
Ötekisiz Türkiye Yüzyılı
Fatih Köse yazdı..
Yeni bir cumhuriyet kurulmuştu.
Savaşlarda kırılmış ama yıkılmamıştık.
Hedef muasır medeniyet seviyesiydi.
Yoktan var edilerek devasa fabrikalar kuruldu; üniversiteler, enstitüler ve çiftlikler açıldı. Çok doğru, yerinde, anlamlı işler yapıldı.
Savaşan kadronun kurduğu cumhuriyete yıllar sonra kendi rengini veren, kendi kabullerini Cumhuriyet’le özdeşleştirerek vazgeçilmez gören bir kadro, iktidarın nimetlerinden faydalanmaya iyice alışmıştı.
Kendi tespitlerine dayanarak uyguladıkları yöntemin, bizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkaracak yegâne reçete olduğuna inanıyorlardı. Bu tespitlere göre uyguladıkları tedavi, bizi muasır medeniyetlerin üzerine çıkaracak yegâne reçete idi.
Güçlüydüler.
Siyaset, bürokrasi ve dolayısıyla ticaret onların ellerindeydi. Kurulmuş fabrikalara, üniversitelere, resmî kurumlara, bürokrasiye alımlarda hatırları geçiyordu.
Eleştiri getirenler, farklılıkları ile beraber yönetime katılmak isteyenler, itiraz edenler bölücü, irticacı ya da cahildi.
‘ÖTEKİ’ sahip olduğu gücü, makamı hak etmiyordu ve tabii ki karar alma ve yönetme süreçlerinde yoktular.
Güç sarhoşu oldular.
‘ÖTEKİ’ni dışladılar.
Ülkeyi muasır medeniyet seviyesine ulaştırmak için herkesin katkısına ve eleştirisine açık olmak, en doğru yolu birlikte bulmak ve herkesi bu ideale ortak etmek zorundaydılar. Ancak bunun yerine kolay ve kısa vadede kazançlı olanı seçtiler.
Dışladılar, yok saydılar.
Olmadı.
…
Doğru, yerinde ve anlamlı işler yapmış olsalar da diğerlerini ötekileştirmeleri, bugünkü iktidarın ortaya çıkmasına ve güçlenmesine zemin hazırladı. Sonunda da kendi büyüttükleri siyasi hareketle baş etmekte zorlandılar.
Şimdikiler, hak, hukuk, adalet, eşit paylaşım dediler. Vesayeti kaldıracağız, herkesi kuşatacağız diyerek başa geldiler. Hep birlikte Türkiye olacak, adaletle kalkınacak, muasır medeniyet seviyesine bizi şimdikiler ulaştıracaktı.
Kötü niyetli değillerdi.
Çok doğru, yerinde, anlamlı işler de yaptılar. Enflasyonu düşürdüler, istikrarı sağladılar, birçok altyapı sorununu çözdüler.
Onlara göre teşhisleri doğruydu; uyguladıkları politikalarla önümüzdeki yüzyıl TÜRKİYE YÜZYILI olacaktı.
Onlara göre kendileri, bu ülkenin tek yerli ve millî seçeneğiydi; ülkenin önündeki yegâne reçete de onların anlayışıydı.
…
Şimdikiler de iktidara ve nimetlerine alıştılar. Şimdikiler de her şeyi ‘ÖTEKİ’ üzerinden okumaya başladılar.
Ekonomiyi bozdular, ehliyet ve liyakate bakmadan kendilerinden olanları atadılar.
Biz devletiz, devlet biziz dediler.
Kendilerini eleştiriye, sorgulamaya kapattılar. Yanlış yapılıyor diyenleri dışladılar.
Her devrin iktidar partililerinin şakşakları arasında dostlarının acı sözlerini duymaz, duymazdan gelir oldular.
Siyaset, bürokrasi ve dolayısıyla ticaret ellerinde. Bu gücü kimse ile paylaşmak istemiyorlar.
Şimdikilere göre ‘ÖTEKİ’, bölücü, vatan haini, beceriksiz.
Onların sahip oldukları gücü ve makamı hak etmiyorlar.
Oysa ikinci yüzyılımızın TÜRKİYE YÜZYILI olması için ülkede yaşayan herkesi kucaklayarak bu ideale ortak etmek zorundalar.
Kolay ve kısa vadede kârlı olanı seçtiler.
Dışladılar, yok saydılar.
Olmadı. Olmayacak.
…
Her iki anlayış da iktidarı kendilerine hak, ‘ÖTEKİ’ne ise haram gördü. İktidarın sağladığı konforu ideallerin önüne koydular ve ülkeyi siyasi kamplara ayırdılar. Bu nedenle Türkiye’yi gerçek anlamda ileriye taşıyamadılar; aynı anlayışla devam ettikleri sürece taşıyamayacaklar.
…
Türkiye’nin bölgesel bir güçten küresel bir güce dönüşmesi, ancak bu ülkede yaşayan herkesin inandığı ve kendisini bir parçası olarak gördüğü kapsayıcı bir toplumsal anlayışla mümkün olabilir. Böyle bir anlayışta kimse dışarıda bırakılmamalıdır.
Türkiye’nin ikinci yüzyılında, bütün farklılıklarımıza rağmen hepimizin eşit haklara sahip vatandaşlar olduğu; herkesin bir başkasının hak ve hukukunu savunduğu, devletin millete hizmet ettiği ve farklılıklarımızla birlikte yaşamayı içselleştirdiğimiz bir anlayışa kavuşmasını diliyorum.
İşte o zaman ilan edilmiş olan cumhuriyet tam manasıyla kurulur ve belki yaşayacağımız bir TÜRKİYE YÜZYILI ile muasır medeniyetler seviyesine ulaşabiliriz.
Kim bilir?


