Tutunamayanlar
Selim Işık'ın ölümünden sonra Turgut Özben'in yaptığı şey bir soruşturma değil; bir dilin içinde kaybolmuş bir adamı yeniden kurma çabası.
Tutunamayanlar'ı zor kılan uzunluğu değil, biçimindeki sürekli kayma. Roman düz anlatıyla başlıyor, mektuba dönüyor, ardından yüzlerce dizelik bir şiire ve dipnotlarla ilerleyen bir bölüme geçiyor. Okur her seferinde yeniden yerleşmek zorunda kalıyor.
Bu kayma keyfî değil. Selim'in kendini anlatamamış olması, kitabın da tek bir anlatma biçimine yerleşememesiyle karşılık buluyor. Biçim burada süsleme değil, konunun kendisi.
Mizahın işlevi
Kitabın acı bir kitap olduğu doğru ama sadece acı olduğu doğru değil. Atay'ın mizahı, özellikle bürokratik dilin ve entelektüel taklidin taklidinde, kitabın en keskin yerlerini oluşturuyor.
Bu mizah okuru rahatlatmıyor; tersine, güldükten hemen sonra gülünen şeyin kendimiz olduğunu fark ettiriyor. Romanın kalıcılığı büyük ölçüde bu ikili etkiden geliyor.
Nasıl okumalı
Yedi yüz sayfayı hızlı bitirme baskısıyla okumak kitaba zarar veriyor. Şiir bölümünde takılan okurun oradan atlaması, ilerideki bölümlerin karşılığını zayıflatıyor; ama tamamen bırakmaktan iyidir.
İkinci okumada roman tamamen değişiyor. İlk okumada dağınık görünen bölümlerin birbirine nasıl bağlandığı ancak sonu bilindiğinde ortaya çıkıyor. Bu yüzden ilk okumayı bir keşif, ikinciyi asıl okuma saymak daha doğru.




