
Varlıklıya Hibe Vermek Adalet mi?
"Deprem güvenliği herkesin hakkı. " Bayram Ali Akyüz
Türkiye'nin en zengin insanlarından birinin İstanbul'da riskli bir binada konutu olduğunu düşünün. Bu kişinin binasını yenileyecek yeterli parası var. Buna rağmen devlet, kentsel dönüşüm kapsamında kendisine karşılıksız hibe veriyor.
Şimdi aynı binada yalnızca emekli maaşıyla geçinen, birikimi bulunmayan başka bir konut sahibini düşünün. O da aynı hibeyi alıyor.
İki insanın ekonomik durumu tamamen farklı. Aldıkları karşılıksız destek ise aynı.
İstanbul'da uygulanan Yarısı Bizden kampanyasında devlet, riskli konutların dönüşümü için 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira tahliye desteği veriyor. Açıklanan genel koşullarda gelir veya servet üst sınırı bulunmuyor. Bir hak sahibi, diğer konutları için aynı hibeyi değil, kredi desteğini alıyor.
Kendi konutunu yenileyecek maddi gücü bulunan birine devlet neden karşılıksız para veriyor?
Kentsel dönüşümün amacı insanların güvenli binalarda yaşamasını sağlamak. Devletin bu süreci desteklemesi gerekli. Ancak kamu yararı bulunması, her mülk sahibine ekonomik durumuna bakılmaksızın karşılıksız para verilmesini haklı çıkarmıyor.
Üstelik yenilenen konutun piyasa değeri de artabilir. Devlet, varlıklı bir kişinin dönüşüm maliyetine karşılıksız katkıda bulunduğunda onun özel servetinin değerlenmesini de finanse etmiş oluyor. Bunun maliyetini ise vergileriyle kamu bütçesine katkıda bulunan toplum karşılıyor.
Kamu bütçesi, kendi masrafını karşılayabilecek mülk sahipleri için mi, yoksa güvenli konuta ulaşacak ekonomik gücü bulunmayan insanlar için mi kullanılmalı?
Sorunun bir de iller arasındaki dağılım boyutu var.
İstanbul'da Yarısı Bizden kampanyası uygulanırken 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerde Yerinde Dönüşüm kapsamında ayrı hibe ve kredi destekleri verildi. Depremde evini kaybeden vatandaşlara yardım etmek gerekli. Ancak afet sonrasında barınma ihtiyacını karşılamakla, henüz deprem yaşanmadan riskli binaları yenilemek farklı durumlardır.
İzmir, Bursa ve Kocaeli gibi deprem tehlikesi bulunan illerdeki konut sahipleri İstanbul'daki özel kampanyadan aynı koşullarda yararlanamıyor. İstanbul'un nüfusu, yapı stoku ve olası deprem kayıpları özel önlemleri gerektirebilir. Fakat diğer illerde benzer risk altında yaşayan vatandaşların neden aynı türden desteğe erişemediği de açıklanmalı.
Kamu kaynakları dağıtılırken iki ölçüt esas alınmalı: Binanın deprem riski ve mülk sahibinin ödeme gücü.
İlki hangi binanın önce dönüştürüleceğini, ikincisi dönüşüm maliyetinin nasıl karşılanacağını belirlemeli.
Dar gelirli, tek konut sahibi ve dönüşüm masrafını karşılayamayan vatandaşlara karşılıksız hibe verilmeli. Orta gelir grubuna on veya on beş yıl vadeli faizsiz kredi sunulmalı. Taksitler gelir ve ödeme gücüne göre düzenlenmeli. Yüksek gelir ve servet sahipleri ise dönüşüm maliyetini kendi kaynaklarıyla karşılamalı.
Faizsiz kredinin de kamuya maliyeti var. Enflasyon ve finansman yükü ortadan kalkmıyor. Ancak geri ödemeler yeni dönüşüm projelerinde kullanılabilecek bir kaynak oluşturuyor. Devlet bu parayı bağımsız denetlenen, hesapları kamuoyuna açık bir kentsel dönüşüm fonunda toplayabilir.
Bu sistemde yalnızca maaşa, tapu sayısına veya konutun değerine bakmak yeterli değil. Değerli bir evde yaşayan herkes yüksek gelire sahip olmayabilir. Miras yoluyla edinilmiş küçük taşınmaz hisseleri de tek başına zenginlik göstergesi değildir. Gelir, toplam mal varlığı, borçlar ve gerçek ödeme gücü birlikte değerlendirilmeli.
Aynı apartmanda farklı ekonomik koşullara sahip insanlar yaşayabilir. Dar gelirli malik hibe alırken orta gelirli malik kredi kullanabilir, varlıklı malik kendi payını ödeyebilir. Finansman sistemi bu farklılıklar yüzünden binanın dönüşümünü geciktirmemeli.
Kiracılar da unutulmamalı. Dönüşüm sırasında evini boşaltan kiracı yeni bir konut bulmak ve çoğu zaman daha yüksek kira ödemek zorunda kalıyor. Yarısı Bizden kampanyasında kiracılara tahliye desteği veriliyor. Ancak tek seferlik ödeme, uzun süreli barınma sorununu çözmeye yetmeyebilir.
Devletin dönüşümü desteklemek için başka araçları da var. Vergi kolaylıkları, hızlı ruhsat işlemleri, uygun finansman ve etkili yapı denetimi bunlardan bazıları. Karşılıksız hibe tek seçenek değil.
Kamu bütçesinden varlıklı bir mülk sahibine verilen karşılıksız para, başka bir riskli binanın dönüşümünde kullanılamıyor. Bu nedenle hibenin kime verildiği, en az ne kadar verildiği kadar önemli.
Deprem güvenliği herkesin hakkı. Ancak bu hakkı sağlamanın bütün maliyetini devletin üstlenmesi gerekmiyor.
İhtiyaç sahibine hibe, geri ödeme gücü bulunana uzun vadeli faizsiz kredi, dönüşüm maliyetini karşılayabilecek durumda olana ise kendi kaynaklarını kullanma sorumluluğu getirilmeli.
Kamu desteğinin başarısı, kaç kişiye para dağıtıldığıyla değil, o paranın gerçekten ihtiyacı olan kaç insanın güvenli konuta kavuşmasını sağladığıyla ölçülmeli.


