Fotoğraf Üzerine
Sontag'ın sorusu iyi fotoğrafın ne olduğu değil; fotoğraf çekmenin bakışımızı ne yönde değiştirdiği.
Kitap altı denemeden oluşuyor ve hiçbiri teknikten söz etmiyor. Sontag'ın ilgilendiği şey, fotoğrafın gerçekliğe dair kurduğu iddianın kendisi: bir kare bir şeyi kanıtlar mı, yoksa yalnızca orada bulunulduğunu mu gösterir?
Bu soru, fotoğrafın herkesin cebinde olduğu bugünde yazıldığı yıla göre çok daha ağır. Sontag on binlerce kare değil, birkaç yüz kare çeken bir dünyaya bakarak yazmıştı; buna rağmen tarifi bugüne birebir oturuyor.
Rahatsız eden kısım
Kitabın en sert bölümü, acının fotoğraflanmasıyla ilgili olanı. Sontag, bir felaketin görüntüsünü paylaşmanın çoğu zaman müdahale etmenin yerine geçtiğini söylüyor ve bunu iyi niyetle yapılan işleri de kapsayacak biçimde söylüyor.
Bu bölüm haklı olduğu kadar rahatsız edici. Kendi seyahat karelerime dönüp baktığımda, kimi fotoğrafın gerçekten bir karşılaşma, kiminin ise yalnızca bir toplama olduğunu ayırmak zorunda kaldım.
Sonradan gelen düzeltme
Sontag yıllar sonra başka bir kitapta buradaki bazı hükümlerini yumuşattı. İkisini arka arkaya okumak, bir düşünürün kendi fikrini nasıl gözden geçirdiğini görmek açısından değerli.
Tek başına okunacaksa Fotoğraf Üzerine daha keskin, daha kışkırtıcı. Ama son sözü olduğunu düşünmemek gerekiyor; yazarın kendisi de öyle düşünmemiş.




