu ifade ediliyor.

Bu nedenle Abu Dabi'nin, Türkiye ile yapılan denizcilik anlaşmasına rağmen Saddam Haftar'ın başkanlık hedefini desteklemeyi sürdürebileceği değerlendiriliyor.

Badi'ye göre Birleşik Arap Emirlikleri açısından Saddam Haftar'ın Libya yönetiminin başına geçmesi, Türkiye lehine sonuçlar doğurabilecek bir denizcilik anlaşmasından daha önemli olabilir.

Bununla birlikte Abu Dabi'nin Yunanistan ve Kıbrıs ile ilişkilerinin bu konuda bazı sınırlamalar oluşturabileceği de belirtiliyor.

Mısır'ın tutumu belirleyici olabilir

Saddam Haftar'ın başkanlık hesaplarında en önemli belirsizliklerden biri ise Mısır'ın tutumu.

Kahire yönetimi, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasının Mısır'ın münhasır ekonomik bölgesine müdahale ettiği gerekçesiyle itirazda bulundu.

Ancak Badi, Mısır'ın açıklamalarında ağırlıklı olarak hukuki gerekçelere yer vermesinin siyasi seçeneklerini açık tutma isteğinden kaynaklanabileceğini belirtiyor.

Analizde Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin son dönemde değiştiğine, iki ülkenin Sudan ve Kızıldeniz konularında yakınlaştığına dikkat çekiliyor.

İsrail'in bölgedeki politikalarına ilişkin ortak kaygıların da Ankara ile Kahire arasındaki yakınlaşmayı güçlendirdiği ifade ediliyor.

Badi'ye göre ekonomik ve ticari anlaşmalar Mısır'ın itirazlarını yumuşatabilir. Ancak Kahire'nin Saddam Haftar yerine başka bir ismi destekleme ihtimali de bulunuyor.

Bu noktada Saddam Haftar'ın kardeşi Halid Haftar öne çıkıyor.

Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı olan Halid Haftar'ın Mısır'a yakın olduğu ve nisan ayında ABD'nin Libya girişimini açıkça eleştirdiği hatırlatılıyor.

Badi, Kahire'nin Halid Haftar'ı desteklemesi durumunda Saddam Haftar'ın siyasi hesaplarının önemli ölçüde zorlaşabileceğini değerlendiriyor.

Sudan meselesi yeni bir sorun oluşturabilir

Analizde Saddam Haftar'ın karşı karşıya kalabileceği bir başka sorunun Sudan'daki çatışmalarla bağlantılı olduğu belirtiliyor.

Türkiye ve Mısır, Sudan ordusunu desteklerken Birleşik Arap Emirlikleri'nin Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri ile ilişkileri farklı bir siyasi denklem oluşturuyor.

Badi'ye göre Saddam Haftar'ın Hızlı Destek Kuvvetlerine verilen desteği kesmesi, Ankara ve Kahire tarafından olumlu karşılanabilir.

Ancak böyle bir karar, en önemli destekçilerinden biri olan Abu Dabi ile ilişkilerini tehlikeye atabilir.

Bu nedenle Saddam Haftar'ın Türkiye, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki çıkar farklılıklarını yönetmekte zorlanabileceği değerlendiriliyor.

Badi, Saddam Haftar'ın Washington'daki görüşmeler sonuçlanıncaya kadar Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteğini korumaya çalıştığını belirtiyor.

Babasının yenilgisi oğlunun siyasi fırsatına mı dönüşüyor?

Analizin sonunda Türkiye'nin 2020 yılında Libya'ya müdahalesi ile bugün yaşanan gelişmeler arasında dikkat çekici bir bağlantı kuruluyor.

Halife Haftar'ın Trablus'a yönelik askerî harekâtı, Türkiye'nin müdahalesinin ardından başarısızlığa uğramış ve Haftar güçleri geri çekilmek zorunda kalmıştı.

Badi'ye göre bugün Saddam Haftar, babasının Trablus'u ele geçirme girişiminin başarısızlığa uğramasında etkili olan Türkiye ile yapılan denizcilik anlaşmasını kendi siyasi geleceği için kullanmaya çalışıyor.

Analizde, Saddam Haftar'ın başarılı olması hâlinde bu anlaşmanın Haftar ailesinin Libya'daki iktidarını kalıcı hâle getiren bir araca dönüşebileceği belirtiliyor.

Ancak Washington'daki girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda aynı anlaşmanın Saddam Haftar'ın başkanlık hedefleri açısından ciddi bir siyasi kayba dönüşebileceği değerlendiriliyor.

Badi, Saddam Haftar'ın karşı karşıya olduğu riskleri göze almasının yalnızca siyasi hesaplarla değil, babasından sonra yaşanabilecek iktidar mücadelesine ilişkin kaygılarla da bağlantılı olabileceğini ifade ediyor.

Kaynak: Al Jazeera English, 26 Ekim 2026

Özgün makale: Saddam Haftar is eyeing Libya's throne

Yazar: Emadeddin Badi — Chatham House Yardımcı Araştırmacısı, Libya ve Sudan üzerine bağımsız stratejik danışman.

Bunları da okuyabilirsin

Tüm yazılar
Dünya - Haber
Dış Haberler Servisi27 Ekim 202610 dk okuma

Kızıl Kmerler: Dört Yıla Sığan Büyük Felaket

Dünya - Haber
Karim al-Sahra17 Ekim 20265 dk okuma

En Çok Gıda İsrafı Yapan Ülkeler Hangileri ve Evde İsrafı Nasıl Azaltabiliriz?

Dünya - Haber
Haber Merkezi14 Ekim 20263 dk okuma

İnsan Ömrünün Sınırı Gerçekten Hesaplandı mı?