Kayıp Zamanın İzinde — Swann'ların Tarafı
Proust'un cümlesi uzun olduğu için değil, bir duyguyu tamamlanana kadar bırakmadığı için uzun.
Kitabın ünlü açılışı — annesinin gece öpücüğünü bekleyen çocuk — okurun sabrını sınayan bir bölüm. Elli sayfa boyunca neredeyse hiçbir şey olmuyor. Ama olan şey, bir beklemenin içinin bu ayrıntıda açılabileceğini göstermek.
Roza Hakmen çevirisi bu noktada belirleyici. Proust'un yan cümlelerle uzayan yapısını Türkçede parçalamadan taşımak neredeyse imkânsız görünürken, çeviri cümlenin nefesini koruyor.
Bellek nasıl çalışıyor
Madlen sahnesi popüler kültürde fazlaca yıprandı ama kitaptaki işlevi hâlâ net: iradeyle hatırlanan geçmiş ile kendiliğinden gelen geçmiş arasındaki fark. Proust, ikincisinin daha güvenilir olduğunu iddia etmiyor; yalnızca daha canlı olduğunu söylüyor.
Bu ayrım romanın tamamının yapısını belirliyor. Anlatı kronolojik değil çağrışımsal ilerliyor ve okurdan da aynı biçimde okuması bekleniyor.
Bir ciltle kalınabilir mi
Yedi ciltlik bir işin birinci cildi olmasına rağmen Swann'ların Tarafı kendi içinde tamamlanıyor. Özellikle Swann'ın aşkını anlatan bölüm ayrı bir novella gibi okunabiliyor.
Devamına geçmeyecek okur için bile bu cilt yeterli bir deneyim sunuyor. Devam etmeye karar verenler içinse ikinci ciltten sonra ritim belirgin biçimde hızlanıyor.




